Pazar , 3 Mart 2024
Son Dakika Haberler

Akıncılar Teşkilatı ile ilgil reportaj / II. Bölüm. Devam edecek…

Türk Akıncıları | Tarihi Olaylar

Sorular; Turgay Taşçı, Doktora öğrencisi

Cevaplayan; Arif Altunbaş, Akıncılar Teşkilatı son Genel Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu üyesi

***

23-Radikalizmi nasıl tanımlarsınız? Size göre Akıncılar radikal miydi?

-Radikal nedir?

Radikal sözlükte; ‘’kesin, köklü, kökten, köktenci’’ olarak tarif edilir. Fransızca kökene sahip olan bir sıfattır. Etimolojik olarak kök manasına gelen radix kelimesine ”alis” eki getirilerek oluşturulmuştur. Kelime manası olarak; ‘’kökene bağlı’’, ‘’köklü ve temele dayalı’’ anlamları taşır. Türk Dil Kurumuna göre radikalin anlamı, ”kökten” olarak açıklanmaktadır.

Radikallik Nedir?

Bu sözcük terminolojide; Bir kişi ve toplumun dini, siyası veya toplumsal olarak kendi özüne ve köklerine bağlılığını ifade eder. Yani, kim kendi dinine, geleneğine, kültürüne, tarih ve medeniyetinin aslına ve köklerine bağlı ise o radikaldir.

Kozmopolit, kendi kök ve aslına bağlı olmayan radikaldir. Batı emperyalistleri kendi dinine, kültürüne tarih ve medeniyetine kökten bağlı olan Müslümanları radikal Müslüman olarak kabul eder. Çünkü bu anlayış ve düşünce batının Hıristiyan, kozmopolit dünya görüşüne ters düşer.

Fransız ihtilalinden sonra batıda hakim olmaya başlayan laik, din dışı, kendi değer ve köklerine bağlı olmayan kosmopolit Ortaçağ Hıristiyanlığına karşı başlatılan başkaldırı din dışı düşünce akımlarının yolunu açmış, din tamamen günlük hayattan ve anlayıştan kaldırılarak Kiliselere hapsedilmiştir.

Batı emperyalizmi İslam’ı da Hıristiyanlıkla bir tutarak aynı din karşıtlığını ve dini hayattan söküp atmayı İslam milletinden istemektedir. Yoksa ; İslam’ın kural ve yasaları onların bizi sömürmesine ve köleleştirmesine karşı çıkmakta ve birinci engel teşkil etmektedir.

Radikalizm nedir?

Bu sözcük; milli ve yerli olmayan farklı ideolojik sistem ve düzenlere, özellikle batı emperyalizminin İslam ülkelerini kendine benzeterek işgal ve istila etmesi için öne sürdükleri fikir, düşünce, ideoloji ve hayat tarzına karşı çıkan Müslümanları ‘’vahşi’’, ‘’barbar’’, ‘’medeniyetten nasibini almamış çöl ve bozkır insanı ve toplumu’’ olarak görmek ve göstermek için sık sık kullandığı bir batılıların ürettiği bir kavramdır . Birçok İslam karşıtı terim ve kavramlar gibi ‘’radikal, radikallik, radikalizm’’ de batıdan İslam düşmanları tarafından içimize sokulan bir kavramdır. İslam ve terminolojisiyle alakası yoktur. Birçok İslam karşıtı kelime ve kavramlar gibi batıdan ithal edilmiştir.

İslam ülkelerinde kendi din ve tarih, kültür ve medeniyet ekseninde yerli ve milli olmayan toplumsal hayatımızı yozlaştıran zararlı fikir ve düşünce akımlarını kabul etmeyen, işgalci ve istilacı batı kültür ve medeniyet anlayışına, ahlaksız ve soysuz hayat tarzına, milli benliğimize ve kimliğimize yabancı ve düşman düzen ve sistemlere karşı çıkan Müslümanları karalamak, kötülemek, onları olduğundan farklı göstermek için batılı emperyalistlerin ve ülkemizde ve coğrafyamızdaki batı hayranlarının oluşturmak istedikleri algı operasyonlarında kullandığı bu kavram bizim ülkemizde de yerli münafıklar ve mankurtlar tarafından sürekli kullanılmaktadır .

‘’Radikal İslam’’ teriminde olduğu gibi bize göre böyle bir İslam yoktur. İslam; İslam’dır, onun dışındaki gayri İslami kelime ve kavramlarla izah ve tarif edilemez. ‘’Radikal İslam’’, ‘’demokratik İslam’’, ‘’uzlaşmacı İslam’’, ‘’Batıcı ve Amerikancı İslam’’, ‘’ Hoşgörü odaklı İslam’’ o’ cu İslam, bu’cu İslam olarak İslam anlayışı Muhammedi İslam çizgisindeki İslam anlayışında yoktur.  İslam’ın adını Allah koymuştur, İslam’ın dışında hiçbir kelime ve kavram İslam’ı tarif etmez. İşte ben; bu görüş, düşünce, anlayış ve duruştan dolayı batılılara göre radikalim. Çünkü ; her Müslüman kökten ve esastan dinin kural ve kaidelerine bağlıdır, bağlı olmak zorundadır. Bu anlayışa göre; batı emperyalistlerinin gözünde bütün Müslümanlar radikaldir.

Batılıların Türkiye ve İslam ülkelerindeki yerli ve yabancı uzantıları iktidar dönemlerinde kendi özü ve kimliğine sahip çıkan, milli ve manevi değerlerine bağımlı, tarih ve kültürüne bağlı, ahlak ve medeniyetine saygılı ve bütün bunları gelecek tasavvurunun temel taşları olarak gören Müslümanları aşırılık ve radikallikle suçlar. Tanzimattan bu yana, özellikle; CHP tek parti diktatörlüğü ile darbeler ve darbecilerin vesayet iktidarları döneminde dinine bağlı Müslümanlar,’’ radikal’’, ‘’kökten dinci’’, ‘’İslamcı’’ olarak suçlanıp gerici, barbar bir toplum olarak onlara muamele edilmiş, hatta; darbeciler milli savunma dokdirinlerinde kendi dinine, kültürüne, milli ve yerli değerlerine bağlı Müslümanlar batı emperyalizmine bağlı sistem ve düzenler, iktidar ve yöneticiler tarafından ‘’yerli tehlike’’ ve ‘’iç düşman’’ olarak suçlanarak hedef gösterilmiş, Müslümanlar kendi vatanlarında yabancı, kendi ülkelerinde sürgün, kendi dinlerine bağlılıklarından dolayı kendi topraklarında düşman muamelesi görmüştür.

Radikalizm; farklı düşünce ve fikir, din ve kültür, sistem ve düzenleri kendisine ve kendi varlığı için tehlike ve düşman olarak gören ve onu yok etmek için legal ve illegel bütün yolları deneyen sistem ve düzenlere atfedilmesi gereken bir kavram olması gerekir iken, batı kültür ve emperyalizmi bu kavramı ‘’baskıcı, diktatör, zalimler’’  için değil, kendi din, kültür ve medeniyetini sahip çıkan, onu barış ve esenlik içinde onu yaşamak isteyenler için kullanmıştır.

Bu kavramı, ‘’laiklik’’ kelimesinde olduğu gibi kendi sözlük anlamı ve manasının dışında anlamlandıran, onu bir silah ve tehdit aracı olarak Müslüman toplumların ensesinde ‘’Dünya dönüyor ‘’dediği için Galilee Galileeyi infaz etmek isteyen Ortaçağ Hıristiyan barbarlığının giyotin gibi kullandılar.

Hıristiyan batı emperyalizmi kökenli ideolojik görüş ve dayatmalara karşı olan Müslümanları olduklarının dışında göstermek için bir kötüleme aracı, sorgusuz yargılama sebebi, anti demokratik cezalandırma vasıtası olarak onları saf dışı bırakmak ve linç etmek için kullandılar.

Bütün kelime ve kavramlar o kelime ve kavramları kullanan ve kendine göre anlamlandıranlara göre biçimlenir ve farklılık arz eder. Türkiye ve İslam ülkelerinde özellikle; ‘’Laiklik ve ‘’Radikalizm’’ kavramı da mevcut statüko ve kurulu sistemin ideolojik bakış açısı içinde şekillenmiş, kendi asıl manasının dışında batı emperyalistlerinin yerli uşak ve temsilcilerinin elinde ve dilinde, kaleminde kelamında İslam ve Müslümanları, İslam medeniyeti ve kültürünü yargısız infazlarla boğmanın ve yok etmenin bir aracı olarak kullanılmıştır.

Batı emperyalizmi, onun Türkiye ve İslam ülkelerindeki temsilcileri tarafından ‘’Radikal’’ ve ‘’radikalizm’’ kelimeleri kendi din ve geleneğini, kültür ve medeniyetini, ahlak ve maneviyatını, hayat tarzı ve gelecek tasavvurunu İslam kültür ve medeniyetine göre inşa etmek isteyen Müslümanlar için kullanmıştır.

‘’Radikal dinci’’, ‘’radikal Müslüman’’, ‘’kökten dinci’’, ‘’kökten dinci fikir, düşünce ve ideoloji ’’, gibi dini referans alan siyasi ve ideolojik kavramlar batı medeniyetinin kendi kültür ve geleneğinde Müslümanları kötülemek ve olduğundan farklı göstermek için türettiği kelime ve kavramlardır. Batı hayranı ve taklitçisi olan birçok İslam ülkesinde de bu kelime ve kavramları Hıristiyan batılı oryantalistlerin anladığı ve anlatmak istediği manada tercüme ederek kendi dillerinde aynen bir baskı ve silah olarak kullanmışlardır. Kendi dil, din, kültür ve geleneğimizi yozlaştıran bu tip kelime ve kavramlar İslam ülkelerinde batı emperyalizminin ne kadar etkili olduğunu göstermektedir. Kanunlarını, devlet düzen ve sistemini, ordu ve geleneğini, dini ve dilini, tarih ve kültürünü, yitirmiş bir toplum içinde Müslümanlar kendi öz benliklerine, kendi din ve kültürüne, tarih ve medeniyetine sahip çıkmak, batı emperyalizminin işgal ve istilasından onları kurtarmak için ortaya çıkmış bir gençlik hareketidir.

Akıncılar; geçmişini inkar ederek bugününü ve yarınını Antik Yunan, Roma kültür ve medeniyetinin ahlak, kültür, hukuk, siyasi ve ticari… kural kaide ve ölçülerine göre yaşamak isteyen, milli ve yerli düşünceden uzaklaşmış, kendi benliği ve kimliğinden kopmuş , düşmanına aşık olan Stocolm sendromuna tutulmuş ve gayri meşru bir aşk yolunda hayat, haya ve edep damarlarını kurumuş batı taklitçisi uşaklara, mankurtlara ve yerli münafıklara karşı İslam’ı, İslam tarih, kültür ve medeniyetini referans alan her şeyi ile milli ve yerli bir gençlik hareketidir.

Sırtını kutlu din, şanlı tarih ve köklü kültürüne dayayan bu hareket ve onun takipçileri İslam akidesi ve kurallarına, ahlak ve kültürüne ters düşmemek şartıyla her türlü siyasal, sosyal, kültürel, toplumsal, bilimsel sahadaki gelişmelere, yeniliklere açık ve taraftardır. Temel belirleyici kural; sekülerizm değil, İslami kurallardır.

Özellikle; İslam’ı ve Müslümanları gericilikle, yobazlıkla, çağdışılıkla, radikallikle, başkalarının düşünce ve fikirlerine hayat hakkı tanımamakla suçlayan batılı emperyalistler 900 yıl Endülüs yarım adasında yaşayan İslam ve Müslüman varlığı adına El Hamra sarayından başka dikili bir yapı, milyonlarca dikili mezartaşlarından bir taş bile bırakmayan barbarlardır.

Altı yüzyıl yıl Avrupa ve Balkanlarda hüküm süren Osmanlı İslam kültür ve medeniyeti eserlerini Ortaçağ gericiliği, yobazlığı ve vahşetiyle yakıp yıkan ve yok eden emperyalistler İslam’a gerici, Müslümanlara barbar diyen Avrupalılardır.

Akıncılar; dün olduğu gibi, bugün de; Ortaçağ karanlığının barbarlarına ve onun Türkiye’deki ve tüm İslam coğrafyasındaki uzantılarına, yerli münafıklara, ajan ve provakatörlere, ruhunu ve aklını ikara teslim etmiş emperyalizmin ücretsiz kölelerine karşıdır. Akıncılar; dünün ve bugünün tapınak şovalyelerine karşı mücadele eden Horasan erleri ve erenlerinin, Anadolu irfanının ta kendisi olan gençlik gurubudur.

Müslüman bir kişi veya toplumun kendi din, kültür, medeniye ahlak ve hayat tarzına göre biçimlenmesi ve şekillenmesine biz, ‘’İslami Hayat’’ diyoruz. Batı ise, bizim İslam’i hayat dediğimiz kavram, eylem ve söylemlere Radikallik veya radikalizm diyor.

Hiçbir millet kendi benliğine, kimliğine, özüne ve ruhuna, kültür ve hayat tarzına, medeniyet ve ahlakına, yani; var oluşunun damarları olan kendi köklerine bağlı olduğu için aşırı görülemez, suçlanamaz, yargılanamaz. Onları aşırıkla suçlamak; insan özgürlüğü ve iradesine karşı yapılan adaletsizlik, haksızlık, onları radikallikle yargılamak; yanlı ve yanlış bir hukuksuzluk, onları; çağdışı ve yobaz diye dışlamak saygısızlık, ahlaksızlık ve barbarlıktır.

Afrika ve Ekvatorun balta girmemiş ormanlarında yaşayan pagan toplumlara saygı, sevgi gösteren ve onlara özenti içinde olan modern batı toplumu, neden İslam’ı aslına uygun yaşamak isteyen (kendi ifadeleriyle; ‘’kökten dincileri’’) Müslümanları kendileri için yok edilmesi gereken tehlike varlıklar olarak gördüklerini akıl ve mantık sahibi olan insanlar artık anlamalı. Burada sorun kökten dincilik ve dinciler değil; tamamen İslam düşmanlığıdır. Akıncılar, nefret ve düşmanlık üreten batı kültür ve anlayışına karşı kendi milli ve manevi değerlerini savunan bir fikir ve düşünce harekettir .

Tarihinde hiçbir zaman silahlı bir mücadele ve kanun dışı bir hareket içinde olmayan Akıncıların baskıcı yönetimler, darbeciler, darbe seviciler ve emperyalist batı uşağı iktidarlar döneminde batı kuklası askerler tarafından yapılan 12 Eylül darbesi öncesi kapatılması, sonrasında da en tehlikeli gençlik teşkilatı olarak görülmesi ve bu yüzden ayağı yere basmayan hayali iddia ve suçlamalarla kapatılması, yönetici ve üyelerinin de vatan hainleri gibi ağır cezalarda yargılanması ve hapislerde işkencelere tabi tutulması arkasında ABD ve Avrupalı yandaşları ile Siyonist İsrail’in ülkemizdeki kuklarına uynattığı bir Bizans oyunuydu.

Darbe döneminde Türkiye’ deki İslam’ı ve Müslümanları kontrolleri altına almak ve tüm İslam alemini de Türkiye’nin liderliğinde batılılaştırmak ve batı emperyalizmine kul ve köle yapmak için Siyonistler ve onların dünyada badigartlığını yapan ABD ve yandaşları batılı ülkeler, Türkiye’deki darbeci generallere istedikleri oyun ve senaryoyu oynattılar. ‘’Ilımlı İslam’’, ‘’Diyologcu İslam’’, ‘’ABD ve İsrail’in kontrolünde olan İslam’’ gibi… yozlaştırma, yabancılaştırma ve köleleştirme projelerini Batı emperyalizmi darbeci generallere bir proje olarak planlayıp, proğramlayıp verdiler. Onlarda efendilerinden gelen bu emirleri cansiperane olarak yerine getirdiler. Darbeler, darbeciler, 28 Şubatlar, Batı Çalışma gurubu gibi emperyalizmin uşağı yerli münafıklar Müslümanların analarından emdiği sütü burnundan getirdiler. Biz önceki yılları, bu yılları da gördük. İnşallah yarınlarımız da; vatanımızın, milletimizin ülkemizin faydasına ve menfaatine olan aydınlık günler olacaktır. Akıncıların Kızıl Elması İslam medeniyet ve kültürüyle aydınlanan ve aslına dönen bir Türkiye’dir.

Batılıların projeleri gereği FETÖ başta; ordu, polis, istihbarat, bürokrasi ve eğitim alanında devletin her kademesine girmesine müsaade etti. Ama , başörtüsüyle okuluna gitmek isteyen kızlarımıza karşı çıktılar, okullardan ve devlet dairelerinden onları attılar. Batı uşaklarının yurt dışındaki faaliyetleri bizzat darbeciler ve vesayet hükümetleri tarafından desteklendi ve güçlendirildi.

Soğuk savaş döneminde; ‘’Kontrgerilla’’, ‘’Derin devlet’’ gibi ABD’nin NATO ittifakı içindeki devletleri kontrol altında tutmak için devlet içinde devlet olan, gizli devlet yapılanması Kominizm’in iflası, Demirperde ülkeleri ve Varşova Paktının yıkılışıyla işlevini yitirdi. ABD Türkiye üzerindeki kontrolünü kaybetmemek için kendisine hizmet edecek, kendi sözünden çıkmayacak bir maşa ve uşak bulmak zorunda idi. Bu görevi FETÖ üstlendi, kontrgerilla yerine FETÖ ABD’ye hizmet eden bir araç haline geldi.

ABD’ye göre; o, FETÖ’ yü kullanıyor, FETÖ’ ye göre; o, ABD’yi kullanıyordu. Böylece, her iki tarafta kendi çıkarlarının menfaatine hareket ettiklerini sanıyorlardı. Ama , bu arada kullanılmak ve yönetilmek istenen Türk milleti, milletin geleceği, çıkarları ve devletin ele geçirilmesi idi.

AK Parti iktidara gelince, Tayyip Erdoğan ilk olarak millet tarafından seçilen bir devlet başkanı olup devlet ve yönetim üzerinde muktedir olmaya başlayınca, Türkiye’deki iktidar koltuğunda oturanları uzaktan kontrollü yöneten ABD ve İsrail devletin içinde piyon olarak yetiştirdiği FETÖ’ yü devreye sokarak, 15 Temmuz darbesiyle Türkiye’deki ve Ortadoğu’daki bütün projelerini allak bullak eden Tayyip Erdoğan’ı FETÖ darbesiyle iktidardan düşürmek istediler .

Darbe yaptılar ve yaptırdılar da ne oldu?

Horasan erlerinin ve erenlerinin Ortaasyadan kopup gelerek Anadolu coğrafyasına ektikleri Akıncı ruh toprağın bağrından dirilerek sokaklara döküldü ve dünyanın en güçlü devleti ABD’nin beslemesi darbecileri 6 saat içinde topuyla, tankıyla, uçağıyla gemisiyle kıskıvrak yakalayıp millet tarafından teslim alındı.

Ama Anadolu irfanı uyanıktı, zinde idi, ayaktaydı, sokakları tuttu ve başaramadılar. Tarihte ilk defa askeri bir darbe sokaktan döndü… Efendisiyle uşağıyla, kuklacısıyla kuklasıyla milletin imanı karşısında emperyalistler ve onların ülkemizdeki uzantıları yenildiler, iflas ettiler.

İşte; sokağa dökülen bu ruh, İslam Medeniyet ve Kültürünün meyvesi olan bu akıncı ruhtur batılıların gözünde radikal, Başkan Erdoğan ise; onlara göre yıkılması gereken bir diktatördür.

 

II. bölümün

 

Devam edecek…

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

Uşaklar ve Kavşaklar

Arif Altunbaş ‘’BİR bilim insanının dinci olabilmesine bir türlü akıl erdirememişimdir. Dindar olabilir. Ama dinci …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir