Perşembe , 22 Şubat 2024
Son Dakika Haberler

Kemal’in gafları Meralin lafları

Kemal’in gafları Meralin lafları

Kemal’in gafları Meralin lafları

İnsanoğlu yeryüzünde en çok ve en ağır sorumluluklar yüklenen ve en sorumsuzca davranan bir varlık olarak hayat boyu sınanmaktadır. Çıkar ve menfaati için yapmadığı ve yapamayacağı bir kötülük yoktur.

Doğuşta temiz bir fıtrat üzere doğan, doğduktan sonra başta ailesi, çevresi, mahallesi, aldığı eğitimi ve diğer etkenler dolayısıyla insani değerlerini kaybeden veya terk eden insan en vahşi bir varlığa dönüşebiliyor.

Toplum içinde yaşayan ve gelişen bir varlık olarak insan, yaşadığı cemiyeti etkileyip ondan da etkilenen bir varlık. Etken veya edilgen olarak zamanla bulunduğu çevreye çabuk uyum sağlayabiliyor.

Kendi değerlerinden kopan toplumlar zamanla bir müddet sonra dini, tarihi, sosyal ve kültürel değerlerinden de kopar, birlikte olduğu ve yürüdüğü grubun değerlerine teslim olur. Bu durum yozlaşma, yabancılaşma ile birlikte insandaki kimlik bunalımı ve özden kopuşlara da yol açar. En sonunda düşmanına aşık olan, ülküsüz, ilkesiz, dengesiz ve şuursuz bir kimliğe bürünür.

İttifak etmek ortak bir zemin ve anlayışta buluşmaktır. Buna azınlığın çoğunluğa teslimiyeti, onun içinde erimesi ve ona teslim olması da denebilir. Tuz gölüne düşen tuz, turşu küpüne düşen sonunda turşu olur. Bu, güçlü olanlar için kazanım, zayıflar içinse kayıptır.

Akıllarını düşmanlarına kiraya verenler; can kan namus şeref vatan ve millet düşmanlarının askeri haline dönüşür. Bunu kendilerine anlatsanız da; gözleri kör, kulakları sağır, gönül ve kalpleri kararmış ruhsuzlara dönüşenler durumun vahametini anlayamazlar. Eğriyi doğruyu karıştıran şaşkınlar ve şaşırmışlardır artık.

Osmanlının son dönemlerinde olduğu gibi milletimiz yüzyıl sonra, yine böyle bir yol ayrımında, varoluş ve yok oluş mücadelesinin kavşağında bir seçimle karşı karşıyadır.

Millet ittifakı adına sekiz protez bacaklı yuvarlak masanın dostları batı emperyalizmine hizmet eden bir ihanet ittifakı olarak cumhura karşı gardını almış savaşmaktadır. Bu ittifakın senaryosunu; Amerika, akıl hocalığını; Avrupa, baş aktörlüğünü; gafların şampiyonu Kılıçdaroğlu, onun yardımcılığını dengesiz lafların sultanı Akşener, konu mankenliğini de Karamollaoğlu oğlu üslenmiş olup öteki bileşenlerse zavallı muhterislerdir.

Oyun sinsice ve profesyonelce oynanıyor.  Yalan, hile, iftira ve algı operasyonları üzerine kurgulanmış, milletimizi ve devletimizi geleceğini hedef alıyor. Osmanlının yıkılışında oynan oyun yenilenip güncellenerek tekrar sahneye sürülüyor.

Dün; Abdulhamit Han’ı devirmek üzere kurgulanan ve sahnelenen iğrenç, alçak ve şerefsiz Osmanlıyı hedef alan bu oyun; dün olduğu gibi aynen Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ı devirmek için oynanıyor. Onun için Erdoğan her zaman, hep her yerde emperyalist batının ve onların uzantıları olan yerli uşakların, dönmelerin ve fırıldakların hedefindeki nişan tahtası.

Dün; Osmanlıyı parçalayıp bölmek ve yok etmek için dışarıdan yabancı düşmanların, içeriden kifayetsiz muhterislerin ve yerli münafıklar birlikte koskoca imparatorluğu yıkmak için ittifak ettikleri gibi, bugün de; Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkmak ve yerine batının arzu ettiği gibi vesayet odaklı bir muz cumhuriyetini kurmak istiyorlar.

Kılıçdaroğlu ve mızıkçı zoraki gelin, çaresiz bilge (!) ile diğer aksesuarlarıyla birlikte Millet İttifakı kendi sandalye ve çıkarları için emperyalizme Truva atlığı yapıyor.

‘’Yağlı kazığa oturturuz’’ dedikleri zaman 28 Şubatçı generallere korkusundan gık’ ı bile çıkmayan acemi İP’ li kaptan kendi beceriksizliğini ve başarısızlığını hamasetle örtbas edip horozlanarak kapatmak, ucuz ve sahte kahramanlık yaparak hatalarını kapatmaya çalışıyor.  Tavuğun kendisini horoz zannetmesi, horozun tavuk rollerine özenmesi bir insan ve toplumun düşeceği en berbat bir seviyesizlik ve düşeceği en alçak bir çukurdur.

Yılanla aynı çuvala girenlerin daha sonra pişmanlık duyarak ağlamaları sızlamaları, bağırlarını dövünmeleri, sağa sola hakaret ve küfürler yağdırmaları, saçlarını ve başlarını yolmaları başlarına gelecek sonucu değiştirmez. Sadece, ‘’Ulur aya karşı kirli çakallar, ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa ’’ ( S.K)

Mimli ittifakın 7. ayağını oluşturan HDP’ in Avrupa ve Amarikadan beslenen ve emir alan lejyonerler çetesi PKK olduğunu herkes bilir. Aziz milletimizi ahmak yerine koymak kadar bir ahmaklık, aptal zannetmek kadar bir aptallık olmaz.

Müslüman bir milletin dini ve milli değerlerine kör, sağır ve düşman olan,  devletin ve milletin alaka, çıkar ve menfaatlerine karşı savaşan, düşmanlarımıza yardım, yataklık ve tetikçilik yapan mayın eşeklerinden Cumhurbaşkanı olmaz.

Türkiye’nin özgür ve özgün, bağımsız ve dik duran, ahlaklı ve karakterli Başkan Recep Tayyip Erdoğan gibi çalışkan, ilkeli, vatan ve millet sevdalısı yiğit bir lidere ihtiyacı vardır. Onun karşısında savaşan PKK’ lı eşkıyalar ile onların dostları olan emperyalizmin uşakları yerli münafıklar ve şeddeli ahmaklardır.

Artık, herkes dostunu ve düşmanını, haddini ve hududunu bilmeli ve bu seçimde, elinden geldiğince Türkiye’ye yakışanı yapmalıdır.

Arif Altunbaş, Haber 7 yazarı

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Müslüman hangi taraftasın?

Arif Altunbaş Güney Afrika Cumhuriyetinin girişimiyle Uluslararası Adalet Divanın (UAD) da yargılanan Siyonist İsrail Gazze’de …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir