Salı , 5 Mart 2024
Son Dakika Haberler

Eleştiri ve Özeleştiri üzerine

eleştirinin eleştirisi ile ilgili görsel sonucuİnsanın yapısında -Alisiyle Velisiyle, Sünnisiyle Şiisiyle farketmez- güce ve dünya nimetlerine , makam ve mevkilerine karşı aşırı zaafiyet vardır. Sahabeler Fırat Dicle, Nil nehirlerinin verimli topraklarını feth ettikten sonra onların bile bir çoğunda dünyaya ve dünyalıklara meyletmek ağır basmıştır.

Bu doğru mudur? Elbette,  Hayır. Ama; insan bu, fıtratı böyle işte?

Gelişigüzel onu bunu eleştirmek, birilerini suçlu ve hatalı ilan etmek, ayağı yere basmayan ifadeler ve uçuk iddialarla birilerini yargılamak kendini bilen bir insanın yapabileceği bir iş değildir.

Adama o zaman sorarlar;

Sen onlardan birisi değil misin?

Sen hatasız ve günahsız mısın ” diye.

İslam alemindeki bütün bu gevşemeler, kırılmalar ve yozlaşmalarda müslüman olarak  bizim hiç mi suçumuz ve hatamız yok ?

İslam Akidesine ters düşmedikten ve onu çiğnemedikten, red etmedikten sonra Müslüman, günahkar ve hatalı olsa bile Müslüman kardeşinin yanındadır, yandaşıdır, yandaşı olmak zorundadır.

Ortada senin görmediğin veya göremediğin alanlarda ve cephelerde bir varoluş mücadelesi verildiğini bazı kardeşlerimiz hala göremiyor.

En kolay iş sorumsuzca, Allahtan korkmadan birilerini eleştirmek ve suçlu ilan etmektir. Sen ne yaptın, ne yapıyorsun, ne yapacaksın Hak ve hakikat adına önce kendine bunu sor eleştirmeye başlalamadan önce!

İslam ve Kuran adına , Ümmet ve İslam coğrafyası adına ne yaptın, ne yapıyorsun, kendine bunu sor! Eleştirdiğin veya eleştireceğin insanı hedef tahtasına koymadan önce aynaya bak kendini görmek için.

Bu sorularla meşgul olman kuru kuru birilerini eleştirmenden daha faydalı ve kıymetlidir. İkide bir siyasal iktidara yüklenip ondan İslami bir hareketten beklenen tavırlar beklemek kadar bir saflık olamaz.İktidarlar ancak müslümanların önündeki engelleri, tuzakları ve oyunları bozabildikleri ve kaldırabildikleri kadar kendi misyonlarını icra etmiş olurlar. Onlar bizim rüyalarımızda görmeye çalıştığımız beyaz atlı süvariler değildir.  Herşeyi onlardan beklemek kadar, onların kaldıramayacağını onlara yüklemek kadar bir sorumsuzluk olmaz.

Başkalarını suçlayacağımıza, onları tefe koyup çalacağımıza önce kendimizi hesaba çekelim, kendimizi düzeltelim, olgunlaştıralım, gerçekten İslama layık müslümanlar olmak için ne yapmamız gerekiyorsa onu yapalım!

‘’Bekara hanım boşamak kolay gelir’’ derler. Devlet yönetmek, müslümanlarla uğraşmak, inkarın ve tuğyanın kara bayrağına karşı Hak ve hakikatin savaşını vermek, islam düşmanlarıyla boğuşmak öyle kolay bir iş değil. Sabır, zaman, feraset, samimiyet, ihlas ve mücadele isteyen uzun ve meşakkatli bir uğraş ve yoldur.

Müslüman olarak sen, sana düşeni yerine getiriyor veya getirebiliyor musun kardeşim, sen ona bak!

Esas mesele başkalarını hesaba çekmek değil, kendi nefsimizi hesaba çekebilme erdemine erişebilmektir. Bunu yapabiliyorsak doğru yoldayız demektir. Kendini hesaba çekmeden başkalarını eleştirmek laubaliliğin, hafif meşrepliliğin ve sorumsuzluğun alasıdır. Kendini bilmezliktir. Haddi aşmaktır. Başkalarının hak ve hukukunu çiğnemektir.Kibir denizinde boğulmaktır. Kendi hataları görmezlikten gelip kendini beğenmektir.

Kısaca; cehaletin körkuyusunda kendini unutup başkalarına, ‘’Aydınlığa nasıl ulaşılır’’ dersi vermektir.

Eleştirmek yalnız birinin eksiklerini, hatalarını, kusurlarını görmek ve söylemek değildir.Eleştirmek, bir şeyi inceleyip iyi ve kötü yanları ve yönleriyle onu ortaya koymaktır. Demiri parlatmak için onu zımparalamak gerekir, insan kendini parlatmadan başkalarının kirleri ve paslarıyla uğraşmamalıdır.

 

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Uşaklar ve Kavşaklar

Arif Altunbaş ‘’BİR bilim insanının dinci olabilmesine bir türlü akıl erdirememişimdir. Dindar olabilir. Ama dinci …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir