Salı , 18 Haziran 2024
Son Dakika Haberler

DÜŞMANIN ELİNE SOPA VERENLER

Dünya tarihi aynı zamanda zulümlerin, katliamların, işgallerin ve yağmaların da tarihidir. Ana ocağımız Asya’ya baktığımızda Çin zulmüne, Moğol zulmüne maruz kalmışız. Anadolu’muza baktığımızda Haçlı Seferleri’ne, Moğol yağmasına, Bizans’ın saldırılarına ve bunların yerli işbirlikçilerinin ihanetlerine maruz kalmışız. Özellikle Anadolu coğrafyamız, Malazgirt Zaferi’nden Kurtuluş Savaşı’na kadar çeşitli ülkelerin ya işgaline ya da emperyal emellerine maruz kalmıştır. Siyasi bağımsızlığımızı elde ettiysek ekonomik bağımsızlığımızı elde edemedik. Ekonomik bağımsızlığımızı elde etmeye her ne kadar gayret ettiysek bu kez kültürel anlamda işgale maruz kaldık. Ve bu kanuda bağımsızlık elde etmemiz pek mümkün görülmüyor(!) Düşmanına aşık olan aptal kız rolünü bırakacağımız gün, kültürel anlamda bağımszızlığımızı kazanacağımız gün olacaktır. Birgün o da olur inşallah.

Anadolu coğrafyamızda biz bunları yaşamış iken ve yaşamaya devam edecek gibi görünürken gönül coğrafyamızda neler olmaktadır? Gönül coğrafyamız yaklaşık yüz yıldır neden gülmüyor? Gönül kıblemiz kan gölü olmaktan ne zaman çıkacak? Müslümanların ahları ne zaman son bulacak? Müslümanların izzeti, onuru, şerefi ve de burnu yerlerde sürtünmekten ne zaman kurtulacak? İspanya’nın Gırnata’sından Yemen’in Sana’sına kadar selam yurdu olan gönül coğrafyamız şimdilerde ne oluyor da endişe ve tehlike yurdu haline geliyor?

Bir evde anne veya babanın yüksek otoritesi sarsıldığında aile tespih taneleri gibi dağılır. Kimin ne dediği ve ne yaptığı belli olmaz. Ailenin otorite şemsiyesinin dışına çıkan çocuklar yakın ve uzak çevrenin her türlü tehdidine maruz kalırlar. Sadece tehdide maruz kalmakla kalmaz, senin olmaktan da çıkarlar. Bir müddet sonra sen de çocuklarını tanıyamazsın. Bugün bazılarını tanıyamadığımız gibi.

Düşmanları, ümmet coğrafyamızın anası babası konumunda olan Osmanlı’yı dostlarından çok daha iyi tanıyordu. Bu coğrafyalarda istedikleri gibi at oynatmanın yolu Osmanlı üzerinde yapıyacak ameliyattan geçiyordu. Bunu anladıkları gün kendi aralarındaki her türlü kavgaya son verdiler ve kendilerine yeni mücadele alanı olarak özelde Osmanlıyı, genelde ise İslam Coğrafyası’nı seçtiler. İşte o gün bugündür coğrafyamızı kendi başına bırakmadılar. Ortadoğu Coğrafyası bugün olduğu gibi tarihin hiçbir döneminde hainsiz kalmamıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında hainler tespit edildi ve kendilerine birer devlet verildi. Bunların hiçbirisi savaşarak bağımsızlık elde etmediler. İhanet edenler kendilerine vadedilen devletlerine kavuştular. Bu sıkıntılı coğrafyamızda Amerikan düşmanı birtane lider varmı? İngiliz düşmanı bir tane lider var mı? İsrail düşmanı bir tane lider var mı? Hepsi kukla konumundadırlar. Bu ülkelerin halkları yani kardeşlerimiz, görüyor ve biliyoruz ki kendi yönetimleri, yöneticileri tarafından baskı altında tutulmaktadırlar. Liderlerinin ipleri ağa babalarının ellerinde olduğu için hiçbir zaman halklarına kulak vermemektedirler. Efendilerine olan sadakatleri öyle ileri boyuttadır ki gerektiğinde kendi halklarını kırmaktan dahi çekinmemektedirler. Bunu Mısır’da, Irak’ta, Suriye’de gördük. Kendileri haklarını kırmakta, dövmekte gerekli gördüklerinde düşmanlarının eline sopayı vermekten de geri durmamışlardır. Arap baharı dediler, kuklalarının elinden sopayı alıp halkı dövdüler. En son olarak sopayı Rusya’nın eline verdiler. Dünyanın neresinde görülmüş veya duyulmuş. “Ben kendi halkımı dövmekte aciz kıldım, sen gel şunları bir sıradayağına çek bakalım, beni mumla arasınlar.” demenin adıdır Rusya’nın Suriye’yi bombalaması. Kimin dövdüğüne değil; sopayı ellerine kimin verdiğine bakacaksın. Bu ahmaklara methiyeler dizen, hürmetlerini arz eden ahmak müslümanlara ne demeli?

Ümmet başsız olunca hizaya getirecek olanı çok oluyor. Eli sopalı bir lider lazım. Bırakın düşmana haddini bildirmeyi, öncelikle bizim beyinsizlere haddini bildirecek. Hiç kimse bırakın ihanet etmeyi, ihanet etmeyi aklının ucundan dahi geçiremeyecek. Sonunun ne olacağını bilecek. Olması gereken bu iken tam da tersi oluyor. Efendilerine ihanet ettikleri takdirde sonlarının ne olacağını -Kaddaf ve Saddam örneğinde olduğu gibi- çok iyi bildiklerinden sadakatlerine asla halel getirmemektedirler.

Kılıcı kınına kilitli olan değil; her an eline alabilen bir lider ümmetin izzetini, onurunu ve şerefine kurtarabilir. Bizim beyler kızacak ama olsun. Bu lider, o coğrafyadan değil; Osmanlının küllerinden ve yine Anadolu’dan çıkacak inşallah. Hâlâ görmeyen, duymayan ve hissetmeyen var mı?

Ömer Naci YILMAZ

 

Ö.Naci Yılmaz *

Tüm Yazıları →
Ö.Naci Yılmaz

Ayrıca Bakınız

GİYDİRİLMİŞ KERESTELER

Ömer Naci Yılmaz   Galatasaray ve Fenerbahçe takımları arasındaki Süper Kupa maçının, Suudi Arabistan’da oynatılmamasından dolayı …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir