Pazar , 3 Mart 2024
Son Dakika Haberler

ÖZGECAN’IN KATİLİ….

Hikaye ile başlayalım yazıya: Karadeniz’in bir ilçesinde bir kadın tecavüze uğrar. Tecavüz eden yakalanır ceza giyer, kadın da bu durumdan memnundur. Ne de olsa tecavüzcü cezasını çekmektedir. Fakat bir gün adamı ilçenin pazarında gezerken görünce karşısına dikilir:

-Sen hapiste değil misin be adam? Ne işin var burada?

-Hükümet af çıkardı ben de çıktım!

Kadın öfkeyle bağırır:

-Ula sen hükümetin mi ırzına geçtin yoksa benim mi?

Bu hikaye gerçektir ve bütün cinayetlerin, hırsızlıkların, kapkaçların, fuhuş ve zina yoluyla yuvaların dağılmasının nedeni kadının sorduğu soruda gizlidir?

Şahsı ilgilendiren suçlarda devlet ceza veremez, vermemelidir. Dünyada bildiğim kadarıyla, mantalitesi farklı üç ayrı hukuk sistemi vardır:

1-Ferde karşı işlenen suçlarda cezayı devlet verir.

2-Cezayı toplum yani halk(jüri) verir.

3-Cezayı zulme veya tecavüze uğrayan fert verir.

Türkiye, ferdi cezaların devlet tarafından verildiği ülkelerden biridir. Devlet ancak devlete karşı işlenen suçlarda ceza verirse adil olur. Hem ferde karşı işlenen suçlarda cezayı devlet verecek, hem istediği zaman af çıkarıp serbest bırakacak?! Adalet neresinde bu işin?

Babası, veya eşi öldürülen bir şahsın, hakim tarafından ceza verilirken görüşü soruluyor mu? Hayır. Af çıkarılırken görüşü soruluyor mu? Yine hayır.

Verilen ceza, ölenin veya malı çalınanın içini ferahlatıyor mu? O da hayır… Adalet, mazlumun hakkını zalimden almak ve kendisine vermek değil mi? Eh, öyle olmalı.

Cezayı yeterli görmeyenler intikam peşine düşüyorlar bu sefer.

Özgecan’ın hunharca katledilmesinden sonra bir çok insan idamın geri getirilmesinden bahsetmeye başladı. Hatta meşhurlardan bile yağlı kazığa oturtulmalı gibi istekler dile getirildi. Bu gün idam geri gelmeli, idam dışındaki cezalar hafif kalır diyenler normal zamanda “Şeriat hükümleri gelmeli” dense kıyamet koparacak türden insanlar. Şimdi neden İslamın ön gördüğü çizgiye geldiler? Olay çok sıcak da ondan. İki gün vah vah, sonrası kah kah… Bir hafta sonra unutulur. Herkes humanist, insancıl mevzilerine çekilir ve idama, ağır ceza verilmeye karşı çıkmaya başlar. Ta ki; yeni bir Özgecan öldürülünceye kadar…

Halbu ki bu insanlara sorsanız: “Her şeyin en iyisini ve en doğrusunu bilen kimdir?” diye, elbette Allah derler. Şu ikinci soruyu sorsanız bu sefer: “Madem her şeyin en iyisini ve doğrusunu bilen Allahtır; öyleyse Allah Kuranda: “Veleküm fil gısasu hayatün ya ülil elbabi lealleküm tettegun(BAKARA 179)…Kısasta sizin için hayat vardır ey akıl sahipleri,umulur ki sakınırsınız.” Buyurur. Buna neden katılmazsınız?

Bu soruya kem küm cevaplar duyarsınız. Allah ferde karşı işlenen suçların misliyle cezalandırılmasını istemektedir. Eğer cumhuriyet kurulduktan sonra Osmanlıda mer’î olan Şeriat yasaları yürürlükten kaldırılmamış ve halen uygulanır olsaydı Özgecanlar ve haksız yere öldürülen binlerce canlar öldürülemeyecekti. Kadınlar dul, çocuklar yetim kalmayacaktı. Yuvalar dağılmayacaktı.

Mardinin Bilge Köyündeki katliam da bir zina nedeniyle değil midir? O olayı nasıl izah edeceğiz? Töre cinayetleri, kan davaları, hırsızlık esnasında mal sahibi ile hırsızın çatışması nedeniyle ölen masumlar…

Cümleleri çoğalttıkça çoğaltabilirsiniz.

Yazık, bütün pislik, verilen cezaların yeterli görülmemesinden geliyor.

Özgecan’ın katili… Eğer, Osmanlıdaki Şeri yasalar uygulamada olsaydı o katil, cinayeti işlemeye cesaret edemeyecekti. Cinayet işlerse kendisinin de öldürüleceğini bilecekti. Başında asılı duran hukuk(Şeriat) kılıcı onu ve onun gibi katil, zani,hırsızları suç daha işlenmeden caydıracaktı.

Yine soralım:

Ne kazandık bir kızımızı toprağa, üç insanımızı da zindana göndermekle? Şeriat düşmanlığı bu ziyanı örtebiliyor mu?

İdris Günaydın *

Tüm Yazıları →
İdris Günaydın

Ayrıca Bakınız

DENİZ BAYKAL BAŞBAKAN MI OLUYOR?

        Cumhurbaşkanımız Erdoğan Dış İşleri konutunda Baykal’la çok önemli görüşme yaptığını söyledi. Bu görüşmenin bir kısmını …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir