Pazar , 19 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

ARKADAŞ KURBANLARI

Arkadaş kelimesi bir sıcaklığın, samimiyetin ve bir tercihin ifadesidir. İnsan hangi anne ve babanın çocuğu olacağını seçemez, hangi şehirde doğacağını da seçemez. Saçının, gözünün rengini, ırkını seçemeyeceği gibi. Zaten insanın seçiminde söz sahibi olmadığı bir şeyle övünmesi de aymazlık olur. Olumlu tarafından bakıldığında arkadaş karşılıklı olarak sevgiyi, saygıyı, fedakârlığı, vefayı ve sadakati ifade eder. Aksini ise söylemeye gerek yok; çünkü her taraf onlarla doludur.

Eskilerimizin eskimez sözlerinden bir tanesi ise “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.”dir. Arkadaş çevresini iyilerden seçemeyen insanlar, bu tür kişilerle birlikte olup aynı işleri yapmaya başlarlar ve kötü yola girerler. Zaten kötünün iyiyi kendi gibi yapma istidadı; iyinin kötüyü iyi yapma istidadından daha kuvvetlidir. Çocuklarımız evde duymadığı olumsuz ve çirkin sözleri kullanmaya başladıysa arkadaşlarının kimlerden oluştuğunu takip etmemiz gerekmektedir. Müdahale edemediğimiz sosyal çevreler çocuklarımıza pekâlâ kolayca müdahale edebilmekte, sonuçta yavrularımız elimizden kayıp gitmektedir.

Küçük yaştaki çocuklarımız için geçerli olan çevre tehditleri ve arkadaş kurbanı olma durumu, gençlerimiz için de geçerlidir. Özellikle üniversiteler bu durumların en yoğun olarak yaşandığı alanlardır. Herkesin hafızasında ve hatırasında, üniversitedeki çevresinden dolayı bir sürü hayal kırıklığı ve hayat kırıklığı yaşamış gençlerin hikâyeleri vardır. Arkadaş ayağına kapıldıkları bu olumsuz çevrelerden gençler nasıl kurtulacak, kim kurtaracak? Birçoğunun hayatının kayıp gittiğine şahit olduk. Bundan dolayı gençlere iyiyi ve güzeli anlatmaktan, yitik farzımız olan Emr-i bi’l ma’rûf ve nehy-i anil münker’i yeniden hayatımıza müdahil etmeliyiz. “İyiliği emretmek ve kötülükten men etmek ten asla vazgeçmemeliyiz. Aksi halde üniversitelere donanımsız giden yavrularımızın akıbeti bir televizyon haberi olarak karşımıza çıkabilmektedir.

Rahmetli Tuğrul Çetin hocamız “sakaklar kazanmasın, biz kazanalım” derdi. Okul yıllarımızda bu sözün mahiyetini pek de anlamazdık. Ta ki öğrencilerimizin, yavrularımızın, gençlerimizin elimizden kayıp gittiğini görünceye kadar. Maalesef günümüzde sokak kültürü ve çevre daha baskın ve tercih edilir oldu.  Hatta bunlar anneye, babaya, ağabeye ve ablaya bile tercih edilir oldu. Sokak ve çevre kendisine çok temiz ve saf duygularla gelen gençleri geldikleri saflıkta ve temizlikte bırakmıyor. Kendisiyle aynileştiriyor, özdeşleştiriyor. Bu gençlerden hırsız, zani, cani, terörist ve vatan hainleri çıkartabiliyor. Bize de bu gençlerin ardından yakınmak kalıyor. Bizim yüzümüzden, bizim olumsuz yaklaşımlarımızdan ve davranışlarımızdan dolayı gençlerimiz buralara ve kötü emelleri olan insanların eline düşüyorsa vay halimize. Bu vebal de günah olarak bize yeter de artar bile.

Aydınlatmaya, uyarmaya, uyandırmaya, dikkat çekmeye devam edeceğiz. Bana ne dediğimiz an toplumsal olarak bittiğimiz andır. Sevgili peygamberimiz Hz. Ali’ye hitaben “Ey Ali! Allah Teala’nın senin sayende tek bir kişiye hidayet etmesi, iyi bil ki sana kızıl develer bahşedilmesinden çok daha hayırlıdır.” Peygamberimiz yine bir başka hadisinde “Ey Ali! Bil ki, senin elinle bir insanın hidayet bulması, güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha hayırlıdır.” buyurmaktadır.

Arkadaş kurbanlarını, ümmet ailemizin yitik evlatlarını arayıp bulalım, şefkat elimizi ellerine uzatalım. Onların birilerinin kurbanı olmaktan kurtarmak için Rabbimizden yardım dileyelim.

 

Ömer Naci Yılmaz

 

 

 

 

 

 

Ö.Naci Yılmaz *

Tüm Yazıları →
Ö.Naci Yılmaz

Ayrıca Bakınız

GİYDİRİLMİŞ KERESTELER

Ömer Naci Yılmaz   Galatasaray ve Fenerbahçe takımları arasındaki Süper Kupa maçının, Suudi Arabistan’da oynatılmamasından dolayı …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir