Perşembe , 29 Şubat 2024
Son Dakika Haberler

İSLAM DÜNYASINI MEZHEPLER ÜZERİNDEN OKUMAK

İSLAM DÜNYASINI MEZHEPLER ÜZERİNDEN OKUMAK
Her şeyin kolayını bulduk. İç siyasette tarafımız belli. Kim haklı kim haksız, umur değil. Biz,hep haklı taraftayız.
Şimdi, dünyaya bakmayı da öğrendik. Dünyadaki tarafımız da belli.
Hele İslam dünyası için: Daha ortaya mesele çıkmadan bile tarafımız belli.
Çünkü, ya şiiyiz ya da sünni. Sünni isek sünni tarafta, şii isek şii tarafta.,
Sormaya, bilmeye veya bilmek için hakikat aramaya gerek yok: Daha sözün başında ve ortada hiç bir şey olmamışken tarafımız belli. Hepimiz, hazır kıta askerleriz.
Böyle mi olmalı?… Hakikat arzumuz ve kardeşlik duruşumuz hiç yok mudur? Veya, biz, “kardeşler” değil miyiz?
Bir kaç günlüğüne, dinsiz ve mezhepsizmiş gibi dünyaya bakamaz mıyız? Merak etmeyin ne dinsiz olacağız ne de mezhepsiz ama öyleymiiş gibi olacağız.
Dünyaya, sözde dinimiz ve mezhebimiz üzerinden değil de herhangi bir insan olarak “hakem” olacağız. Hani, hakimler için derler ya:” Hakimin dini de yok  mezhebi de yok: Hakikat ne ise ona göre hüküm verir” diye. Biz de işte öyle olacağız. Hepten de değil… Bir kaç günlüğüne!…
Önce, Suriye’ye bakacağız. Esed şii olmasa gözümüzde bir vatansever midir? Veya muhalifler sünni olmasalar gözümüzde halkın askerleri mi olacaklar?
Keza, Suriye’de “yabancı güç” olarak var olduklarını söyleyen İran ve Lübnan Hizbullah güçleri gözümüzde “meşruiyet” bakımından nasıl duracaklar?… Keza, eğer, varsa, Suriye’de “Türk askerleri” bizim gözümüzde ne olacaklar?
Irak’a bakalım sonra: İran ordu güçleri ne hakla Irak içindeler. Irak halkı, kendisini yönetemeyecek kadar eblehler sürüsü mü?
Sonra Yemen’e bakalım: Husiler, “devlet” değiller ve fakat devleti yeniyorlar. Bu yenme gücü sadece iman gücü mü yoksa ellerindeki silahların gücü mü? Peki bu silahlar, onların eline nereden geçti… Keza, Suriye muhaliflerinin elindeki silahlar da öyle: Bu silahlar, hangi “meşru” gücün alış-verişi şeklinde oluştular?
Suudi Arabistan: Meğer  ne kadar da “kurtarıcı” bir ruha sahiplermişler. Bahreyn’deki ayaklanmayı hemen bastırdılar. Yemen’e de şimdi, kendinden gayrı dokuz ayrı ülkenin desteği ile saldırı düzenliyorlar.
Suud, dünyanın, en yüklü silah alıcısı ve bu silahlarını ilk defa kullanıyor. Ve, “kurtarıcı” olarak kullanıyor. Ve de müslümanlara karşı kullanıyor.
Suriye’de ve Irak’ta “Hava saldırıları ile bu iş olmaz” diyenler de Yemen’e yapılan hava saldırılarını destekliyor.
Hani, dünyaya ve olaylara “ilke” ile bakıyorduk. Nerede kaldı ilkeler ve ilkelerimiz.
O halde, demekki, dünyaya ve özellikle de İslam dünyasına “Dinimiz” demeyelim de “mezhebimiz” üzerinden bakıyoruz.
Dinimiz ve diyanetimiz üzerinden bakacak olsaydık: Bir “ilke”miz olurdu. Bu ilkeye de “akaid” derdik.
Ey akaid: Neredeysen, çık da görelim seni…. Mezheb adı altında Mezhebsizliğimiz bitirdi bizi.

Aydın Aydın *

Tüm Yazıları →
Aydın Aydın

Ayrıca Bakınız

DİAMANDİ NASİL YAMAN DEDE OLMUŞ

Aydın Aydın Diamandi Kayserili bir Rum çocuğudur. Henüz çocuk iken babasının işi dolayısıyla Kastamonu’ya gelmiştir.  …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir