Cumartesi , 18 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

Firavun Düzeni ve Musa çağrısı

 

Ä°lgili resimİnsanı ilahlaştıran, maddeyi putlaştıran ve dini bir doğma olarak gören batılı dünya düzeni yeryüzünü çepeçevre kuşatmış, kendi baskı ve otoritesi altına almıştır.

Kendi otoritesine karşı çıkan her devlete ve millete, dine ve Kültüre hayat hakkı tanımayan bu sistem evrensel değerler diye tanımladığı kendi hukukunu zorla insanlığa dayatmaktadır.

Batı medeniyetinin kendisi gibi olması için zorladığı dünya ulusları bu faşist ve sömürgeci, inkarcı ataist, putperest anlayışın baskısı altındadır. Bu anlayışın başını şu anda Amerika ve Avrupa ülkeleri çekmektedir.

Dünyanın bazı bölgelerinde açlık ve susuzluk varsa, iç kargaşalıklar ve savaşlar varsa, baskı ve diktatörlükler varsa, terör ve baskı varsa bunun asıl müsebbipleri dünyaya hakim olan insanlıktan nasibini almamış birkaç modern sömürgeci devlet veya uluslarası çıkar ve menfaat çeteleridir.

Bunların anlayışı tarih öncesi Hz. İbrahime karşı çıkan Nemrut’un, Hz. Musa’yı daha anne karnında iken katletmek isteyen Firavunun, Hz. Muhammedin vahiy yolunu kesmek isteyen Ebu Cehlin  mantığıdır.

Roma despotizmi ve hukuku, Yunan ahlaksızlığı ve kültürü üzerinde kök salan, dünyayı saran bu zehirli sarmaşık ağacının kolları insanlığın kanını emen bir vampir gibi her yere uzanmaktadır.

Sınırsız özgürlükler, İnsan Hakları, Bağımsızlık sloganlarının arkasına gizlenen sinsi demokrasi dayatmaları ile her yerde baskı kuran bu Romalı militarist anlayış bütün dünya mazlumlarını kabadayılıkla baskı ve terörle yönetimi ve denetimi altında tutmaya çalışmaktadır.

Süper devletler despotizmi kendi süper(!) orman kanununlarından başka bir hukukta tanımamakta, başka kültür, din ve hukukların da bir bölge ve millete hakim olmasına şiddetle karşı çıkmaktadır.

İnsanı klonlanmış tek tip bir anlayışın, inanış, kabul ve ortak değerleri etrafında zorla zorbalıkla buluşturmak isteyen bu inkarcı güç faşizan baskılarla dünyayı kendi cenderesi altında preslemiş kimsenin nefes almasına da fırsat vermemektedir.

Vahşi batı medeniyetinin en çok düşman olduğu şey vahiy çizgisi ve vahiy medeniyetidir. Bu yüzden hemen hemen tüm islam ülkeleri batılı işgalciler ve emperyalistler güçler tarafından kendi din ve kültürüne düşman hale getirilmiştir. İnsanlar kitleler halinde mankurtlaştırılmıştır.

Kendi değerlerine, kendi mukaddesatlarına, kendi coğrafya ve tarihlerine karşı yabancılaştırılan müslümanların uyanışı, dirilişi, yeniden kendi benliğine dönüşü bu medeni (!)haydutların hiçte  hoşuna gitmemektedir. Nerede bir uyanış, ayağa kalkış, diriliş ve aydınlık bir hareket varsa onlar ya bizzat batılılar tarafından veya batılı yerli uşak veya taşeronler tarafından infaz edilmeye çalışılmaktadır.

İnsanın vahyi çizgisinden haberdar olmaması için bütün yollara ve imkanlara ulaşmak zorlaştırılmakta veya bu yolun sevdalıları terörist, gerici, yobaz ve çağdışı olarak baskı ve zulüm altında tutulmaktadır.

Bugün Türkiyenin üzerine üzerine gelen, yolunu ve hızını kesmek isteyen batılı devletler ve güçlerin yapmak istediği tek şey var. O da; Türkiyenin kendi medeniyet değerleriyle, ahlak ve kültürüyle, din ve coğrafyasıyla kucaklaşmaması, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da kendilerine kul ve köle olarak bağlı kalmasını şiddetle istemekteler.

Onlar Türkiye uyanacak ve kendi ayakları üzerinde duracak diye bir endişeleri var. Balkanların, Kafkasların, Ortaasyanın, Ortadoğunun, Kuzey Afrika ve tüm islam ülkelerinin birgün uyanacağını da biliyorlar.  Onlar yine biliyorlar ki Türkiye uyanınca coğrafyamız uyanacak, tüm mazlumlar uyanacak ve insanlık uyanacak…

Elbet bir gün mutlaka İbrahim Nemrut’a, Mus Firavun’a, Hıra dağının çocukları Olimpus dağının çocuklarına galip geleceklerdir.

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Kardeşlik manifestosu

Arif Altunbaş Gurur, kibir ve her hususta aşırıya gitme! Hepimiz Âdem ve Havva’nın çocukları olan …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir