Salı , 5 Mart 2024
Son Dakika Haberler

RAMAZAN’IN YAKASINDAN DÜŞÜN

Mübarek Ramazan ayının gönülleri coşturma, kalpleri yumuşatma, ümmeti kuşatma süreci ne de güzel gidiyordu diyecektik amma Ramazan’ın gündem olmasını kıskananlar, ona gol atmaya yeltenenler yine sahnedeki yerlerini aldılar. Uydurukçular, hikâyeciler, hurafeciler ve teşbihçiler Ramazan’ın tek başına gündem belirlemesine ve gündemde kalmasına tahammül edemediler yine yapacaklarını yaptılar. Abuk sabuk sorulara verdikleri cevaplarla, okudukları kitapların kurbanı oldukları için oralardan yaptıkları alıntılarla bir kısım insanı hayvan yerine koydular. Şunu demek istedi, bunu demek istedi diye kıvırıp duruyorlar. Demek istediğini demek istediğin gibi diyeceksin, eyip bükmeyecek, başkalarının laflarını ayetmiş gibi, kitaplarını Kur’an’mış gibi görmeyeceksin. Ondan sonra…

Peygamberimizin öğretisinin neresinde topluma, insanlara ve Müslüman cemaate meydan okuma vardır? Hangi sahabe bir başkası için o teşbihleri kullanmıştır. Ki kullansa bile yanlıştır. Allah resulünün en zor günü olan Uhud’da yaşadıkları ortadadır. Hangisine “hayvan herifler sizin yüzünüzden kaybettik” demiştir. Huneyn gününde cihadı terk edenlerin hangisi için o ifadeleri kullanmıştır? Bu ifadeyi kullanan hoca için efendim şöyle adam, böyle adam, maksadını aşan bir ifade kullanmıştır deniliyor. Müslüman olduğu için elbette iyi adamdır, biz hüsn-ü zannımızı muhafaza edeceğiz. Fakat sıkıntı başkadır. Nereden beslendiğine bakacaksın? Kullandığı ifade beslendiği kaynağın veya kaynakların en mütevazısidir. Allah’tan diğerlerini söylemedi, daha neler var neler. Onun bunun kitaplarını okuyarak, okumakla kalmayıp neredeyse hıfzedenler ve onları Kur’an mesabesinde görenler, o kitaplarla kafayı bozanlar, Kur’an’a teslim olmadıkça bu kafa bozukluğundan kurtulamayacaklardır. Bilinçaltına yükledikleri daha fazla orada kalamayacak ve bir gün dile vuracaktır. Dile vurunca da böyle saçmalıklar gayet normaldir.

Kafası karışık adamların arkadaşlarından ve dostlarından birisinin çok güzel bir eseri vardı. Peygamberimizin davet metodunu anlatıyordu. Arkadaşlarının kitabına bir göz atsaydılar nasıl bir davet dili geliştirmeleri gerektiğini öğrenirlerdi. Ya da Kur’an’a bakıp da Rabbimizin Hz. Musa peygamberimizi hangi tembihle Firavuna gönderdiğini görselerdi elbette böyle demeyeceklerdi.  Peki bilmiyorlar mı? Aslında çok iyi biliyorlar; fakat arı duru zihin karmakarışık edilince arı duru sözler sadır olmuyor. Bülbülün çilesi dilindendir derler ya işte öyle bir şey oluyor. En kibar ifadesiyle söyleyecek olursak dili hocamıza ihanet etti. Olay budur. Hocamızın değil, beslendiği ve ders yapmakla övündüğü kaynakların sorgulanması lazım. Derdini Kur’an’dan ve peygamberimizin pak sözlerinden alıntılarla güzelleştirip anlatabilseydi böyle bir durum yaşamayacaktı. Her halde kendisi de bundan bir ders çıkartmıştır.

Uydurukçuların, hikâyecilerin ve hurafecilerin anlatımları kimsenin imanını artırmıyor, kimsenin bilgisini artırıp âlim olmasını sağlamıyor. Herkes kendi konumuna bunlar üzerinden meşruiyet kazandırmanın peşindedir. Kitaba uymak yerine kitabına uydurmanın peşindedirler. İslam’ın mübelliği olmayan bu adamların (!) anlattıklarından ziyade aldıkları para daha çok konuşulur olduysa buradaki sıkıntının görülmesi lazımdır.

Alan razı, satan razı bize ne mi oluyor? Razı olmadığımızı göstereceğiz ve rahatsız etmeye devam edeceğiz. Ve bunlara Ramazan’ın yakasından düşün demeye de devam edeceğiz.

 

Ömer Naci YILMAZ

Ö.Naci Yılmaz *

Tüm Yazıları →
Ö.Naci Yılmaz

Ayrıca Bakınız

GİYDİRİLMİŞ KERESTELER

Ömer Naci Yılmaz   Galatasaray ve Fenerbahçe takımları arasındaki Süper Kupa maçının, Suudi Arabistan’da oynatılmamasından dolayı …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir