Pazar , 26 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

Arap NATO’su

Arap NATO’su

Bugün İslam alemi her yönden özgürlük ve bağımsızlığını yitirmiş ekonomik, siyasi, kültürel, ve askeri olarak bir emperyalist güce bağlı ve bağımlı yaşamak zorunda bırakılmıştır. Gerçekten islami bir politika ve  diplomasi izleyen, yönetime sahip olan maalesef bir devlet yoktur. Bu coğrafyaları yönetenler ya koyu mezhepçi, ya radikal ırkçı, ya sığ bir bölgeci, ya Kapitalizmin veya Sosyalizmin müzmin taklitçisidir.

Özellikle 1. Dünya savaşından sonra tepeden tırnağa işgal edilen islam coğrafyasının her biri bir süper güçün sömürgesi olmuştur. Batılı işgalciler islam toprakları üzerinde kukla devletler kurup oralara atadıkları kral, emir, devlet başkanı gibi sahte kahramanlar ve millişeflerle sömürü çarklarını zamanımıza kadar sürdürmüşlerdir.

Başta; ABD, İngiltere, Fransa, Ispanya, Portekiz, Belçika, Hollanda, İtalya, Danimarka gibi sömürgeciliğin başını çeken ülkeler, daha sonra; Rusya ve Çin gibi devletler, işgal ettikleri ülkelerin en önce din, dil ve kültürünü değiştirmeye yönelerek onları kendi kültürleri içinde asimile ederek modern köleler haline getirmişlerdir. Yani doğuda, batıda, Kuzeyde, Güneyde her yerde eğitim, öğretim ve kültür emperyalizmiyle resmen bu toplumlar köleleştirilip mankurtlaştırmıştır.

2. Dünya savaşında Alman ordusu önünde darmadağın olup yenilgiye uğrayan Avrupalı devletler ve Rusya Amerikanın destek ve yardımıyla Almanyanının kölesi olmaktan kılpayı kurtulmuşlardır. Amerikanın kol ve kanatları altına sığınarak canlarını kurtaran bu devletler ellerinde bulundurdukları birçok sömürgeleri ABD’ye devretmiş veya kaptırmışlardır.

Halen birçok Japon adası Rusların işgalinde, Okyanustaki birçok ada ve adacık ABD’nin askeri, ekonomik ve siyasi hegemonyası altında, yine birçoğu da İngiliz, Fransız, Ispanya ve portekiz’in işgali altındadır

Avusturalya (1942), Yani zelanda (1947), Hindistan ) 1947), Malezya ( 1957), Singapor (1965),  Güney Afrika (1991), Sudan (1951) , Mısır (1922) Suudi Arabistan (1932), Ürdün (1923), Irak (1932)  Suriye (1961), Malta (1964) gibi ülkeler daha düne kadar ingiliz sömürgesi veya işgali altında idi Kanada bile halen ingiliz toprağı sayılmaktadır. İndenozya (1949) a kadar Hollandanın sömürgesi olarak kaldı.  ABD, Rusya, Çin ve Avrupa devletleri dünyayı sömürerek bugünkü zenginliğine ulaşmıştır.

Bugün batı uygarlığı kendi değerlerine saygı göstermeyen, kendi değerlerini inkar eden, onları çiğneyen bir vahşet uygarlığı haline gelmiştir. Bu vahşete ön ayak olanların çoğu da ne yazık ki buralara tayin edilen ve getirilen yerli yöneticilerdir.  Bu mankurtlar kendi dinlerine, kültürüne, geleneğine, milli ve yerli değerlerine karşı savaş açmış, işgalci ülkelerin jandarmalığını yapmış sahte ve milli kahramanladır.

ABD’nin  öncülüğünde Suudilerin ev sahipliğinde ve petrol zengini körfez ülkelerinin finansıyla bugün Ortadoğuda kurulmak istenen Arap NATO’ su da yeni bir işgal, sömürü ve savaş dalgasının habercisidir. Dün Sudanda Ömer el Beşir hükümetine karşı yapılan darbe, bugün Libyada ve Suriyede süren iç savaşın bitmemesi bu gasıp,fasık ve kukla arap rejimlerinin eseridir.Bu kukları oynatan da şüphesiz büyük şeytan Amarikanın bizzat kendisidir.

ABD’nin desteğiyle İsrailin Kudüsü ve Golan cephelerini  işgal etmesinden sonra şimdi sıra Gazzenin kapılarına dayanmıştır. Kurulmak istenen bu Arap NATO’ su emperyalizmin her türlüsüne karşı milli ve yerli bir duruş sergileyen tüm islam ülkelerine karşı savaşmak için kurulmaktadır. Bu Arap fitnesi İsrail ve ABD’nin işini kolaylaştırmak, onların çıkarlarını korumak ve kollamak için kurulmaktadır.

Elbette; Şeytanın atına binen oradan çabucak iner, ABD’nin gazına gelen kendi kazdığı çukurda boğulur, İsraile yardım ve yataklık yapan onun oyuncağı olmaktan kurtulamaz.

Amerika Ortadoğuyu yeniden dizayn etmek için faturayı Körfezin petrol serhoşu bu şımarık çocuklarına ödetecek, figüran olarakta sahnede bu kuklaları oynatacaktır.

Ortadoğuda Amerika ve Avrupa emperyalizmine boyun eğmeyen her lider ve devlet bu fitnenin hedefi olacaktır. CHP  BDP ve onun ortakları, yandaşları bu fitnenin Türkiye ayağını oluşturmaya zaten dünden gönüllü, istekli ve razıdır. Yeter ki, Türkiyenin başından emperyalizme, sömürü ve işgaline karşı direnerek dik duran ve eğilmeyen Erdoğan gitsin de kim gelirse gelsin.

Arif Altunbaş, Haber 7

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Emperyalizme karşı

Arif Altunbaş Tüm insanlık kendi durum ve konumuna göre ailevi ve toplumsal, iç ve dış …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir