Cumartesi , 25 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

S 400’ ler Krizi ve aldığımız ders!..

 S 400’ ler Krizi ve aldığımız ders!..

Bir milleti var eden ve onu asırlarca yaşatan silahları değil, bilakis; inandığı değerleri olan insanca birlik, dirlik ve beraberlik içinde yaşama, mücadele etme azmi ve kültürüdür.

Silahlar; bu değerlere inanmış insanların ve milletlerin elinde ise; o millet ölmez, öldürülemez. Amacı; insanı öldürmek, sindirmek ülkeler işgal edip sömürmek, köleleştirmek olan bir anlayışın elinde  silahlar bir zulüm aracıdır. Bunlar, eninde sonunda bir gün geriye teperler ve sahibini vururlar.

Firavun’un silahi ve ordusu Beni israilden, Nemrut’un silah ve ordusu Hz. İbrahimden güçlü idi de ne oldu? Hitlerin silahları ve askerleri dünyayı dize getirecek güçteydi ama; kontrolsüz güç onun kendi sonunu getirdi. Güce dayanan ve güvenen, güce tapan bir gücün  en korktuğu şey rakip ve düşmanları değil, dostu da olsa kendisinden daha güçlü olan silahlara sahip olandır.

Bir anlık galibiyetler, zaferler hiçbir zaman başarının kendisi değildir. Esas zafer ve zaferi taçlandırarak olan şey; insanlık adına zaferi başarının zirvesine taşımaktır.  Zaferin başarının zirvesine taşımak; insan merkezli bir anlayışı, yine; insan için sürekli hizmetine sunabilmektir. Zafer; bir anlık ve zamanlık bir üstünlük değil, başarıyı insanlık adına sürekli kılmaktır.

İnsanlık tarihi silahların ve askerlerin gücü önünde dünyaya diz çöktüren nice İskender’, Atilla’yı, Cengizhan’ı, Napolyon’u, Hitler’i, Missolini’yi ve Stalin’i ve nice Firavun ve Nemrudu gördü. Şimdi bunların hepsi de insanlığın utanç tarihini yazan en kötü aktörler olarak biliniyor, anılıyor ve bizden sonra da böyle hatırlanacak…

Ama; insanlığı sadece güzel ahlak ile kurtuluşa, barışa ve özgürlüğe çağıran (Konfüçyüz ve Buda gibi) ahlak öğretmenleri ve nice vahiy önderi peygamberler görmüştür ki; Onlar silahsız ve  cephanesiz, savaşsız ve ordusuz zafer kazanmış komutanlardır. Onlar; başarılarını kan dökmeden, insan öldürmeden, zulmetmeden, sömürmeden, işgalcilik yapmadan zamanımıza kadar sürdüregelmiş kahramanlardır.

Bizim inancımızda silahlar ve ordular insanı ve insanlığı savunmak ve yaşatmak için vardır ve var olmak zorundadır. İnsanı hayvani duygu ve düşüncelerin esiri haline getirmek için kullanılan her güç ve silahın bütün çeşitleri insanlık düşmanı bir katilin elindeki suç ve katliam aletinden başka birşey değildir.

İşte; İslam Medeniyeti ve Kültürünün dünya görüşü ve anlayışıyla, batı medeniyetinin insana, dünyaya, hayata ve eşyaya bakışı arasındaki temel farklılığın kalın çizgileri burada kendini gösterir.

İlk insandan zamanımıza kadar  peygamberi bir çizgi olan vahiy yolunda yürümek, yaratılanı yaratandan dolayı hoş görme Habilin yoludur. Dünyayı işgal etseler de yine doymayan, insanlığı köle pazarlarında satmayı ticaret sanan, esirleri Arenalarda aslanlara parçalattırmakdan zevk duyan, kendi öz kardeşini bile öldüren gözü dönmüş vahşi anlayışın adı da; katil Kabil’in çizgisidir.

Batı Uygarlığının başını çeken Amerika ve Avrupa ne talihsizliktir ki, bizim sözde müttefikimiz olarak yıllarca ülkemizi kendi çıkarları ve amaçları yolunda kullandıktan ve sömürdükden sonra, şimdi de karşımızda en azılı bir can düşmanımız olarak dikiliyor.

Bunlar yıllarca kendimizi savunacak silahları yapmamıza bile müsaade etmediler. Şimdi ise; paramızla da olsa  kendimizi koruyacak silahları bize satmıyor ve de başka bir ülkeden silah almamıza da razı olmuyorlar. Kısaca; bizi ekonomik ve askeri savaşla tehdit ederek;  ‘’Ya bana mecbur olacak, emrim altında kalacak veya köle olarak kalmaya devam edeceksin’’ diyor.

Paramızla bize Patriot  Füze savunma sistemini, parasını ödediğimiz ve ortağı olduğumuz halde F35 uçaklarını bize vermeyen Amerika  Rusyadan ihtiyacımız olan S400 leri almamıza şiddetle karşı çıkıyor? Eğer; S400 leri alırsan, F35leri vermem, ayrıca; ‘’Bir dizi (ekonomik ve askeri) ambargo uygularım’’ diyerek bugüne kadar müttefikimiz sandığımız ABD, birden en tehlikeli bir düşman haline geliyor.

Başını ABD ve Batı emperyalizminin çektiği NATO gibi ikiyüzlü bir organizasyonda Türkiyenin asla bir işi yoktur. S400 ve F35 krizi bizi bu birlikteliğin sonuna doğru getiriyor. Bu son bize yeni bir başlangıç, imkan ve fırsatlar sunuyor. Bunu vakit geçirmeden en iyi bir şekilde değerlendirmeliyiz. Ama bu arada unutmamalıyız ki; Rusya ve Çin de bizim uzun vadeli bir dostumuz, çare ve çözüm ortağımız da değil, bazı projelerde proje ortağımız olabilir.

Bir millet ancak kendi gücü ve dinamikleri üzerinde ayakta durabilir ve hayatta; kalabiliyorsa güçlüdür. Artık birbirimizle uğraşıp zaman geçirmeyi bırakıp bütün gücümüzle kendi güçlü ve büyük Türkiye’ye  odaklanmalıyız.

Arif Altunbaş, haber 7

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Emperyalizme karşı

Arif Altunbaş Tüm insanlık kendi durum ve konumuna göre ailevi ve toplumsal, iç ve dış …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir