Salı , 18 Haziran 2024
Son Dakika Haberler

Jön Kürtlerin ihaneti

 

Arif Altunbaş

Barış görüşmelerinde PKK’nın barış istemediğini, savaş taraftarı olduğunu bu müzakereyi sürdüren her iki tarafta biliyordu.

Oslo görüşmelerinden bu yana ”Analar ağlamasın”, ”Kan akmasın”, ”Türkiye’ye Barış gelsin” diye elinden gelen her girişimi yapan Cumhurbaşkanını Tayyip Erdoğan ve AK Parti hükümetlerini terör konusunda pasif davrandı diye suçlayanlar şimdi de Erdoğan’ı; diktatör,  saldırgan ve barışı bozan insan olarak suçluyorlar.

Bunlar ideolojik veya parti taassubu gözlerini, ve basiretlerini kör etmiş olanlar ile bilerek bilmeyerek ihanet odaklarıyla aynı su alan gemide seyahat edenlerdir.

Bir müslüman inanç ve imanının gereği olarak batılıların taşeronluğunu yapan ülkemize, milletimize savaş açmış bu ihanet gemisinde yer alamaz. Bu ahmaklar, hainler ve teröristlerle birlikte olamaz. Bunlar hem Allah cc, hem mer’i hukuk karşısında, hem de toplumun vicdanında teröristlerle aynı suçu işledikleri için Barışın düşmanı savaşın tetikleyicileri olan Jön Kürtlerle aynı suçu işlemektedirler.

Her ne sebeple olursa olsun dinimiz, milletimiz ve ülkemiz düşmanlarıyla birlikte olmak, onlara – oy da dahil- yardım ve yataklık etmek en büyük ihanettir. Bu ihaneti işleyenleri ne ağabeyleri, ne hocaları, ne cemaatleri ve ne de bahaneleri bu günah, suç ve sorumluluktan kurtaramaz.

Barış görüşmelerinde PKK’nın barış istemediğini, savaş taraftarı olduğunu bu müzakereyi sürdüren her iki tarafta biliyordu. Buna rağmen devlet aklı ve mantığı vatandaşıyla savaşı değil, barış yapmayı her zaman en önde tutar. Çünkü devletin bakası bu insanlarla birlikte olmayı öngörür.

Halkıyla savaşan bir devlet dünyanın neresinde olursa olsun -haklı da olsa- sevimli ve makbul bir devlet değildir. Bunu devleti yönetenler herkesten daha iyi bilirler.

Bir ülkenin kalkınması, huzur ve refah içinde olması o ülke insanlarının kardeşçe birlikte yaşaması ve iç barışıyla mümkündür. Evinizde sürekli bir kavga varsa yaptığınız her işte o huzursuzluğunuzun olumsuz etkileri vardır.

Doğunun ve Güney Doğunu geri kalmışlığında ‘’evet’’ bir maduriyet söz konusudur. Ama 80 yılda oluşan bu açık 13 yıllık AK Parti iktidarlarında pozitif ayrımcılık politikasıyla ortadan kaldırılmaya çalışıldı. Bölge kalkındıkça PKK terörü hortlatılmış, savaş ve gerilim siyaseti bölgeye hakim olmuştur. PKK ve paydaşları bölgenin kalkınmasını istememişlerdir.

Bütün iyi niyetlere, toleranslara, tavizlere, yaraları sarmaya dönük adımlara rağmen açık ve net olarak anlaşılmıştır ki, PKK asla barışın taraftarı olmamış aksine savaşın tek sorumlusu olarak hep en öne çıkmıştır.

PKK Türkiye olarak birlikte yaşamak, güçlü bir devlet olmak taraftarı değil, Türkiye’den toprak kopararak ayrılmanın ve ayrı bir devlet olmanın savaşını vermektedir.

Silahını bırakmayan, Barış masasını deviren, halkımızı ve bölgemizi silah ve ölümle tehdit ederek amaçlarına ulaşmak isteyen terörist bir örgütle barış yapmak ne yazık ki mümkün olmamıştır. Bundan sonra da mümkün görünmemektedir.

Barış sürecinde savaş çığırtkanlığı yapanlar bugün ne hikmetse barışın borazancılığına soyunmuş durumdalar, Türkiye’yi batı ülkelerine şikayet etmede sıraya girmiş yarışıyorlar.

PKK silahları bırakıp teslim olmadıkça bundan sonra da kimse barıştan bahsememelidir. Netice olarak; PKK her ne pahasına olursa olsun Türkiye dışına sürülmelidir. Yurt içindeki bütün yandaş ve paydaşları legal ve siyasi çözüm alanına dönmelidir.

Size eli silahlı ve savaş açanlara siz barış teklifiyle giderseniz bu savaşı kaybetmişiniz demektir. ‘’İlle de ayrılacağım’’ deyip silaha sarılanlara fırsat verirseniz vatanınızın bir kısmını Jön Kürtlere hediye etmiş olursunuz anlamı çıkar.

Millet olarak bu savaşı biz başlatmadık, biz sürdürmedik, biz sürmesini de istemedik. Ama ülkemizde din, vatan, millet, namus, şeref huzur ve barış söz konusu olunca dünyanın her yerinde olduğu gibi ölmek ve öldürmekte meşrulaşır. Herkesin kendi vatanını ve topraklarını koruması ve savunması en tabi hakkıdır.

Ben bu milletin bir gün sabrının taşacağından, ayağa kalkarak bu işi kendi elleriyle bitirmeye kalkmasından korkuyorum. Zaten iç ve dış düşmanlarımız da bunun için uğraşıyorlar.

Biz bu Filmi,  bir asır önce Avrupalıların Jön Türklere nasıl oynattığını görmüş, koskoca imparatorluğu 11 yılda nasıl paramparça yaptıklarına şahit olmuştuk.Anadolunun işgali ve daha sonra verilen İstiklal savaşıyla bu oyunu nasıl bozduğunu bizzat millet olarak yaşamıştık. Allah cc o günleri bir daha yaşatmasın.

Arif Altunbaş – Haber7

Facebook; arifaltunbas@hotmail.com

Twitter @arfaltunbas

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Özeleştirinin ilk muhatabı kim

Arif Altunbaş Sızlayan duvarlardan gelen iniltiler dalga dalga çoğalıp, bir yas ve ağıta havasına dönüşür …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir