Cumartesi , 15 Haziran 2024
Son Dakika Haberler
AW228173

Vahşetin köpekleri

Arif Altunbaş

Yabancılaşma her çağ ve zamanda, her ülke ve toplumda insanı kendi özünden ve değerlerinden, kendi ruh ve mana âleminden uzaklaştırmakta önemli rol oynar.

İnsanın din tarih, kültür ve medeniyetinden kopması kendi özünden ve kimliğinden uzaklaşmasına yol açar. Kendisini kendisi yapan, onu değerlerinden koparan, kalabalıklar içinde yalnızlaştıran insanın kendine ait öze ve ruha yabancılaşmasıdır.

Medeniyetten ve insanlıktan uzaklaşmaya başlayan insan yozlaşma yabancılaşma vahşileşme ve barbarlaşmaya başlar. Kalabalıklar içinde yalnızlaşır, ürkek ve çekingen bir yaratık haline gelir. Egosuna yenik düşer. Kendi doyumsuz arzu ve isteklerinin, çıkar ve menfaatlerinin girdabında hayalleri ve ütopyalarının esiri haline gelir.

Çağdaş medeniyet anlayışının doyuma ulaştığı toplumlar ve ülkelerde insanın içindeki insanın her gün biraz daha can çekişmesinin asıl nedeni insanın kendi iç dünyasından uzaklaşması dış dünyasına mahkum olmasındandır.

Medeniyetin en çok geliştiği zannedilen batı toplumlarında insanın içindeki insanın ve insani değerlerin az geliştiği, hatta eskisinden daha da gerilediği onların vahyin aydınlığından uzaklaşması inkarın ve taşkınlığın sınırlarını aşmasındandır.

İnsan adalet ve barış adına yalana teslim olduğu, yalanı doğru bulduğu, yalanla içli dışlı olduğu sürece o toplum ve ülkedeki siyaset ve onun kurumları da tehlikeli ve saldırgan bir hal alır. Kendi kutsalına, dava ve düşüncesine kendi kardeşine yoldaş ve arkadaşına sorun çıkaran insan, düşmanlarına umut veren, moral ve motivasyon sağlayan fikir, düşünce, eylem ve söylemlerin kuklası haline gelir.

Bir toplumda bir gurubun ak dediğine, diğeri inat ve ısrarla kara demek için çırpınıyorsa, her alanda kutuplaşma ve zıtlaşma en son sınıra dayanmışsa o ülkede din, iman,  insan ve milletin geleceği adına düşünmek politika bezirgânlarına, söz söylemek şehir eşkıyalarına kalmıştır.

O ülke ve millet düşman saldırılarından daha çok kendi içindeki terörist, hain ve düşmanların taşeronluğunu yapan politikacı saldırılarının hedefi olur. Bir ülkede milletvekillerinin dokunulmazlık zırhı terörist ve hainlerin korunağı ve yuvası olmuşsa ortada güven diye bir şey kalmaz.  Onlar bu dokunulmazlık zırhı gölgesinde her gün ağızlarına geleni söyleme akıllarına geleni yapma hakkını ve cüretini kendilerinde bulurlar. Orada adaletin kılıcının gücü sadece zayıfları, mazlumları, kimsesizleri cezalandırıp ıslah etmek ve yola getirmeye yarar.

Nasıl ve ne zaman beklenen adalet, hukuk, kardeşlik ve barış içinde yaşayacağımız günler gelecek diye insanlar beklemekten yorulur. İki asırdır batı emperyalizmi ve sömürgecilerinin bize dikte ettirdiği yabancı bir düzen ve sistemle yönetiliyoruz. Ne zaman milletimizin kendi din, kültür, tarih, ahlak, yaşam tarzı ve medeniyet anlayışıyla barışık bir sistem ve düzenle yönetileceğiz.

Daha ne zamana kadar sürecek yerli münafıklar ve çağdaş köleler üreten batı yanaşması bu kukla eğitim sistemi, hukuk ve taklitçi anlayış? Bu bozuk inkârcı düzen, bu çarpık ve yamuk politikalar, bu milletten ve milletin değerlerinden kopuk batının taşeronu derin devlet anlayışı ve bu Haçlı işgali daha ne zamana kadar sürecek?

Kendi milli, yerli, dini, ahlaki, medeniyet değerlerimizden kopuk batı yanaşması bir düzen, sistem, hukuk, eğitim, yönetim, denetim ve kokuşmuş siyasi anlayışla nereye?

Türkiye’de artarak gelişen ve tehlikeli sınırlara ulaşan birçok maddi ve ahlaki sorunlar var. Artık bunları açık açık konuşmak, tartışmak, tabuları yıkmak, putları kırmak, milletin ihtiyacı olan bir Anayasa yapmakla mümkündür. Özgürlük ve bağımsızlıktan, Hak ve hakikatten bahsetmenin yasak olduğu bir ülkede hangi siyaset ve kalkınma yapılabilir?

Bir ülkede sokaklar, caddeler, meydanlar sahipsiz köpeklere bırakılırsa, orada özgürlükten ve hukuktan bahsedilemez. Kaldırımlar işgal olur, taşlar bağlanır, meydanlar ve ülke siyaset arenasında ölçü, sınır ve hukuk tanımayan insan kılıklı aç ve vahşi köpeklere kalır.

Emperyalistlerin kontrol ve denetimindeki ülkeler ve onların kukla yöneticileri güç sarhoşu ve piyonu devletler Filistin, Keşmir, Irak, Suriye ve Afganistan’da olduğu gibi ölüm kalım mücadelesiyle hayatta kalmaya çalışan çaresiz mazlum insanları barbarca katledip evlerinden yurtlarından eder. Saldırılar, işgaller, katliam ve soykırımlar kapımıza kadar dayanır.

Batı medeniyetinin izlediği barbar politikalar, ürettiği vahşi insan örnekleri ve toplumu Nemrutlaşır ve Firavunlaşır. Güce tapınan batılı insan profili insan eti yiyen yamyamlara dönüşür. İnsanlık daha tehlikeli ve yabani bir ruh haline bürünür. Kıbrıs, Filistin, Karabağ, Afganistan, Irak ve Gazze’ de yapılan işgal ve istilaların, soykırım ve cinayetlerin failleri ne yazık ki İslam ümmetinin çoğunun örnek almaya çalıştığı medeniyetin rejimleri, yönetimleri ve toplumlarıdır.

Düşmanına âşık olma yanılgısının, mankurtlaşmanın zirvesinde kendi medeniyetine düşman edilmiş bir milletin ve ümmetin evlatları, siz ey peygamber aydınlığının güneş yüzlü çocukları kendinize gelin, kıblenize yönelin!

Neredesin ey eşrefi mahlûkat olan insan?

Nerede kaldın yeryüzünün yüzakı Müslüman?

Habber 7 den alıntıdır

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Özeleştirinin ilk muhatabı kim

Arif Altunbaş Sızlayan duvarlardan gelen iniltiler dalga dalga çoğalıp, bir yas ve ağıta havasına dönüşür …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir