Cuma , 14 Haziran 2024
Son Dakika Haberler

Halkların tehditi partisi: HDP ve Biz

 

Bir ülkede politika yapmak için kurulan bir parti insanların hepsini kucaklamaz yalnız bir gurubun, ırkın, bölgenin veya cemaatin partisi olmaya kalkarsa o parti olmaktan çıkar bir hizip ve çıbanbaşı olur.

PKK ve türevleri kuruluşundan bu yana Kürt ırkçısı, faşist, ateist, zaman zaman Sosyalist ve Komünist bir yol ve yöntem izleyerek Müslüman Kürt halkını peşine takmak istedi ise de, ideolojik olarak pek başarılı olduğu söylenemez.

Başarılı olduğu sanılan alan kendisinden kaynaklanmış değildir. Kendisine benzemeye çalıştığı ve Kırk yıldır kendisine karşı savaştığı Kemalist zihniyetin zaafları ve yanlışlarından kaynaklanan soğukluğun doğurduğu ve bir araya getirdiği nefretten kaynaklanan etki tepkidir. BDP ve PKK yı bir arada tutan düşmanına olan düşmanlık ve nefrettir, onun ideolojisi değil.

Tek Parti iktidarında CHP de böyle bir yön, yöntem ve yol izlediğinden dolayı Türkiyeyi her alanda bir asır geri götürdü. Ülkenin bağrında telafisi mümkün olmayan ekonomik, sosyal, kültürel yaralar açtı. Toplumu ırklara, mezheplere, guruplara böldü.

Eylem ve söylemleriyle diktatörlüklere taş çıkartan yalancı bir cumhuriyet inşa etti. Bu sahte Cumhuriyetin tarih ve kültür, medeniyet ve sanat anlayış ve üretimi de aynı sahte özgürlükler, göstermelik demokrasilerden ibaretti.

Bu sakat anlayış ülkede kendisinden ve kendisi gibi olmayan herkesi dışladı ve ötekileştirdi. Hatta % 99’ u Müslüman olan Türkiyede Müslümanlar birinci derece bir tehdit unsuru olarak devletin milli güvenlik ve strateji kitabına kayıt edildi. Bu kırmızı kitapta dindarlar iç düşman olarak ilan edildi.

İnsan Hakları ve Hukuku, uluslar arası hukuk ve kararlar da aynı yalancı Cumhuriyetin sahte yüzünü oluşturuyordu. Bu çarpık rejim ve kokuşmuş sistemle yalancı cumhuriyeti kuran CHP zihniyeti, birçok yönleriyle ona benzeyen MHP aynı Kemalist pınardan sulandığı için aralarında pek fark yok. 

Bu iki partinin şimdiye kadar bugünkü ve yarınki Türkiye adına ortaya koydukları ciddi bir plan, program ve hedefleri de yok. Yaptıkları tek şey ortalıkta kavga dövüş ve yüksek sesle bağırarak gürültü kirliliği yapmaktır.
Bunların hayalleri ve gelecek tasavvurları yok. Paramparçalar. Birinin kurtuluş zannettiğini diğeri tehdit olarak algılıyor. Aralarında bir görüş birliği olmadığı gibi kendi kendilerini ikna edemiyorlar.  Başkalarını ikna etme şansları, kabiliyetleri, gayretleri de yok. Zaten inandırıcılıklarını da çoktan yitirmişler.

Terör ve anarşinin partisi olan HDP ve teferruatlarının iki de bir yaptıkları tek şey daha önce yaptıklarından pek farklı değil. Anarşi ve terörle devleti ve milleti tehdit etmek.
Kürtçü partinin Ahmet Türk’ü; ‘’Seçim barajına takılıp seçilmezsek de bu vebal devletindir.’’  Diye şimdiden aba altından sopa gösteriyor. 

BDP de CHP gibi yalan bir Cumhuriyet kurmak isteyerek Kürt halkını kandırmaya çalışıyor.  Bu iki partinin şimdiye kadar yaptıkları en başarılı iş yalan, dolan ve iki yüzlülük olmuştur.
Rum ve Ermeni soylu, Ateist Türk ve Kürtlerden milletimiz İslam düşmanlığı ve nefretinden başka bir şey görmedi. Dün, Kemalistler bu iki Müslüman milleti tehdit ve zorbalıkla, baskı ve devlet terörüyle kendi dinsiz, yoldan çıkmış yollarına getirip putlarına kul etmeye çalıştılar.

Bugün de aynı ırkçı Türk ve Kürt faşistler bu kokuşmuş düzeni geri getirmenin taşeronluğunu yapıyorlar. Fikir babaları yine aynı; ABD ve AB soslu Haçlı ruhu önderliğinde batı medeniyetinin kuşatma ve istila, sömürü ve emperyalizmi.

Unuttukları bir şey var. Biz, Müslüman bir milletin çocukları olarak İslam medeniyetindeniz. İslam Kültürüyle yoğrulan Selçuklunun ve Osmanlının torunlarıyız. Yeni Türkiye’nin inşası ve ihyasına gönül vermiş erleriz. 
Türk, Kürt, Zaza, Laz, Çerkez, Abaza olarak hepimiz, İslam milletindeniz, Muhammed sav ‘in ümmetindeniz. Yolumuz, yöntemimiz ve önderimiz belli.

Arif Altunbaş /Haber7
Facebook; arifaltunbas@hotmail.com
Twitter @arfaltunbas

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Vahşetin köpekleri

Arif Altunbaş Yabancılaşma her çağ ve zamanda, her ülke ve toplumda insanı kendi özünden ve …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir