Cumartesi , 25 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

15 YIL DEĞİL 15 TEMMUZ’DAN SONR

thumbnail_9 Hatta 15 Temmuz da değil 16 Nisan… 16 Nisan da değil 22 Mayıs 2017 den itibaren.. Reis ülke gemisinin dümeni başına geçtikten sonra hesap sorma hakkımız var.

MUGALATA

Muhalifler her ağzını açtığında ’15 yıl iktidardasınız da…’ diye başlayarak: ‘Şunları şunları falan hala yapamadınız.’ Veya ‘Şunu şunu vs. nasıl göremediniz?’ Gibi başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Ak Partiyi suçlarlar. Bunu söyleyenlerin bir kısmı safça söylüyor. Onlara ‘Allah feraset versin…’ diyorum. Ama Bazıları var ki, her şeyi cin gibi bildikleri halde kurnazca sorularla mugalata yaparak milletin kafasını bulandırmak için ellerinden gelenini yapıyorlar.

PARLEMENTER SİSTEMİN ACİZLİĞİ

Hâlbuki Bu soruları soranların bildiği gibi, Parlamenter sistemde tek başına iktidar olsanız bile başarılı olma şansınız yok. Çünkü 16 Nisan referandumu ile sandığa gömülen parlamenter sistemin içi Bizans oyunlarına açık bir sistemdir. Bunu yakın tarihte yaşanmış bir olayla anlatmaya çalışayım: 1980 öncesinde Demirel’in AP (Adalet Partisi) ile Ecevit’in CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) iki ezeli rakip idi..hem de kanlı bıçaklı. Bakmayın Demirel’in son zamanlarında CHP lilere yanaşıp gülücükler dağıttığına… 1980 öncesi bunlar birbirine düşman 2 partiydi. O kadar ki; Cenazelerde bile bir araya geldiklerinde, birbirlerinin yüzüne bakmaz tokalaşmaz baş sağlığı bile dilemezlerdi. Öyle bir düşmanlık yani… İki lider birbirine bu kadar düşmanlık besleyince haliyle Anadolu’daki partililer daha fena bir şekilde birbirine kinlenir.. aralarında kavga gürültü bitmezdi. Bazı kavgaların sonu bazen kanlı biter, eğer arada aşiret falan varsa iş kan davasına dönerdi. Allah o yılları bir daha bu millete göstermesin. İnsanların sokak ortasında takır takır vurulduğu, Üniversitelerde eğitimin yapılamadığı, polislerin bile sağcı-solcu kamplara ayrıldığı günlerdi. Memleket Başta bu iki lider(Ecevit-Demirel) sayesinde düşman kamplara ayrılmış.. eğitim,sağlık,sanayi,yatırım bürokrasi adeta durmuştu. Ne demek istediğimi O yıllarda çekilmiş Türk filmlerine bakın memleketin nasıl perişan bir vaziyette olduğunu kısmen görürsünüz. Devlet kapısında İşleriniz aylara yıllara sarkardı. Vatandaş Bu kadar sıkıntıya rağmen geçim derdini unutmuş, Kör bir kurşuna rast gelmeyip Akşam evine sağ-salim dönebiliyorsa ‘Yarabbi şükür!’ diyordu. İşte! Memleket bu ehval ve şerait içinde iken Seçmen.. oy verdiği partisi için canını tehlikeye atar iken…

Ecevit Güneş motelde takır takır paraları sayarak o uğrunda can verilen milletvekillerini tek tek satın aldı. Hepisiciğine de birer bakanlık verdi. Ve Kısa sürecek bereketsiz bir hükumet kurdu. O günleri de Allah bu millete bir daha göstermesin. Hükumet kurulur kurulmaz Anarşi aldı başını yürüdü. Kahramanmaraş olayları bu hükumet döneminde oldu. Sokaklarda terörün Bakkallarda yokluğun Hükumette yolsuzluğun sürdüğü yıllardır o yıllar. Böyle bir hükumet yürür mü? Yürümez tabi. Kısa sürede yıkıldı gitti. Geriye bıraktığı enkaz kaldı. Bir de bize Parlamenter sistemde işlerin ne kadar rezil bir seviyeye düşebileceğine dair Bir numune-i imtisal bıraktı. Nasıl mı?

Bugün Türkiye nin nüfusu 80 milyon. Bu meş’um olayın olduğu yıllardaki nüfusu ise 42 milyondu. Yani bugünkü nüfusun yarısına yakın… Ülkemiz bugün 26 bakanla yönetiliyor. Ecevit ise o gün Sadece transfer ettiği milletvekillerine 10 bakanlık verdi. Başbakan yardımcılarından Turhan Feyzioğlu CGP li (Cumhuriyetçi Güven Partisi) Diğer Başbakan yardımcısı Faruk Sükan DP li (Demokratik Parti) Ve 10 Tane de Bağımsız(!) bakan Ecevit de Başbakan Artık ortaya Nasıl bir hükumet ve nasıl bir Türkiye manzarası çıktığına Ve ülkemizin Dünya milletleri nezdindeki durumunu düşünün. Yani Parlamenter sistem meseleyi çözmede aciz kaldı. Hükumet bir türlü kurulamadığı için bu transferler ve diğer küçücük partilere Başbakan yardımcılıkları verilerek hükumet kurulabildi. Ve Gayri meşru yollarla kurulan ‘Güneş Motel Hükumeti’ O yıllarda Ülkeye çok şey kaybettirdi. Eğer Şimdiki sistem olsaydı Ecevit veya Demirel kim 1. Parti çıktıysa hükumetini kurar yoluna devam ederdi. Ne böyle rezil transferler olur, Ne de Kenan Evren 12 Eylül darbesini yapmaya cesaret ederdi. Sadece 12 Eylül darbesinin önlenmesi bile Ülkemiz için ne kadar büyük bir kazanç olurdu.

PARLEMENTER SİSTEMDE NE KADAR MUKTEDİR OLABİLİRSİNİZ Şimdi gelelim konumuzun başlığına. Yani ’15 Yıldır iktidardasınız…’ diye başlayan muğalatalara. Parlamenter sistemde tek başınıza iktidar olsanız bile Seçmene söz verdiğiniz Veya Uygulamayı düşündüğünüz hükumet programını uygulayamazsınız. Bu işlerle uğraşan araştırmacıların verdiği bilgiye göre; Bir parti iktidara geldiğinde yapmak istediklerinin ancak % 13 ünü yapabiliyormuş. Yani iktidar partisi Ancak %13 muktedir olabiliyor.

%90 OY ALSANIZ BİLE… Neden? Çünkü zamanında sistem böyle kurulmuş. Nitekim Kendini bu ülkenin sahibi sanan Laik-Kemalistler zamanında Ak Parti hükumetine ne diyorlardı? ‘Siz %90 oy alsanız bile yapamazsınız’ demiyorlar mıydı? Diyorlardı. Şimdi ne diyorlar: ’15 yıldır iktidardasınız şunu şunu nasıl yapamadınız..veya bilemediniz’ diyerek işi saptırıyorlar. Aslında Onlar da biliyor parlamenter sistemle işlerin düzgün yürümeyeceğini. Ve Devletin sinir uçlarına kendilerinin hakim olduğunu… Yoksa Hangi cesaretle ‘%90 oy alsanız bile şu şu şu değişiklikleri size yaptırmayacağız…’ diyebilirler.

16 NİSAN DA DÜNYA SAHNESİNE HANGİ SİSTEMLE ÇIKACAĞIMIZA KARAR VERDİK 16 Nisan’da Milletimiz yaklaşmakta olan büyük hesaplaşmanın hangi sistemle yapılacağına karar verdi. Geçmişte yaşadığımız çok başlı her tarafı dökülen bir sistemle dünya milletleri ile yarışamayacağımızı gördük. Yarışmayı bırakın sizi masaya bile almazlar. Aynen yıllarca almadıkları gibi… Bugün dünya yeniden şekilleniyor. Türkiye İstediği kadar ‘yurtta sulh cihanda sulh’ desin.. ister istemez bu kavganın içinde yer almak zorunda… O halde Dünya milletleri ile masaya otururken Her yeri dökülen bir sistemle değil, Güçlü bir lider Sağlam bir yönetimle masaya oturmalıyız. Emin Batur

 

Emin Batur *

Tüm Yazıları →
Emin Batur

Ayrıca Bakınız

CAFE – MARKET DENETİM VE PAHALILIK

Emin Batur Bana göre Cafe ve restoranlar kesinlikle fiyat olarak denetlenmemeli. Sadece sağlık ve hijyen …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir