Pazartesi , 24 Haziran 2024
Son Dakika Haberler

Kadın şiddet ve sistem

Ankara 3 No'lu Şube Kadın Meclisi'nden Kadına Şiddet Anketi | Eğitim Sen

 

 

Din, ahlak, medeniyet ve kültürümüzdeki edep, merhamet ve şefkat abidesi annenin yerini günümüzde bütün ölçü ve sınırları çiğneme hak ve hukukuna sahip, özgürlük (!) adına köleleştirilen kadın profili yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Çağdaşlık ve modernlik, özgür ve bağımsız kadın sloganı altında kadının fıtratı değiştirilmeye çalışılıyor.

Batı düşüncesi ve felsefesinin yontarak buz gibi heykelleştirip putlaştırdığı modern kadın (!) çağın şehvet panayırlarında alınıp satılan bir mal gibi bitpazarlarına kadar ayağa düştü. ‘’Kadın ne kadar özgür ve bağımsızsa, o kadar değerli ve kıymetlidir’’ diye ucuz piyasa ürünü gibi aşağılanarak yükseltilmeye çalışılıyor.

Kapitalizmin en büyük sermayesi eğlence ve cinsellik pazarlarının kirli, rutubetli, odalarını süsleyen, çağdaşlık adına antik çağlara özendirilen bir kadın tipi özendiriliyor.

Kadın ve erkek kendi fıtratından uzaklaştıkça insani vasıf ve özelliklerden, anne merhamet ve duyarlılığından, baba şefkat ve koroyuculuğundan da uzaklaşıyor. İnsan çağdaş pagan toplumların tapınaklarında dokunulmaz ikonlar haline getirilmeye, insani değer ve özelliklerinden soyularak hayvanlaştırılmaya teşvik ediliyor.

Tarihsel süreç olarak insanlar arasındaki şiddet önce kadın ve erkek arasında değil, Adem’ in iki oğlu Kabil ve Habil arasında başlar kadın ve erkek arasında değil. Kadın ne zaman erkek, erkek ne zaman kadın rollerini üslenmeye, asli görevlerini ifa etmek yerine rol değişip birbirlerine benzeyip efelenmeye başlarsa iki cins arasındaki çatışma da kaçınılmaz oluyor. Yani fıtratını beğenmeme, diğerinden rol kapma, kadının erkek, erkeğin kadın benzeme şımarıklığı, birbirine üstünlük taslama kompleksi bir hastalık  olarak çekirdek aileyi tehdit eder hale geldi.

Bütün kavga ve savaşların kıvılcımı gücün karşı tarafa dayatılmasıyla alevlenir. Güçlünün güçsüzü baskı ve emri altına alması, onu ezmesi, sömürmesi köle gibi kullanması ezileni güçlüye karşı harekete geçirip savaşı başlatıyor.

Şiddeti kadının erkeğe, erkeğin kadına şiddeti olarak sınıflandırmak cinsler arasında gerilim, cepheleşmeye ve düşmanlığa yol açmaktır. Bunu insanın insana karşı şiddeti olarak tanımlamak daha doğru ve gerçekçi bir tespittir.

Hiçbir dönem ve çağda vahyin hakim olduğu toplumlarda kadına karşı şiddetten bahsedilemez. Vahyin yapısında muhatap alınan varlık ne sadece kadın, ne de sadece erkektir. Bilakis o, insan olarak kadın ve erkeğin ta kendisidir.

Hz. Adem ile Havva arasında, Hz. İbrahim ile Hacer arasında, Hz Şuayp ile kızları arasında, Hz Lut ile (ona inanmasına rağmen) eşi arasında, Hz. Musa ile annesi ve kardeşleri arasında, Hz, İsa ile Hz. Meryem arasında, Hz. Muhammet sav ile annesi, eşleri, kızları ve ona inanan Müslüman kadınlar ve erkekler arasında erkeğe veya kadına karşı şiddet asla tasvip edilen bir eylem değildir. İslam’ın ataerkil ve pederşahi bir aile yapısına, erkeğin baskısı altında bir din anlayışına sahip olduğu, kadının ezildiği ve horlandığı iddia ve suçlaması Hıristiyan batı aleminin İslam’a ve Müslümanlara saldırı noktalarından sadece birisidir.

Kur’an insana hitap ederken, ‘’Ey iman edenler’’, Peygamber ashabına seslenirken, ‘’Ey insanlar’’ diye insanı muhatap alır. Kadın ve erkek arasında (özel haller hariç) hiçbir ayrım ve tarafgirlik yapılmaz. Kur’an herkesi Allah’ın en üstün yaratığı ve emanetini yüklenen varlığı olarak görür ve muhatap alır.

Hz. Muhammed sav, ‘’Kızım Fatıma seni Allah’ın huzurunda kurtaracak olan bu dünyada işlediğin (hayırlı ve hasenatlardır.) amellerindir’’ diye uyararak peygamber kızı da olsa Allah’ın kulları arasında bir ayrım yapmadığını ve yapmayacağını hatırlatır.

Kadının erkeğe erkeğin kadına, insanların insanlara, insanların tüm canlılara uyguladığı şiddet ve zulüm Allah’a, O’nun emir ve yasaklarına isyan eden, kendilerini yegane kanun koyucu otorite olarak gören cahili düzen ve sistemlerin ürünüdür.

İslami anlayış ve hayat tarzının hakim olduğu toplumlar ve sistemlerde her şey yaratanın koyduğu emir ve yasaklar çerçevesinde vücut bulur. Rabbimiz cc yarattıkları arasında ayrımcılık ve tarafgirlik yapmaz. O adildir ve hep adaletle hükmeder.

Antik veya modern çağlarda insan kendi yaptığı ve taptığı putlara kulluk yapmakla kendini köleleştirir. Kendi zindanında kendi iradesiyle kendi cehennemini yaşar. Her türlü şiddet ve zulüm çağdaş veya çağdışı cahiliyelerin eseridir. Asla İslam’a, İslam medeniyet ve kültürüne, ona gerçekten inanan ve iman eden Müslümanlara mal edilemez.

Müslümanların çoğunlukta olduğu, İslam hukukunun yürürlükte olmadığı toplumlarda kadına veya erkeğe (insana) karşı uygulanan her türlü baskı o toplumu ruhsuz ve duyarsız hale getiren eğitim anlayışı, yaşayışı, hukuk ve değerler sistemidir. Böyle bir toplum her ne kadar Müslüman bir toplum olarak adlandırılsa da orada cahiliye örf, adet, gelenek, hukuk ve yaşam tarzı hakimdir. İktidar olmakla muktedir olmak arasındaki fark gibi, Müslüman bir toplum veya Müslümanca yaşayan bir toplum arasındaki fark gibi.

Bugün Müslümanların yaşadığı coğrafyaların çoğunda baskı ve şiddet üreten İslam karşıtı sistemler hakimdir. Oralardaki baskı, şiddet ve zulümlerin önüne geçmek, o toplumu ruhsuz ve duyarsız hale getiren cahili düzenleri tamamen ortadan kaldırmakla mümkündür. Sivrisinekle mücadelenin en etkin ve netice alıcı usul ve yöntemi bataklığı kurutmaktır. Sivri sineği cezalandırmak veya cezalarını arttırmak, hatta; öldürmek değil…

Baskı baskıyla, şiddet şiddetle, zulüm zulümle önlenemez. Bunları üreten nemrudi ve firavuni sistemler ortadan kalkmadıkça yeryüzünde özgür ve bağımsızca, huzur ve barış içinde insanca yaşamak mümkün değildir. Temel sorun: kadını da erkeği de eğiten ve yetiştiren, yöneten ve yönlendiren çürümüş kokuşmuş sistemin kendisidir.

Arif Altunbaş, Haber 7

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

GAZZE VE HALKI NEDEN YOK EDİLİYOR?

Arif Altunbaş Bütün dünyanın gözü önünde bebek çocuk, genç yaşlı, asker sivil, kadın erkek, suçlu …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir