Pazartesi , 20 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

ÜRDÜN SAVAŞ UÇAKLARI ve SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ

Bölgemizde cereyan eden olayları takip etmede zorlandığımızın farkında mıyız?

Biri bitmeden diğeri başlıyor.

İslam dünyasının Ortadoğu’da yaşayan halklarına şok üstüne şok yaşatılıyor.

Bütün bu şoklar bir ülkenin hata yapması için kurgulanmış.

TÜRKİYE

Hata yapması istenen ülke, bizim ülkemiz; Türkiye.

Şeytanca kurgulanmış senaryoların içine bizi de çekmek istiyorlar.

İtiraf etmek gerekir ki,

İçeride de azımsanmayacak büyüklükte destekçileri var.

Bu destekçiler, bizi bu senaryoya dahil etmek için büyük bir gayret içindeler.

Bunu en son Süleyman Şah türbesinin taşınmasında gördük.

Bizi de Kraliçe’nin emriyle hareket eden bir ülke falan zannediyorlar.

Kraliçe ‘’Vur!’’ diyecek biz de vuracağız.

Gerisi kendiliğinden gelir zaten.

Böylece mazlumların son sığınağı olan ülkemiz de bataklığın içine çekilmiş olur.

Bu konuya tekrar döneceğiz.

Yani Hükumet oradan kaçtı mı?

Toprak kaybı mı yaşadık?

Bayrak mı indi? Vs.

Muhalefetin yaptığı bir sürü suçlama var.

Bunlara geçmeden önce bölgede ve mazlumların son sığınağı ülkemizin içine çekilmek istenen senaryolar nedir?

Onlara değinmek istiyorum.

SENARYO 1

Türk-Kürt

Türk-Arap

Türk-Acem savaşları çıkarmak…

SENARYO 2

Alevi-Sünni dünyasını savaştırmak.

Bunun bayraktarlığı da, Şii nüfusun yoğun olarak yaşadığı İran’a verilmiş bulunmaktadır.

BATI dünyası, İRAN’ a olan tüm düşmanlıklarını rafa kaldırmış, bölgedeki ilerleyişine ses çıkarmamakta, hatta destek vermektedir.

İRAN’ ın bölgede güçlü olması, batı dünyasının işine gelir mi?

Hayır! Gelmez.

Maksat bölgeyi dengelemek…

İslam dünyasının çoğunluğunu (%70) teşkil eden Sünni dünyayı rahatsız ederek,

İleride Şii-Sünni savaşına zemin hazırlamak…

Böylece İslam dünyası birbiri ile mücadele ederken BATI yine malı götürecek.

İRAN Ümmetçi, adil politikalar izlediği dönemlerde nasıl muhasara edildiğini, kendi toprağını bile korumada aciz kaldığını biliyoruz. Aslında hangi ülke olsa toprak kaybı yaşardı. Çünkü neredeyse tüm dünya İran’a karşı birleşmiş rejim de sallantıya girmişti.

Ama şimdi, sınırları içindeki düzeni sağlamlaştırmakla kalmayıp, Lübnan’ı da bünyesine katmıştır. Bakmayın sadece meclis başkanlığını elinde bulundurduğuna… İran’a bağlı Hizbullah’ın kontrolündedir bugünkü LÜBNAN.

SURİYE

Gelelim Suriye’ ye.

Suriye’de de durum LÜBNAN’ dan farklı değil. Hatta daha vahim…

Beşşar Esad’ ın devlet başkanlığı sembolik hale gelmiştir.

Bugünkü Suriye’de Beşşar’ın değil, İRAN’ lı komutan Kasım SÜLEYMANİ’nin sözü geçer.

Binaenaleyh savaşanların kim olduğunu söylemeye de gerek yok.

‘’Ehl-i Beyt rejimi(!) tehlikede…’’ Denilerek; meselenin derunundan haberi olmayan bir sürü savaşçı bölgeye getirilmiştir.

Lojistik desteğin nereden geldiğini de söylemeyi zait görüyorum.

Suriye’nin en fazla %10 Nusayri (Beşşar Esad’ın mezhebi… Bu mezhep Şii ulama tarafından da ‘Gulat’ yani bozuk, yanlış kabul edilmektedir. Ancak işin siyasi boyutu önem kazanınca bir fetva uydurdular.)

%10 Gayri Müslim (Ermeni-Süryani-Kaldani vs.)

Geri kalan %80 Sünni Müslümandır. (En kötü tahmine göre)

Buna rağmen Suriye 50 yıldır Sünni Müslümanlar tarafından yönetilmiyor.

(Nusayriler kendilerini İslam dairesinde görmezler ama İRAN zorlama fetvalarla onları İslam dairesine sokmakta bir beis görmüyor.)

İngilizlerin genel politikasıdır.

Bir ülkeye hakim olmak için o ülkenin en zayıf kabilesinin mensuplarından birini Kral, Emir, Devlet Başkanı vb. yapar ki, hep kendilerine muhtaç olsunlar.

Bölge ülkelerinde ve Suriye’ de de yapılan budur!

Cumhurbaşkanımız Başbakanlığı döneminde Beşşar Esad’tan:

Demokratik kanalların açılması,

Siyasi partilerin serbest bırakılması, tek parti diktatoryasına son verilmesini ve bu işin kan dökülmeden bitirilmesini istediği halde defalarca reddedildi.

Dış işleri bakanı olan şimdiki Başbakanımız Davutoğlu, bu iş için Beşşar Esad’a 7 defa gönderildiği halde sonuç alınamamıştır.

Neden?

EMİR ERİ BEŞŞAR ESAD

Çünkü bu tür ülke başkanları kendi iradeleri ile hareket etmiyor.

Cumhurbaşkanımızın tavsiyelerine uysaydı ne olurdu?

Beşşar Esad, aradaki sınırların kalktığı, Türkiye ile işbirliği neticesinde, hızla kalkınan müreffeh bir ülkenin devlet başkanı olurdu.

Peki, şimdi ne oldu?

Şimdi ülkesi harap olmuş, geride yüzbinlerce ölünün olduğu,

dünya bedduasının üzerine yağdığı bir başkan ama fiiliyatta,

İRAN’ lı komutan Süleymani’nin emir eri oldu.

IRAK

Irak’ın Kürdistan bölgesi K. Irak hariç, bugün bu ülke İRAN’ ın eyaleti gibidir.

Hatta Maliki döneminde İran’ın Türkiye’ye söylemek isteyip de söyleyemediklerini, IRAK başbakanı Maliki üzerinden söylüyordu.

Şimdi Haydar Al-Abadi geldi de aramız biraz düzeldi.

YEMEN

Yemen’de Şii HUSİ’ ler İRAN desteğinde idareyi ele geçirmiş bulunmaktadır.

Bu işin sonu nereye varacak bilmiyoruz.

Bu ülkede işler henüz rayına oturmuş değil.

Bekleyip göreceğiz.

Ancak şunu söyleyebiliriz İRAN burada artık söz sahibi.

Konumuza devam edelim.

SENARYO 3

Müslümanları bir birine kırdırmak…

SENARYO 4

Arapları birbirine kırdırmak…

Birinci ve ikinci senaryo ile ilgili çok şey söylendiği için o konuya girmiyorum.

Son ikisinden bahsedeceğim.

Böylece konu başlığını neden ‘’ÜRDÜN savaş uçakları ile Süleyman Şah türbesi ’’ gibi aykırı bir başlık seçtiğimi anlatmaya çalışacağım.

KRAL ABDULLAH’IN ÜRDÜN’Ü ve IŞİD

NAM-I DİĞER DEAŞ

Malum, Ürdünlü pilotun kafes içinde yakılması görüntüleri hepimizi üzmüş bizi derinden etkilemiştir.

Sadece bizi mi?

Hayır!

Başta Ürdün ve Arap ülkeleri olmak üzere tüm dünyayı üzmüştür.

Allah böyle bir şeyi kimseye göstermesin.

Buraya kadar tamam…

İNGİLİZ ANAHTARI

Asıl film bundan sonra başlıyor.

İşin ne kadar karmaşık olduğunu soru-cevapla anlatmaya çalışayım.

* Ürdün kimin kontrolünde?

* İngiltere.

* IŞİD (DEAŞ) ı kim kurdu?

* İngilizlerin kurduğu yönünde kuvvetli karineler var. Nitekim kuruluş amacı Beşşar Esad’ı devirmek olan bu örgüt. Beşşar haricinde herkesle uğraşıyor. En hakiki en iddialı Siyonist düşmanı olduğunu söylüyor ama bugüne kadar İsrail’e karşı herhangi bir eylemini duymadık.

DEAŞ en çok Şii’lerden nefret ettiğini söylüyor ama Sünnileri kesip yakıyor.

Geçenlerde IRAK’ın bir açıklaması vardı: ‘’DEAŞ’ a silah taşıyan bir İngiliz uçağını düşürdük’’ şeklinde idi.

Bu açıklama olmazsa bile DEAŞ’ ın eylemlerinden ‘’İngiliz Anahtarı’’ oldukları anlaşılıyor.

Sadece o mu İngiliz Anahtarı?

Keşke sadece onlar olsa.

Bölgede o kadar çok ‘’İngiliz Anahtarı’’ var ki…

Ancak bu rolü en güzel DEAŞ oynuyor.

Yukarıda saydığımız tüm senaryolara malzeme taşıyor DEAŞ.

Ürdünlü pilotu yakıyorlar.

Ne için?

Başka öldürme yöntemi yok muydu?

Bu kadar profesyonel sinematik olmasına gerek var mıydı?

Evet vardı.

Nefret düzeyini en üst düzeye çıkarmak için bu gerekliydi.

Arkasından dürtüklemeseniz yerinden hareket etmeyecek Ürdün Kralı, ‘’DEAŞ’ ı bombalıyorum..’’ Diyerek bölge insanına zarar vermesi için gerekliydi.

Yıllarca bizimkilerin yaptığı gibi ‘’PKK yı bombalıyoruz..’’ diyerek dağı taşı yaktıkları gibi o da dağı taşı bombalayarak bu hünerini gösterecek.

Diğer yandan, BATI dünyasına yaslanmakla ve İSRAİL ile iyi geçinmekle ne kadar iyi ettiğini göstermeye çalışacak.

Arkasından elindeki DEAŞ militanı kadın-erkek kim varsa idam edecek.

Buraya dikkat!

İşin içine kadın giriyor.

Öbür tarafın hassasiyeti, binaenaleyh intikam hırsı körükleniyor.

Ayrıca kabile devleti olduğunu tescil ediyor.

Bu durumda ne olur?

Suriyeli Ürdün’e,

Ürdünlü Suriye’ye, DEAŞ’ tan dolayı S. Arabistan’a, mezhepten dolayı İRAN’ a düşman olacak.

Bölgede kör döğüşünün başlaması için bütün alt yapı hazır.

Bu durumda kimsenin İSRAİL’ i düşünecek hali kalır mı?

Kalmaz.

Yalnız bu kör döğüşünde bir eksik var.

Bu senaryoya dahil olmayan tek ülke TÜRKİYE.

Onu da Süleyman Şah Türbesinin taşınması ile plana dahil etmeye çalıştılar ama olmadı.

Allah’tan ferasetli bir hükumetimiz var ve bu oyunlara gelmiyor.

Bundan önce de savaşa girmemiz için çok şeyler yapıldı.

Uçağımızın düşürülmesi,

Musul konsolosluğumuzdaki elçilik görevlilerimizin rehin alınması,

Sınırlarımıza taciz ateşi, bombaların patlatılarak can kaybı vermemiz vs. hep bizi bu girdabın içine çekme tezgâhlarıydı.

Hiç biri tutmadı.

Yeri geldiğinde büyük bir devlete yakışır şekilde yapılanların hesabı da ayrıca soruldu.

Ama şimdi, türbe üzerinden hamaset yapılıyor.

Toprak mı kaybettik?

Hayır!

Bayrak mı indi?

Hayır!

Bu telaş ne?

Hele CHP nin yaptığını anlamak mümkün değil.

Tekke, türbe ve zaviyeleri kapatan CHP, türbe üzerinden siyaset yapıyor.

Hafız Ahmet Efendi (Atatürk’ün dedesi) mezarı üzerinden siyaset yapsa anlarım da, Osmanlının kurucusu Osman Bey’in dedesinin mezarı için celallenip duruyor. (CHP bunu duyup Yunanistan’la başımızı ağrıtmasa bari)

Bu türbe CHP nin de (1939) MHP nin de (1975 İktidar ortağı) iktidar olduğu yıllarda birer kere taşınmış.

Şu anda yapılan 3. Taşınmadır.

Daha önce gazetelerin ancak 3. Sayfasına haber olan bu taşınma, şu anda ülke gündeminin merkezine oturmuş bulunuyor.

Neden?

Bizi de yukarıda anlattığım senaryonun içine çekmek için.

Türbe emniyetli bölgeye alınmayıp, DEAŞ ta gelip askerimizi rehin alsa… Sonra teker teker infaz etse veya Ürdünlü pilotu yaktığı gibi yaksaydı, muhalefet o zaman çıkıp niye zamanında tahliye etmediğimizi bangır bangır bağırmaz mıydı?

Bağırırdı.

Nereden biliyorsun?

Musul konsolosluğu zamanında boşaltılmadı diye Muhalefet az mı bağırıp durdu…

KIBRIS

Bütün bunlara tahammül etmeyip DEAŞ la savaşmak için Suriye’ye girsek, başta İRAN, Arap dünyası ve bize diş bileyen dünya ülkeleri ne diyecek?

Ne diyeceğini KIBRIS’ ta görmedik mi?

Kıbrıs’ta GARANTÖR olduğumuz halde,

Ülkenin Cumhurbaşkanı çapulcu bir darbeyle devrildiği halde,

Soydaşlarımız kıtır kıtır kesildiği halde,

Ve biz Kıbrıs’a girdikten bugüne kadar kimsenin burnu kanamadığı halde,

Bizi orada işgalci gören zihniyet,

Suriye’ye girdiğimizde neler demezdi ki…

Büyük bir badireyi suhuletle atlattık.

Hepimize geçmiş olsun.

Emin Batur

Emin Batur *

Tüm Yazıları →
Emin Batur

Ayrıca Bakınız

YÜZDE OTUZBEŞ 

Emin Batur Cumhuriyet tarihinde   10 yıl iktidarda kalıp yine de %35 oy alan bir parti …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir