Pazar , 3 Mart 2024
Son Dakika Haberler

Ayaklar baş yapılmak istenince…

Arif Altunbaş

Bir ülkede ayaklar baş, başlar ayak yapılmak istenince, önce; hukuk ve yargı sistemi, polis ve askeri güçler ya itibarsızlaştırılarak veya darbelerin şiddet unsuru olarak kullanılır.  Milletin seçtiği iktidarlar anarşi ve kaos üreten taşeron solcu ve marksist örgütlerin hedef haline getirilir. O ülkedeki meşruiyet sınırları gayri meşru yöntemlerle ‘’demokrasi ve özgürlük ’’ adına çiğnenir. Daha sonra silah seslerinin zorbalığı, nefret saçan kan ve ölüm korkusu… ile milletin iradesi ve onu temsil eden yöneticiler despotizmin demir parmakları arasında boğulur. Darbeci savcıların alelacele ile hazırladıkları yalan, iftira ve hayali suçlamalarla sıka basa doldurulmuş sipariş dosyalara bile göz atılmadan milletin iradesi ile seçtiği yöneticiler faşist darbecilerin istekleri doğrultusunda en ağır bir şekilde cezalandırılır.

Bir milleti kendi gerçeğine, tarihi köklerine, özüne ve kimliğine döndürülmek isterseniz Başkan Erdoğan gibi düşman dış güçlerce hedef haline getirilir, içeriden bu şer güçlerin yerli temsilcileri ve ileri karakolları tarafından asla rahat bırakılmazsınız.

Ülkenizdeki emperyalist güçlerin sömürü hortumları, otorite ve menfaatleri kendi kontrollerinden çıkmaya başlayınca; antik yunan medeniyetinin ahlaksız karekteri olan Bizans ayak oyunları ile ülke kaos ve anarşi anaforu içinde darbeye hazırlanır. Roma imparatorluğu geleneğininin genlerini taşıyan darbeciler leş kokusu almış akbabalar gibi tünedikleri yerden fırlayarak demokrasi kahramanı Brütüs’lar kesilir. Darbeci askerler ve darbe sevici siviller  batılı efendileriyle emir ve komuta zinciri içinde kendi vatanlarını işgal edip esir alarak kardeşlerini demir yumrukla yönetmeye başlarlar. Solcu, Kominist, Ateist, Kemalist…batı uşağı yerli münafıkların sol yumrukları havada, ağızlarında bayat sloganlar, yalama olmuş devrim marşları ve Frederic Chopin’in cenaze marşı eşliğinde milletin iradesi, anayasa ve hukukun meşruiyeti canlı canlı toprağa gömülür.

Yenik takımın öfkeli bir holiganı gibi tirübünlerden sahaya fırlayan darbeciler oyuncuların elinden topu alır sahanın dışına fırlatılır. ‘’Yağmur yağmış , saha çamur ve maç tehir olmuştur.’’ Böylece, sahaya inen holigan gazabına uğramış futbol topu gibi kıçına bir tekme yiyen ‘’Topal ördek’’ demokrasi kendini sahanın dışında dışlanmış bulur. Rot ve balans ayarları batılılarca yapılan beyinleri protezli darbeci diktatörler kendilerini arenaların hakimi yenilmez gladyatörler, vatandaşı da aslanların önüne atılan esirler gibi görerek paşa keyiflerince ülkeyi yönetmeye çalışırlar. Masum insanlar hapishanelerde çürütülür, suçsuz başbakan ve bakanlar asılır, darbeye ve darbecilere karşı çıkanlar vahşice katledilir. Daha reşit olmamış çocukların yaşları devrim mahkemelerinin kararıyla bir günde büyütülerek ‘’ İdam sehpalarında asılacak reşit hale getirilerek darbecilerin kan ve irin kokan sofralarına meze olarak servis edilmek üzere idam sehpalarına gönderilir. Burası Patagonya değil, darbelerle ezilen, geri bırakılan, geleceği karartılan Müslüman Türkiye’dir.

Batılılar ve batı uşaklarınca bu barbarlıklara; ‘’Demokrasiyi korumak ve kollamak için yapılan devrim,’’ katil darbecilere de; ‘’Demokrasi kahramanları’’ denilir . Emperyalist batılılar ve onların uşaklarına göre demokrasi; kendilerine uşaklık yapmayan liderleri ve iktidarları devirme, darbecileri koruma ve kollamanın sigortasıdır. Özgürlük, barış, refah ve kardeşce yaşamanın sistemi değil. Türkiye’de CHP ideolojisi ile darbeci faşistlerin ve darbe sevicilerin inandıkları demokrasi dini budur.

Onun için sıkıştıkları ve gaz çıkarmak istedikleri her zaman darbe sevicilerin, ateistlerin, Kemalist’lerin, solcuların ve Marksist çapulcuların sığındıkları tek liman kardeşlerinin üzerine kan ve kin kusan darbecilerdir. İflas etmiş ideolojilerinin çare üretmeyen çaresizliği karşısında kayışları atan darbeciler ve yandaşları şanzıman dağıtarak darbe çığırtkanlığına soyunmaları, darbe seviciliğinin  sıtmasına tutulmaları onlara her zaman ‘’Stokolm sendromunu’’ yaşatır. Yani; ölümlerden ölüm beğen, yılana sarılmak için denize düş psikolojisi…

Bir toplum; Hak ve hakikate, adalet ve ahlaka sırt çevirirse; Allah’a ve resulüne karşı savaşırsa, Allah cc onları şaşkın ördek gibi kıçın kıçın yüzdürür…Tarihimizin, coğrafyamızın, dinimizin, kültürümüzün ve medeniyetimizin düşmanları olan batının ücretsiz köleleri ve emperyalizmin yandan çarklı uşakları yerli münafıklar gibi…

Can Ataklının felaket tüccarlığı, Fikri Sağların başörtü düşmanlığı,  Eski Genel Kurmay Başkanı bir vatandaşın 27 Mayıs darbesini ve darbecilerini meşrulaştırma çabası, bazı şaşkınların ezan okuma reformistliği,  solcu, PKK, DHKP-C  gibi marksist terör örgütlerinin Boğaziçi Üniversitesinde başlatmak istedikleri ‘’Gezi’’ provası, CHP İstanbul İl Başkanı bir kadının bu terör örgütü guruplarına verdiği açık destek, hatta; bazı ipsiz İP’lilerin onlara yandaş ve arka çıkan ahmaklıkları batı emperyalizminin Millet ittifakı denen ‘’İllet ittifakını’’  sahneye sürerek Türkiye’de karanlık ve alçak senaryolar peşinde olduklarını gösteriyor

Bizim, 1980 öncesi Üniversite hayatımızda, yarım asrı geçen gençlik çalışmalarımızda sık sık rastladığımız ve yaşadığımız nefretin izdüşümü emperyalizmin kokuşmuş ayak oyunları bunlar…Ayak iken baş olmak isteyen kuklaların sahneye koymak istedikleri  batı patentli fitne tiyatrolarının  ayak sesleri… Yorgun, bitkin, tükenmiş solun, son kullanma tarihi çoktan geçmiş Kominizm’in ve Kemalizm’in… son nefesleri…

Ülkemiz ve milletimizin düşmanı emperyal güçler her zaman olduğu gibi yapmak istediklerini bugünlerde de aynen daha önce yaptıkları gibi cepheye sürdükleri uşaklarına yaptırmaya çalışıyorlar. Kuklalar da, kuklacılar da mimli ve belli…

Dün olduğu gibi bugün de; ülkemizde ayaklar baş, başlar ayak yapılmak istenince hedef; Başkan Tayyip Erdoğan’ın şahsında gelişen ve büyüyen Türkiye’dir. Onların amaçları, onun hızını kesmek, hedeflerinden alıkoymak ve süper şeytanların önünde diz çöktürüp el etek öptürmektir. Millet olarak biz inanıyoruz ki; Müslüman bir devlet Başkanı ve millet sadece Allah’ın karşısında   eğilir. Ne Amerika’nın, ne Rusya’nın, ne Çin’in, ne kolonyalist Avrupa’nın ve ne de işgalci siyonist İsrail’in…

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Uşaklar ve Kavşaklar

Arif Altunbaş ‘’BİR bilim insanının dinci olabilmesine bir türlü akıl erdirememişimdir. Dindar olabilir. Ama dinci …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir