Pazar , 3 Mart 2024
Son Dakika Haberler

KAYBOLAN GENÇLİK İDEALİZMİ -2-

3) BU MİLLETİN HAFIZASINI YOK ETTİLER

 Bu milletin binlerce yıllık tarihi var. Bu tarih içerisinde 15 tane büyük imparatorluk kurmuşuz, 16.sı Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Hepsi de dünyada söz sahibi olmuş. Osmanlı İmparatorluğu 623 yıllık tarihinde 313 yıl dünyada tek süper güç olmuş. Çok yakın zamanda, 1794’te, Amerika, Atlas Okyanusunda ticaret gemilerini rahat rahat gezdirebilmek ve gemilerinde Osmanlı bayrağını takabilmek için bizim kapımızı çalmış, neden? Osmanlı bayrağını gören korsanlar ve devletler o gemiye dönüp bakma cesaretini gösterememiş de ondan… Kaç sene önce bu, 225. Daha 2 asır önce dünyaya hakimdik de neden bugünkü duruma düştük? Bunun hesabını yapmak lazım. Bugün kalkmış, Türkiye’nin birçok yerinde Yunanlılardan kurtuluş günleri düzenliyoruz. Bu, bu milletin genetiğine hakarettir. 500 sene valiyle yönettiğimiz Yunanistan benim düşmanım olamaz. Bu hafızamızın yerin dibine gömülmesinden başka bir şey değildir.

Bir tarihi yanlış inşa ettiler, bu millete aşağılık kompleksini, sen hiçsin, sen Osmanlı artığısın psikolojisini yerleştirdiler… Daha önceki yazılarımda yazdım, SEVR bir projedir, Osmanlıyı bölüp parçalama projesi. İngilizler ve Fransızlar işlerini gördükten sonra çekip gittiler. Onun üzerine de bir tarih inşa ettik. O günden bugüne kadar da yeni yeni kendimize geliyoruz… Devam…

4) SOSYAL MEDYA, TV VB. ETMENLERİN ROLÜ:

Günümüz orta yaş gruplarının günlük sohbet konularını dizilerde, sosyal medyada çıkan düzmece, magazinsel içerikler oluşturmaktadır. Baktığımız zaman bunların hiçbiri gençleri ve onun dahilinde diğer bireyleri bir konu hakkında bilgi sahibi edici nitelikte değildir. Tek bir örnek verecek olursak; tarihi süreçleri anlatan diziler gerçeğiyle yansıtılmıyor izleyicilere.

Bunun en net örneğini Muhteşem Yüzyıl dizisinde gördük. Batılıların KANUNİ dediği, Doğuluların da MUHTEŞEM SÜLEYMAN dediği Kanuni Sultan Süleyman’ın başka işi yokmuş, bütün hayatı sarayda cariyelerle geçmiş gibi anlatmak, göstermek, yapmakta olunan sanata ihanettir başta. Sultan Süleyman 46 sene padişahlık yaptı. Bunun ancak çok az bir kısmı Topkapı Sarayında geçti. At sırtından inmedi. Kaldı ki; Hürrem Sultan Topkapı Sarayında değil Beyazıt’taki Eski Sarayda duruyordu.

Reyting uğruna bir tarihi yanlış anlatmak da günümüzde teknolojinin, görselle buluşmasının en çok genç kuşak üzerinde etkili olduğunu ve tırnak içinde gaz almak olduğunu söylemek herhalde yanlış olmaz. Bu gibi etmenler de okuyucu, izleyiciler nezdinde büyük etki yaratmakta, bilincin oluşmasında aşınmaya neden olmaktadır. Bir kere tarih öyle dizilerle, iki üç saatlik görsel hitapla öğrenilmez. Tarih okuyarak, araştırarak, sorgulayarak, kaynağına giderek öğrenilir. Genç kuşağa bu noktada verilebilecek en büyük tavsiye tarihi kitaptan okuyarak öğrenmek olacaktır.

Bu da biraz zor olsa gerek. Okumaktan, okumayı sevmekten çok uzaklaştık. Okumanın hazzını sosyal medya araçlarında okuduğumuz birkaç satır bilgiye hapsettik. Bakıyoruz, satırlarca bir paylaşım olunca geçip gidiyoruz. Sosyal medya o kadar gözümüze hitap eder hale geldi ki dünyada olup biten her şeyi, bilgiyi küçücük bir ekrana sığdırdık.

Bunu biz büyükler yaptık, evet, bunun açığı bu. Kimse oraya buraya hoplamasın. Daha 1-2 yaşındaki çocuğun eline tablet verdik, telefon verdik, oyunlarını kendi ellerimizle yükledik. Böylelikle çocuğumuzu üzerimizden atmış, rahatlamış oluyorduk. Onların eline bu aletleri vermektense onlarla hoplayıp zıplasaydık, oyunlar oynasaydık elbette her şey farklı olurdu. Farklı olurdu diyorum, öyle ki bu artık bağımlı hale geldi, biz getirdik. Hangi çocuk kitap okuyor!!! Hangi genç kitap okuyor!!! Kendimi bu konuda bir nebze şanslı hissediyorum. Küçüklüğümde sokaklarda oynadığımı, sürekli kitaplarla iç içe olduğumu, sene sonu geldiğinde kitaplarımın sanki yıllanmış kadar eskidiğini hatırlıyorum.

Her şeyi deneyerek öğrendik. Hiç unutmam, köyde komşumuzun cenazesi vardı, akşam namazına denk gelmişti. Ben de gitmiştim. Ama eve döndüğümde annemin kapının önünde terlikle beklediğini gördüm. Bir güzel terliği de yedim yani terlikle vurmuştu annem. Buradan ne çıkarmam lazımdı? Eve akşam vaktinde gelmeyeceğimi. Şimdi öyle mi? Çocuklar anneden babadan sonra giriyor eve… Kışın evlerimizi sımsıcak kuş yuvası gibi yapan sobaya değilmeyeceğini bizzat değerek öğrenirdik, kumla toprakla çamurla iç içeydik. Aman çocuğum zorluklarla karşılaşmasın, rahat etsin, işle, şununla bununla uğraşmasın, vaktini derslerine versin diyerek halbuki çocuklarımızı bir uçurumun kenarına atıyoruz.

Zorluk çekilecek, yok olmanın ne demek olduğunu nesillerimize öğretmez isek gelecekte bunun önüne geçemeyeceğiz. Her şeyi hazır ve nazır önlerine serilen nesillerin ne durumda olduğunu şimdi tecrübe ediyoruz. Hiçbir şeyden zevk almayan, etliye sütlüye karışmayan, açın tokun halinden anlamayan, ben merkezli düşünmekten dünyanın neresinde olursa olsun garip guraba insanların halinden anlamayan bir nesil…

Fazla oldum galiba, bunu ne kadar başarabiliyoruz ya da başarabileceğiz emin değilim ama bir yerden başlamak şart. Bağlamdan fazla uzaklaşmayalım. Bu başlık için söyleyebileceğim son söz: Çocuklarımızla iç içe olalım, ellerine telefon, tablet vermek yerine kendimiz oynayalım. Kitap okuma alışkanlığını küçükken aşılayalım… Yokluğu öğretelim, açın halinden anlama bilincini, nimetlerimizin kıymetini öğretelim…

5) PARANIN ULAŞILMAK İSTENEN GENÇLİK İDEALİZMİNDE ANA ETKEN OLARAK GÖRÜLMESİ:

Para bir iş, bir hedef, ulaşılmak istenen bir amaçta ana merkezi oluşturmaktadır. Paranın her zaman bir amacın önünde olması ulaşılmak istenen hedeften zaten bizleri işin başında uzaklaştırıyor. Bugün bile genç kardeşlerimiz üniversite tercihlerini yaparken öncelikle mesleğin maaş durumuna, rahatlığına vs. bakıyorlar. Paranın gençlerin benliğinde ilk madde olması içsel olarak bizi amacımızdan uzaklaştırıyor.

Gençlik ile gençliğin ulaşmak istediği hedeflere başlangıçta para engel oluyor. Böylelikle hedef odaklı değil para odaklı bir sistem argüman olarak karşımıza çıkıyor. Eğitim sisteminin bu engeli ortadan kaldıracak şekilde yeniden yapılandırılması, paranın ikinci plana atılması, asıl olanın para değil, devletine milletine faydalı birer vatandaş olma bilincinin aşılanması gerekiyor.

Sözlerimi Hz. Ali (ra)’ın çok manidar bir sözü ile bitirmek istiyorum:

“En hayırlı genç o’dur ki, ihtiyar gibi ölümü düşünüp ahiretine çalışarak, gençlik hevasâtına esir olmayıp gaflete boğulmayandır.

Selam ve dua ile…

İBRAHİM YAVUZ

İbrahim Yavuz *

Tüm Yazıları →
İbrahim Yavuz

Ayrıca Bakınız

KAYBOLAN GENÇLİK İDEALİZMİ -1-

15 TEMMUZ gençliğinin vatan millet söz konusu olduğunda o cengaverliğini bir kenara bırakarak üzülerek görüyorum …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir