Perşembe , 22 Şubat 2024
Son Dakika Haberler

DOMATES BİBER PATLICANLA GELEN KUYRUK ACISI

Mahallelerin seyyar manavlarının nara atarcasına “Domates- Biber- Patlıcan!” diye bağırmaları bir takım kimselerin kulaklarında hâla çınlamaktadır. Şehir ve kasabalara yakın olan köylerde ise atların veya eşeklerin çektiği arabalarla sebzeler ve meyveler satılırdı. Barış Manço’nun ünlü şarkısından sonra bu üçleme “Domates- Biber- Patlıcan!” yediden yetmişe bütün kulaklarda ve sonra da gönüllerde yer etmiştir. Pazar alışverişlerine çıkan insanlar bu sesleri duyduğunda hiç kimsenin aklından ‘Bu insanlar niye bağırıyor?” diye geçmezdi.

Bir zamanlar pazarcıların seslendirdiği bu üçleme bugünlerde siyasetçiler tarafından seslendirilmektedir. Fiyatlar arttığında niye müdahale edilmiyor diye bağırıyorlar. Müdahale edilip fiyatlar düştüğünde de niye ucuzladı diye bağırıyorlar. Ama hep bağırıyorlar hep bağırıyorlar. Devlet manavlık yapar mı diye de efeleniyorlar. Gel de geçmişi hatırlama ve tarihte olanları dillendirme. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu yıllarda Sümerbank diye bir devlet kurumumuz vardı. Kurulduğu günden itibaren ordumuzun, polisimizin eğitim elbiselerinden iç çamaşırına, postal, çadır, paraşüt, çarşaf, battaniye ve havluya kadar birçok malzeme üretilirdi. Bu malzemeler aynı zamanda vatandaşa da satılırdı. Ucuzluğu ve kalitesi ile öne çıkan malzemelerdi bunlar. Yaşları ellilerin üzerinde olan orta kesimden herkes bir şekilde Sümerbank ürünü kullanmıştır. Önemli bir ihtiyaç giderildiği için hiç kimsenin aklından “Devlet don satar mı, devlet çorap satar mı, devlet çarşaf satar mı?” demek geçmezdi. Ne siyaset bu kadar kirlenmişti ve ne de siyasetçi bu kadar ucuzlamıştı. Toplumun yararına olan bir durum asla olumsuzlaştırılmazdı. Bunlar üzerinden siyaset yapılmazdı. Fakirlik ve yokluk yılları devleti vatandaşlarının yararına tedbirler almaya yönlendiriyordu. Devlet dün olduğu gibi bu gün de vatandaşlarını kolluyordu.

Domates- Biber- Patlıcan üzerinden yapılan spekülasyonlar siyasal rant devşirme gayretlerinin bir yansımasıdır. Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar buradan bir ekmek çıkmaz. Vatandaş razı olduktan sonra birilerine çene yormak kalır. Konser bileti kuyruğundan rahatsız olmazlar, maç bileti kuyruğundan rahatsız olmazlar, teknoloji mağazalarının önündeki kuyruktan rahatsız olmazlar. İftira davalarından elde edilen paralarla dağıtılan döner kuyruklarını ise görmezler bile…

Mesele tanzim satış merkezlerindeki kuyruklar mıdır? Yoksa bu kuyruklar üzerinden bastırılan başka kuyruk acıları mıdır? Gezi olaylarında mesele ağaç değil diyenler, darbeye tiyatro diyenler, Kandil’de ne işiniz var diyenler, Afrin’e girmeyin diyenler, devlet domates- biber- patlıcan satar mı diyenler aslında “Acı var acı.” diyemediklerdi için başka başka meseleleri öne sürüyorlar. Aslında büyük acı var. Öyle büyük bir acı ki sağdan soldan, dinsizinden dincisine varıncaya kadar ortak bir düşman karşısında tek vücut oldular. Bütün düşman oklarının hedefinde Reis-i Cumhur Recep Tayyip Erdoğan var. Onu siyaseten yenememek adamları (!) kahrediyor, perişan ediyor. Onun için PKK sizi tükürüğünde boğar diyorlardı, onun için Türkiye ile İran savaşırsa İran’ın safında yer alacağım diyorlardı, onun için ABD ile bir olup Erdoğan’ı devireceğiz diyorlardı, onun için Avrupa Birliği destek verirse Erdoğan’ı indiririz diyorlardı. Her şeyi dediler, her şeyi söylediler de bir tek “Bu seçimleri biz kazanırız.” diyemediler. Adamlar haklı, dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen burada görülüyor. On yedi yıldır iktidarda kalmak, girdiği tüm seçimleri kazanmak kaç faniye nasip olur. Menderes’e darbe yapmasaydılar iktidar yüzü mü göreceklerdi? Tek parti varken girdikleri tüm seçimleri Esed gibi kazananlar hangi serbest ve çok partili seçimi kazanmışlar? Seçimlerle halledemeyince sosyal olaylardan, terör olaylarından, dış güçlerden medet umar oldular. Her seferinde umduklarında boğuldular ve boğulmaya da mahkûmdurlar.

Bel fıtığını duymuştuk, görmüştük. Kasık fıtığını duymuştuk, görmüştük. Erdoğan bütün hasımlarını ‘beyin fıtığı’ yaptı. İşte bu acı o acıdır ve kuyruk acısıdır. Domates- Biber- Patlıcan!

Ömer Naci YILMAZ

Ö.Naci Yılmaz *

Tüm Yazıları →
Avatar

Ayrıca Bakınız

ACIN SEVGİN KADARDIR

Ömer Naci Yılmaz  İnsanlık şahit oldu, tarih kaydetti, biz okuduk. Hollywood filmeliriyle her ne kadar …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir