Salı , 18 Haziran 2024
Son Dakika Haberler

ACIN SEVGİN KADARDIR

Ömer Naci Yılmaz 

İnsanlık şahit oldu, tarih kaydetti, biz okuduk. Hollywood filmeliriyle her ne kadar uyutulmak istendiysek de biz bu oyuna gelmedik. Başta İngilizler olmak üzere Avrupalıların Güney Amerika’da Kızılderililere uyguladığı katliamı, soykırımı hepimiz biliriz de ‘Çiçek Soykırımı’ndan çoğumuzun haberi yoktur. Kızılderililerin büyük nüfus kaybının sebebi, Avrup’dan getirilen Çiçek hastalığıdır. Yeni Dünya’ya, Eski Dünya’nın hastalıkları bilinçli olarak taşınmış, milyonlarca insan çiçek hastalığından ölmüş veya bizzat bilerek ve isteyerek katledilmiştir. Oysa biz Kızılderililerin Rabbimizin kevni ayetlerinden olan çevre, yeşillik, orman ve arkarsular hakkındaki yaklaşımlarından övgüyle bahsetmiştik. Bu insanların acısını bilip de yüreği sızlamayan insan var mıdır acaba? Yüce Rabbimiz buyurmaktadır: Onlara: Yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiği zaman, «Biz ancak ıslah edicileriz» derler.” (2 Bakara, 11) Biz demokrasi getiririz diyorlardı ya… Kızılderililerin çok sevdiğim bir tasözlerini burada ifade etmek isterim: “Bir nehirde iki balığın kavga ettiğini görürseniz bilin ki az önce oradan uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir.” Kızılderililerin acısı unutulmamalı, unutturulmamalı. Yaptıkları zulüm, medeniyet diyen Batılı’nın yüzüne vurulmalıdır. Beyaz Saray önünde Gazze’miz için eylem yapan Kızılderilileri selamlıyoruz. 

Tarihin kaydedip bizim haberdar olduğumuz bir olay var. İngilizlerin Avusturalya’nın güneyde isgal ettikleri Tasmanya Adası’ndaki binlerce Aborjin’e (yerlilere) karşı 1803-1847 yılları arasında uygulanan bir soykırım var. Özellikle 1828-1832 yılları arasında yapılan Kara Savaş, tarihin kaydettiği ilk modern soykırım örneğidir. Soykırım ifadesi az gelebilir, tam bir imha hareketidir. Bunu yapan bize medeni diye yutturulan, üzerine güneş doğmayan Birleşik Krallık/ İngiltere’dir. Bunu öğrendiğimizde insan tarafımız ağır basmış, yüreğimiz sızlamıştı. 

Tarih kaydetti ve biz okuduk. Pol Pot (1925-1998) diye bir zalim Kamboçya’da başta öğretmenler,  doktorlar, müzisyenler ve sanatçılar olmak üzere eğitimli insanlara olan düşmanlığıyla ün yapmış, gözlük kullananları tehlikeli görerek katletmiştir. Eğitimli insan düşmanı olduğu için okulları kapatıp öğretmenleri kurşuna dizdirmişti. Dört yıllık iktidarı döneminde üç milyona yakın masun insanı katletmişti. Bunu okuduğumuzda tanımadğımız, bilmediğimiz insanlar için yüreğimiz sızlamış, içimiz daralmıştı. Katlettiği insanların kafatasları bugün torunları tarafından gözyaşları içerisinde ziyaret edilmektedir. Katledilenlerin kafatasları Kamboçya’da açık hava müzesinde sergilenmektedir.  

https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/9/9c/Choeungek2.JPG/240px-Choeungek2.JPG

İnsanlık tarihinde Yahudilere en büyük zulmü Almanlar yapmış, tam bir soykırım uygulamıştır. Televizyonlardan Holokost diye duyduğumuz olay, Alman Faşist Adolf Hitler’in liderliğindeki Nazi Partisi’nin yönettiği Nazi Almanya’sında altı milyona yakın Yahudi sistematik bir şekilde katledilmiştir. Sadece Yahudileri katletmekle kalmamış kendi insanlarından eşçcinsel olanları, yaşlı ve engelli olanları da katletmişti. İnsan olarak oh, iyi yapmış demedik, diyemedik. Çünkü bizim medeniyetimiz buna müsaade etmiyor. Başkalarının acısından mutluluk devşirecek bir medeniyetin mensubu değiliz hamdolsun.  

Francisco Franco (1892-1975), bize medeni diye yutturulan Avrupa’nın İspanya’sında insanlığın başbelası bir diktatördür. Çıkarttığı iç savaşta yarım milyon insanın ölmesine, yaralanmasına bir milyondan fazla insanın ise Avrupa’ya sürgün edilmesine, dağılmasına sebep olmuş, geride kan ve gözyaşı bırakmıştır. Bunun yaptığı zulümler, insanlık ayıbı olarak tarihin kara lekeli sayfalarında yerini almıştır. İnsan olarak katledilen insanlara, acıma duygusu ile bakmaya devam ettik. Acımız, insanlığımızdandır. 

Sözüm ona medeni Avrupa’nın utancı diyebileceğimiz hadise, Saraybosna/ Srebrenitsa’da yaşanmıştır. Sırpların Srebrenitsa’ya karşı giriştiği Krivaya 95 Harekâtı sırasında 8.372 Bosnalı, Birleşmiş Milletlerin gözetimi altında, Hollandalı askerlerin gözleri önünde şehit edilmiştir. Bağımsız bir Bosna mücadelesi veren Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’i ve aziz şehitlerimizi yürekten seviyoruz ve selamlıyoruz. Acıları acımızdır. 

https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/1/19/HuseinovicSadik.jpg/260px-HuseinovicSadik.jpg

Öldürülen Bosnalı sivillerden birisi olan, 13 yaşındaki  

Sadık Ömer Hüseinoviç’in mezarı 

İnsanlık tarihi, Güneyimizde son zamanların en büyük katliamlarından birine tanık oldu. Hafız Esat, Hama şehrindeki katliamda (Şubat 1982) Uluslararası Af Örgütü‘ne göre ölenlerin sayısı 10.000-25.000 arasında olmasına rağmen gerçek rakam bunun çok üstünde veya altında olabilir. Suriye hükûmeti ölenlerin sayısı hakkında resmî bir açıklama yapmamıştır. Zalimin oğlu Esat, babasını mumlu aratmış, yüzbinlerce insanın katledilmesinde, milyonlarca insanın ülkeyi terk etmesinde önemli rol oynamıştır. Ülkemizde ve Ürdün’de yaşayan mülteci konumundaki kardeşlerimizin acısı, yüreğimizde iz bırakmış, imkânlarımızı paylaşmak gibi bir erdem milletimizin yüreğinde filizlenmeştir. 

Bizim kültürel değer kodlarımızdan biri de: “İnsan insnın yurdudur.” anlayışıdır. Bizim hemşehrilik anlayışı burdan gelmektedir. Gittiğimiz yerlerde, ocak, yurt tutmak istediğimiz yerlerde bizden önce gidenleri arar, bulur, onlara yakın olcak şekilde yerleşmek isteriz. Bizim inanç değerlerimizde, kodlarımızda “İnsan, insanın cennetidir.” anlayışı vardır. Latinlerin meşhur bir sözü vardır: “Homo homini lupus est.” “Bir insan başka bir insanın kurdudur.” daha öz bir ifdeyle “İnsan, insanın kurdudur.” Her iki nlyışın insanabakış açısı böyledir. 

Tarihin utanç sayfalarına Yahudi Katliamı ile imza atan Almanların, bugün iki buçuk milyon Gazzeliyi katliama tabi tutan İsrail’in yanında –hem de her türlü imkanlarıya- yer alması, insanlıktan nasip almadığının göstergesidir. Dünyanın süper güçlerinin her türlü desteğiyle İsrail, üç aydır Hamas’a karşı soykırımına devam etmektedir. Bu zulme, insanı imha hareketine tepki verenler var, vermeyenler var. Bu katliamı görenler var, görmeyenler, görmek istemeyenler var. Toplumları uyutan topu gördükleri kadar, İsrail Gazzelilerin üzerine attığı topları görmeyenler var. Bu da onların imtihanıdır, deyip geçelim. Onlara, okudukları için bize hava attıkları Lev Tolstoy’un şu cümlesini ikram edelim: “Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın.”  

İsrail’in façasını indiren, pabucunu dama atan yiğit Gazzelilerin ve iman eri Hamas’ın mücahitlerinin tüm acılarını yüreğimizde hissediyoruz ve şehitlerinden, gazilerine, bebeklerinden büyüklerine, kızlarından kadınlarına kadar hepsini yürekten selamlıyoruz. Acılarını yürekten hissediyoruz; çünkü kardeşlerimizi seviyoruz. Acımız sevgimizdendir hamdolsun. 

Rabbimiz, Gazzemizi sevsin. 

Rabbimiz, Gazzemizi sevdirsin. 

Rabbimiz, Gazzemizi sevindirsin. 

Melekler, Gazzemizi yüreğinden öpsün

Ö.Naci Yılmaz *

Tüm Yazıları →
Ö.Naci Yılmaz

Ayrıca Bakınız

GİYDİRİLMİŞ KERESTELER

Ömer Naci Yılmaz   Galatasaray ve Fenerbahçe takımları arasındaki Süper Kupa maçının, Suudi Arabistan’da oynatılmamasından dolayı …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir