Pazar , 3 Mart 2024
Son Dakika Haberler

Bizans Oyunları

Bizans Oyunları

ARİF ALTUNBAŞ, Haber 7

Her yalanı söyleyeceksin, iftirayı atacaksın, düşmanlarımıza Türkiye’yi şikayet edeceksin 6 ezik figüranla birlikte örümceğin intiharı tiyatrosunu oynayacaksın. Sonra da, herkesin seni alkışlamasını bekleyeceksin? Aksi takdirde politik dokunulmazlık zırhına güvenip yabancı işgal ve istila orduları gibi memurun, esnafın, öğretmenin, polisin, askerin, yani sana oy vermeyen milletin üzerine yürüyecek, belden aşağıya vuracak, kural kaide, yasa ve tüzük dinlemeden devlet dairelerini basacaksın, bu tiyatronun adına da demokrasi diyeceksin!

Haçlı taktikleri ile Müslümanların yolunu kesmek bu yolda her şeyi meşru görmek ve göstermek hukuk sınırlarını çiğnemek sakız çiğnemekten daha kolay hale geldiyse bir ülkede, o zaman; başınıza gelecek bela ve musibetlere de hazır olmak zorundasınız.

Milleti çiğnemek isteyen taşkın ve şaşkınları millet ayağının altına alıp bir güzel çiğneyeceği günler de gelecek. Fare iken aslan kesilen sıçanlar bir anda fare oluverdiklerini de anlayıp bilecekler.

Türkiyenin, devleti ve milletiyle zehirli bir Kırkayağın Bizans ayak oyunlarına karşı büyük bir sınama ile karşı karşıya olduğunu anlamayan ve bilmeyenlere ‘’ Günaydın’’ diyorum. Bazılarının hırs ve inadı, cehalet ve ihaneti bu zehirli Kırkayağın ülkemize ve milletimize vereceği zararı görmeye engel olabilir. Bu tipler Kırkayağın bir ayağı ve ihanet cephesinin bileşeni olmak, aynı kadrajda görünmek için bütün ahlaki sınırları, İslami ve insani değerleri de çiğneyebiliyor.

Bu tip davranışlar ve taraf olmak ‘’bir tercih meselesidir’’ deyip boş verilmez, hoş görülmez. Bunun ayrıca hassas bir inanç ve itikadi yanı ve yönü de vardır. O da; İslam düşmanlarına yardım ve yataklık yapmak, zulme ve zalime rıza göstermek, ihanet ve hainlerle suç ortağı olmaktır.

Batı emperyalizminin İslam ülkelerinde sürekli kamuflaj olarak kullandıkları sömürge tipi; ‘’demokrasi’’, ‘’özgürlük’’, ‘’çağdaşlık’’, ‘’modernlik’’, ‘’laiklik’’, ’’Barış’’, ‘’İnsan Hakları’’ , ‘’Liberalizm’’ gibi vitrin olarak kullandıkları bu kelimeler menfaat ve çıkarları söz konusu olunca içi boş sloganlar haline dönüşüveriyor. Batılı köle tüccarlarının ağızlarında çiğneye çiğneye çürüttükleri ‘’sömürge tipi demokrasiyi sakızını’’ Müslüman ülkelere büyük bedellerle sattıklarını gördük ve görürüz.

Güç sarhoşu emperyalistler kendi koydukları prensip ve kuralları çiğneyen, çıkar ve menfaatleri için namuslarını bile pazarlamaktan çekinmiyor. ‘’Bir damla petrol bir damla kandan daha değerlidir’’ diyerek dünyayı yönetenler bu Kabil soylulardır.

Yoksulları, güçsüzleri baskı altına alarak sömürmek ve haksız kazançla büyümek, güçlenmek, firavunlaşmak bunların karakteridir. 15 Ağustos 1096 da Papa II. Urbanın emriyle yola çıkan, önlerine gelen tüm Hıristiyan şehirleri ve ahalisini katleden, mal ve mülklerini yağmalayan, geçtikleri her yeri yakan yıkan Kutsal Haçlı ordusu bunların ataları idi.

İstanbul’dan başlayarak Anadolu topraklarında halkın biricik geçim kaynakları olan bağlarını, bahçelerini, ekin tarlalarını yakan yıkan talan eden, Hıristiyan ve Müslüman ayırt etmeden tüm şehirleri yağmalayıp kılıçtan geçiren (-Fransız tarihçi Frantz Funck Brentano’nun “Les Croisades” (Haçlı Seferleri) adlı kitabında zikrettiği gibi)  ‘’…Türkleri kaynar suda haşlayıp yediklerini söyleyen’’ de bu batılı Haçlı barbarlardır.

Birinci ve 2. Dünya savaşında 100 milyon insanı öldüren, milyonlarcasını da yaralı, sakat ve evsiz, barakan bize insan hakları ve demokrasi dersi verenler de yine bu yüzsüzlerdir. Amerika’daki yerli Maya, İnka ve Kızılderili’leri soy kırımına tabi tutup kökünü kazıyan, onların altın ve gümüşlerini çalıp gemilerle Avrupa’ya getirip semiren ve zenginleşen katil hırsızlardır bunlar.

Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atarak tarihte görülmemiş katliamlara imza atanlar, bugün de dünya kabadayılığına soyunan ve dünyayı tek başına yönetmek için her taşın altında çıkan zehirli yılanlardır bunlar. 1960’a kadar ABD’ nin Hotel ve Restoranlarında, ’’ Buraya köpekler ve zenciler giremez!’’ tabelasını asan (!) köle tüccarları bunlardı. Bunların zulümlerini yazmaya ve anlatmaya bir ömür yetmez.

Dün, savaş meydanlarında teslim alınamayan, yo edilemeyen milletimiz bugün yerli, milli, zilli işbirlikçi Truva atlarıyla teslim alınmak isteniyor. Tanıdık Bizans oyunları ve oyuncuları yine devredeler. Tarih, eskiden olduğu gibi aynen tekrar etmekte.

Çok şükür bu toprakların Kılıçaslan’ları, Nureddin Zengi’ leri,  Selahaddin Eyyubi’leri, Alpaslan’ları ve Fatih’leri daha ölmediler. Onlar;  Müslüman milletimizin kalplerinde ve arasında hala yaşıyorlar.

Varsın altılı masa döndürsün fırıldaklarını, oynatsın kuklalarını, önümüze sürsün piyonlarını, sergilesin Bizans oyunları batı patentli Tiyatrolarını… Herkesin bir hesabı varsa Allah’ın da bir hesabı vardır. O’nun hesabı bütün hesapların üstünde ve bütün oyunlarda galip gelir.

Arif Altunbaş, Haber 7

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Uşaklar ve Kavşaklar

Arif Altunbaş ‘’BİR bilim insanının dinci olabilmesine bir türlü akıl erdirememişimdir. Dindar olabilir. Ama dinci …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir