Pazartesi , 24 Haziran 2024
Son Dakika Haberler

Hedonizm

Fatih Altunbaş

Mehmet için çok zor bir gündü, fazla mesai yapmak zorunda kalmıştı. Hergün evden erken çıkıyor ve zaman zaman geç saatlere kadar çalışıyordu. Eve dönerken bir fastfood restoranı görünce sağlıksız olsa da restoranın sunduğu aşırı lezzetli yiyeceklerden canı çekiyordu.

Kendi kendine şöyle diyordu: “Çok çalıştım, şimdi de biraz kendimi ödüllendireyim.” Mehmet yemeği keyifle yerdi. Yemekten sonra kendini başarılı ve ödüllendirilmiş hissederken biraz da suçlu hissederdi. Bu küçük ödüllendirme zamanla bir alışkanlığa dönüştü. Yoğun her günün ardından kendini fast food ile ödüllendirirdi. Ancak kafasında meydana gelen bilinçsel hasarın farkında değildi. Bir anlık haz duygusu kısa zamanda alışveriş alışkanlıklarına kadar uzandı.

Mehmet kendini daha fazla takdir edip ödüllendirmesi gerektiğini düşünür, sağlam ve çalışan kulaklıkları olmasına rağmen kendine yeni bluetooth kulaklıklar alır. Evde olduğu zamanlarda Youtube’da kısa filmler ve instagram’ da videolar izler. Bu klipleri izleyerek bazı bilgiler edinir ve daha bilgili hale geldiğini düşünür. Gerçekte olan şey ise, tembelleşip aptallaşmasıdır.  Zamanla anlık haz, bir bağımlılığa dönüşür ve bunun farkında olmadan Mehmet yavaş yavaş düşünce ve düşünce ve değerlerini de yitirir. Tüketim odaklı Kapitalist dünyanın iyi bir kölesi haline geldiğinin farkına varmaz.

Biraz da Murat hakkında konuşalım. Murat bilgiye ulaşmayı çok sever ve her şeyi araştırır. Bazen hayır demekten de hoşlanır. Allah’ın varlığını bile zamanla sorgulamış, kapsamlı araştırmalardan ve doğru kişilerle konuştuktan sonra, dünyanın ve evrenin yüce Allah’ın kudretiyle oluştuğu ve yönetildiğini anlar. Allah’ın varlığına tamamen inanır.

Okuldan evine dönerken o da bir fast food restoranını görürdü. Orada kullanılan etin ne kadar sağlıksız olduğunu ve Allah’ın kendisine emanet olarak verdiği o muhteşem vücuduna büyük zararlar verecek trans yağlarlardan kendini uzak tutardı. Canının istemesine rağmen kendisi için buna benzer küçük fedakârlıklar yapardı. Eve vardığında hala harcama yapmak arzusundadır. Türk Hava Yolları’nın bir hissesini satın alır ve böylece uzun vadeli bir yatırım yapar, gecikmiş hazzı hedefler. Aynı kulaklığı görür ama yıllar sonra bu hisse senedi yatırımlarından elde ettiği kazançla daha iyi bir kulaklığı satın alır.

Murat dünyada neler olup bittiğinin farkındadır. Ve büyük resmi görür. Evde sağlıklı beslenir, kötü kararlar vermekten kaçınmak istediği için anlık hazlardan uzak durur. Gelecekteki gecikmiş tatmine ulaşmak için fedakârlık yapmaktan çekinmez.

Hedonizm yüzyılımızın yaygın bir hastalığıdır. Güçlü kişiliklere sahip olmalı ve ne pahasına olursa olsun her hususta nefsimizi terbiye etmeliyiz. Büyük şirketler daha önceleri görülmemiş bir hızla ve reklamla sürekli tüketmemizi teşvik etmektedir. Onlar ne olursa olsun çok kâr etmek istiyorlar ve sizin paranızın olup olmadığı, borçlu olup olmadığınız onların umurunda bile değil.  Kimse bunu umursamıyor ve umursamayacak da. Kapitalizm çok tüketen, doymak bilmeyen canavar bir toplum oluşturuyor. Onun için de çok üretmek zorunda kalarak, artık her şeyi robotlara ve yapay beyinlere havale ederek insanı üreten değil tüketen bir hayvan haline getiriyor.

İnsan neye inanmak istiyorsa ona inanır ve ona teslim olur. Olumlu olumsuz insan çevresinden etkilenen ve çevresini etkileyen bir fıtrata sahiptir.

Yeterince zafiyet yaşamadın mı? Kötü kararlarından bıkıp usanmadın mı?

Hayatın içindeki büyük resmi görmüyor musun? Neyi sorguladın şimdiye kadar? Kendini özeleştiriye tabi tutabiliyor, hesaba çekebiliyor musun?

Kendini uyar, bilgilendir ve sorgula. Bir yalan hikâyenin peşinde olabilirsin. Her hangi bir hususta karar vermeden önce 100 kez düşün, sonra karar ver. Hep evet demeyi bırak. Hayır diyebilmeyi de öğren!

Koyun değil Kurt ol. Uyan! Uyanık ol! Uyanık kal!

Not;

Felsefede, hazcılık veya hedonizm, hazzın mutlak anlamda iyi olduğunu, insan eylemlerinin nihai anlamda haz sağlayacak bir biçimde planlanması gerektiğini, sürekli haz verene yönelmenin en uygun davranış biçimi olduğunu savunan felsefi görüştür. Kirene Okulu’nda, Sokrates’in öğrencisi Aristippos (MÖ 435-355) tarafından kurulmuş olup, daha sonra Epikuros tarafından devam ettirilmiştir.

Antik Yunan’ da ortaya çıkan hazcılık, 19. yüzyılda ortaya çıkan İngiliz faydacılığını da etkilemiştir.

Fatih Altunbaş *

Tüm Yazıları →
Fatih Altunbaş

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir