Pazar , 19 Mayıs 2024
Son Dakika Haberler

1071 MALAZGİRT’İNDEN 2018 MALAZGİRT’İNE

Anadolu topraklarında büyük İslam milleti olarak varlığımızı hissettirmeye başladığımız önemli aşamalardan biri olan Malazgirt Zaferi, kendi ruhunu taşıyan, bu ruha sahip çıkan, buram buram Anadolu kokan yüreklere kutlu olsun, mübarek olsun. 1071’den beri Anadolu İslam yurdunun İslam kalabilmesi uğruna mücadele eden tüm şehitlerimize rahmet olsun, onların aziz takipçilerine selam olsun.

Malazgirt Zaferi, aziz İslam milletimizin tek yürek olduğunda, olabildiğinde neler yapabileceğinin en güzel örneklerinden birisidir. Malazgirt Zaferi, insanlık onurunun ayaklar altına serildiği bir zaman diliminde önce insan diyenlerin, diyebilenlerin ortak duygu etrafında birleştiklerinde neler yapabileceğinin en güzel örneğidir. Malazgirt Zaferi, mübarek Anadolu topraklarının zulmün, adaletsizliğin, soygunun, yağmanın varlık sebebi olan Bizans’a karşı ortak aklın “Artık yeter, bitsin bu zulüm.” diyebilenlerin zaferidir.

Kutlu zafere giden yolda çıkılan bu kutlu sefer başta Abbasi halifelik merkezi olan Bağdat olmak üzere tüm İslam beldelerinde büyük heyecan dalgası oluşturmuştu. Bizans’ın baskı, zulüm ve yağmalarına maruz kalan gariban Anadolu insanı adeta tüm olumsuzluklara son verecek kutlu misafirlerini karşılamak için heyecanlaydı. Kendilerine Bizans’ın anlattığı Müslüman Türklerle zaman zaman keşif akınlarında gördükleri, tanıdıkları Müslüman Türkler aynı insanlar olamazdı. Onlar akıncılarımızda insanlığı, adaleti, hoşgörüyü, şefkat ve merhameti görmüşlerdi. Bu nedenle Malazgirt meydanında kazanılan zafer onları tedirgin etmemiş, korkutmamış, topraklarını terketmelerine neden olmamıştı. Herkes işine gücüne devam etmişti. İşte asıl zafer buydu. Yüreklerde iz bırakmayan, kalplere dokunmayan hiçbir sefer zaferle neticelenmezdi. Bu nedenle Malazgirt Zaferi aynı zamanda yüreklerin, kalplerin kazanıldığı bir zafer olmuştur.

Malazgirt Zaferi, 1071’de İslam dünyasını nasıl heyecanlandırmış ise, bugün Malazgirt ruhuna sahip çıkan Türkiye Cumhuriyeti Devleti aynı şekilde İslam dünyasını heyecanlandırmıştır. Özellikle zulmün, adaletsizliğin, modern sömürgecilik olan ekonomik ambargoların kol gezdiği dünyamızda yapılan tüm haksızlıkları, yapanların suratına suratına vuran, haykıran Türkiye Cumhuriyeti yine başlarındaki emperyalistlere köpeklik yapan liderlere rağmen Müslüman halkları heyecanlandırmıştır. Sadece Müslüman halkları değil onurlarıyla yaşamak isteyen tüm mazlum ve mağdurları heyecanlandırmıştır. Tarihi arka planında “Malazgirt Zaferi” gibi bir ruhu taşıyan bir milletin tarihin öznesi olmak varken tarihin nesnesi olması elbette düşünülemezdi. Bize, milletimize ve devletimize nesne ve edilgen olmak gibi bir rol biçen Batı, bu role razı olmayan Türkiye Cumhuriyeti devletinden elbette razı olmayacaktır. İşte bugün bizlere, aziz milletimize ve devletimize yaşatılmak istenen bir takım zorlukların arkasında yatan sebep bu gerçektir. Bunu anlamamak aymazlıktan başka bir şey değildir.

Kurban Bayramı sonrasındaki günlerdeyiz. Devletimizin ve milletimizin gönüllü kuruluşları dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlara kurban organizasyonlarıyla yardım götürmektedir. Bu yardımlar sadece Müslümanlarla da sınırlı değildir. Nerede sıkıntı içinde, doğal felakete maruz kalmış bir insan varsa diline, dinine ve ırkına bakılmıyor milletimizin şefkat elleri oralara da uzatılmaktadır. Büyük millet olmak, kabuğuna çekilmeyi değil, kabuğu kırıp etrafa bakabilmeyi, olup biteni görebilmeyi ve gerekeni yapmayı gerektirmektedir. Büyük Türk milletine bu izzet ve onuru yaşatan Allah’a hamdolsun.

Bugün dünyanın dört bir yanında, İslam coğrafyası olan olmayan birçok yerde Müslüman Türk milleti, insanların umudu olmuş, beklediği olmuş, kutlu bayrağımız ellerinde semaya göz kırpar olmuştur. Her yerde herkes kendince ve dilince aziz milletimize dualar ediyor. İnsanlık onuru için ayağa kalkarsan, insanlık onurunu kurtarmak için mücadele edersen Allah seni Malazgirt’te Anadolu’nun umudu yapmıştı, bugün sayamayacağımız coğrafyaların umudu yapar. Bize düşen ise bu umudu kırmamak ve buna omuz vermektir. Bugün nasıl ki bize sevgi besleyen coğrafyalarda milletimiz ve devletimizin başarısı için dua ediliyorsa aynı duygularla 1071’de de o dualar edilmişti. Abbasi halifesi Kâim- Biemrillah, bütün İslam dünyasının yakından ilgilendiği Malazgirt seferinin Müslümanlar tarafından kazanılması hususunda, Muslayaoğlu Ebu Said’e bir dua metni hazırlatarak Cuma namazında bütün İslam ülkelerindeki minberlerde okutulmasını emretti. Bugün elimizde bulunan ve İslam kaynaklarında yer alan dua metni aynen şöyledir:

Allah’ım!

İslam sancağını yükselt ve İslam’a yardım et. Şirki, başını ezmek ve kökünü kazımak suretiyle yok et. Sana itaat için canlarını feda edip kanlarını sana tabi olma hususunda akıtan senin yolunun mücahitlerini, onları kuvvetlendirerek yurtlarını güvenlik ve zaferle dolduran yardımlarından yoksun kılma.

Mü’minlerin emirinin burhanı olan Şehinşahül-azam (Sultan Alparslan)’ın senden dilediği yardımı esirgeme ki o, bu sayede hükmünü yürütür, şanını sayılır kılsın ve zamanın güçlükleri karşısında kolayca yerinde tutunabilsin. Senin dinini şerefli ve yüce tutabilmek için onu, lütufkâr ve her zaman etkili olan desteğinden yoksun kılma. Onun kâfirler karşısındaki bugünkü günü yarınına da yetsin. Ordusunu meleklerinle destekle, niyet ve azmini hayır ve başarıyla sonuçlandır. Çünkü o Senin ulu rızan için rahatını terk etti; malı ve canıyla buyruklarına uymak amacıyla Senin yoluna düştü. Çünkü sen “Ey iman edenler, can yakıcı azaptan kurtaracak bir yolu size göstereyim mi? Allah’a ve O’nun peygamberine inanıyorsanız onun yolunda, can ve mallarınızla savaşırsınız.” (61/Saff, 10-11) diyorsun. Senin sözün gerçektir.

Allah’ım!

O, nasıl Senin sözüne uyup şeriatının korunmasında gevşeklik göstermeden buyruğuna uymuş ve düşmanlarına bizzat karşı koyarak dinine hizmet edebilmek için gecesini gündüzüne katmışsa Sen de ona zafer kısmet eyle, dileklerinde ona yardımcı ol, kaza ve kaderini onun için iyi ve hayırlı bir şekilde tecelli ettir. Onu öyle bir koruyucu ile kuşat ki düşmanların her türlü hilelerini defetsin ve lütfunla, bu koruyucu onu güzel sıfatların içinde en emin ve sağlam ellerle korusun. Yapmak istediği her işi ona kolay kıl. Böylece onun bu düşmana karşı giriştiği ‘Kutsal Hareket’  zaferden ışık alsın ve şirk zümresinin, hak yollarını göremeyip sapıklıktan gözleri yumulsun.

Ey Müslümanlar!

Doğru bir niyet, içten bir azim ve Allah’tan korkan temiz bir kalplerle ve birlik bahçesinden kısmet alan inançlarla Sultan Alparslan için Allah’a yalvarıp yakarınız. Çünkü eksiklerden yoksun olan Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Ey Muhammed, onlara ‘dualarınız olmazsa Rabbim size niçin değer versin’ de.” (27/ Furkan, 77)

Ey Müslümanlar!

Alparslan’ın şerefli olarak düşmanlarını yok etmesi, sancağını yükseltip zaferlerin en son derecesine ve amacına erişmesi hususunda Allah’a dua ve niyazda bulununuz.

Allah’ım!

Onun bütün güçlüklerini kolaylaştır. Ve şirki onun önünde boyun eğdir.

Bu duanın savaş günü başta halifelik merkezi Bağdat olmak üzere tüm İslam beldelerinde derin bir inanç ve içtenlikle yapılacağının yayılması bütün komutan ve askerlerimiz üzerinde moral yönünden kuvvetli bir etki yaratmıştır. O gün zaferin sırı belki de buydu. Bugün ise zaferin sırrı gönül coğrafyasındaki insanların dualarını almak ve onlara layık olabilmek için çok çalışmaktır, çok çalışmaktır. Malazgirt Zaferi’mizin 947. Yılı kutlu ve mübarek olsun.

Ömer Naci YILMAZ

Ö.Naci Yılmaz *

Tüm Yazıları →
Ö.Naci Yılmaz

Ayrıca Bakınız

GİYDİRİLMİŞ KERESTELER

Ömer Naci Yılmaz   Galatasaray ve Fenerbahçe takımları arasındaki Süper Kupa maçının, Suudi Arabistan’da oynatılmamasından dolayı …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir