Perşembe , 29 Şubat 2024
Son Dakika Haberler

HER ŞEY OLUP YERLİ OLAMAYAN AYDINLAR (!)

 

Aydınlanma okullarımızdaki ders kitaplarında bir döneme atıf yapılarak anlatılır. Batı’nın akılcı düşünceyi öncelemeye başladığı 17. ve 18. yüzyıllarda gelişen bu düşünce, eskiye sırtını dönmeyi ve yeniyi öncelemeyi ifade eder. Geçmişe dair tüm önyargılardan ve ideolojilerden kurtulmayı, özgürleşmeyi ve yeni düşünceyi kabullenmeyi hedefler. 

Biz de ise Aydınlanma denildiğinde dini, tarihi, kültürel veya her türlü değere sırtını dönmeyi, içinde yetiştiği toplumu ve değerlerini aşağılamayı ifade eder. Kendisini aydın gören bu tipler halkın oturduğu kahvehanelerde, çay ocaklarında, dar sokaklardaki apartmanlarda ve mahallelerde oturmazlar. Ezan seslerinden uzak rezidanslarında otururlar, dışı çıktıklarında da kendilerince elitlerin takıldığı Nişantaşı kafelerinde, meyhanelerinde soluğu alırlar. Halkın hiçbir değeriyle işleri olmaz, öldüklerinde getirildikleri camilerin içlerini dahi bilmezler. Çünkü onların cami ile ilişkileri, kendileri gibilerin cenazeleri için geldikleri caminin önünde beklemekten öteye geçmez. Bizim saf Müslümanlar da sevabına nail olmak için onların namazlarını kılarlar. Bir gün dahi değerlerimizin, inançlarımızın, tarihimizin, kültürümüzün ve milletimizin yanında olmayanların cenazelerinde bizim, bizimkilerin ne işi var ki? Onlar senin neyini paylaştılar, neyine geldiler?

Fötr şapkaları, fularları, pipoları, bastonları, ellerindeki kadehleri, entel, dantel kıyafetleri bunların sembolleri olmuştur. En büyük özellikleri dini değerlerin her türlüsünden rahatız olurlar. Bunların yaşadığı semtlere Ramazan ayı girmez, giremez.  Kazanım addettikleri ne varsa bunların hepsi onların putudur ve asla putlarına dokundurmazlar. En ufak bir dokunuşa çığlık atarak, feryat ederek tepki gösterirler.

Bizim bunlarla işimiz olmaz, olmamalı, bunların söyledikleri kendilerini bağlar. Bunların düşüncelerine kendileri bile değer vermez de verir gibi yaparak kamuoyu oluşturmaya çalışırlar; fakat hamdolsun milletimiz tınlamaz bile. Hafta içinde yayınladıkları bildiri ile gündeme gelmeye çalıştılar. Bildirileri milletimiz tarafından yüzlerini paçavra gibi atıldı. Tescili ise 7 Haziran’a kaldı. Milletimiz onlardan daha basiretlidir ve münevverdir. Bu memlekette 1950’den beri münevverler, aydınlara galebe çalmasını bilmiştir. Allah’ın izniyle yine bilecektir. Kendilerini entel, dantel ve aydın görenler yine teselliyi Nişantaşı, Tunalı Hilmi, Karşıyaka meyhanelerinde ve bunlar gibi yerlerde arayacaklardır: “Nerde o eski günler, nerde o eski seçimler, sabahın dokuzunda illerden seçim sonuçlarını isterdik de valiler erken gönderme yarışına girişirlerdi. Hey gidi günler hey!” hayıflanmalarının ardından “garsooon…” nidaları yankılanacaktır.

Kendilerini aydın diye nitelendiren insanları, millete ait hangi bir yerde gördük mü? Bunlar hangi şehidin cenazesinde, hangi gazinin düğününde, hangi acıda, hangi kederde, hangi depremde, hangi felakette milletimizin yanında yer aldı? Teröre karşı bir bildiri yayınladılar mı? Yasin Böri Kurban Bayramı’nda et dağıtırken dördüncü kattan aşağı atılarak, başı taşla ezilerek öldürülürken, aynı günlerde 50’ye yakın insanımız katledilirken bunlar neredeydi acaba? Dünyanın dört bir yanında Müslümanlar zulme maruz bırakılırken, Doğu Türkistan’da kardeşlerimiz Çinliler tarafından katledilirken, insanlar özgürlüğe kaçış uğruna denizlerde felaketle yüz yüze bırakılırken, Ramazan ayı boyunca Gazze bombalanırken bu aydınlar neredeydi? Bir açıklama yaptılar mı? Her hangi bir bildiri yayınladılar mı? Bu milletin her türlü değerinin karşısında olmayı görev bilmiş olan bu karanlığın sembolü olan aydınlara ders verme vakti geliyor ve gerekeni yapacağız inşallah.

Biz yine gül yüzlü güzel münevverlerimizle, münevverlerimize değer veren, gönül veren insanımızla hem hal olmaya devam edeceğiz. Bizi biz anlarız, bize ayar vermeye kalkanlara ayar çekmeye devam ederiz. Biz bunu hep yapıyoruz, yine yapacağız.

 

Ömer Naci Yılmaz

 

 

 

 

Ö.Naci Yılmaz *

Tüm Yazıları →
Ö.Naci Yılmaz

Ayrıca Bakınız

GİYDİRİLMİŞ KERESTELER

Ömer Naci Yılmaz   Galatasaray ve Fenerbahçe takımları arasındaki Süper Kupa maçının, Suudi Arabistan’da oynatılmamasından dolayı …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir