ŞİMDİ SÖYLE: DEĞDİ Mİ?
Abdullah( Evdila) Efendi!
Yarım asra yakın bir zaman önce çıktınız ortaya. Kürt gençlerini dağa çağırdınız, silahı çözüm diye gösterdiniz. Binlerce genç öldü; öğretmenler,askerler, polisler, korucular şehit edildi.
Bir tarafta oğlunun dağdan dönmesini bekleyen Kürt annesi, diğer tarafta oğlunun tabutuna sarılan Türk annesi…
İkisinin de gözyaşı aynıydı Abdullah Efendi!
Şimdi sana soruyorum Abdullah Efendi:
Derdiniz neydi?
Mesele neydi?
Bunca ölüm ne içindi?
Bunca insan neden toprağa girdi?
Bunca anne neden ömrünü evlat yolu gözleyerek tüketti?
Evdila,Terör yalnızca canlarımızı almadı; bir coğrafyanın yıllarını da çaldı.
Doğu ve Güneydoğu’ya yapılabilecek yatırımlar güvenlik harcamalarına gitti.
Fabrikaya, okula, üniversiteye, tarıma, hayvancılığa, yola, üretime harcanabilecek kaynaklar terörle mücadeleye harcandı.
Kürtler ne kazandı? Türkler ne kazandı? Türkiye ne kazandı?
Köyler boşaldı. İnsanlar topraklarından koparıldı. Kendi tarlasında, kendi köyünde yaşayacak insanlar büyükşehirlerin kenar mahallelerine savruldu.
Köyünü özleyerek ölen ninelerin, toprağının hasretiyle yaşayan dedelerin, büyükşehirlerin karanlığında kaybolan gençlerin hesabını kim verecek, Evdila Efendi…
Uyuşturucuya düşen gençlerin, dağılan ailelerin, babasız büyüyen çocukların hesabını kim verecek?
Ve en önemlisi:
Kaybettiğimiz yarım asrın hesabını kim verecek?
Biz bunları yıllar önce söylediğimizde bizi hain ilan ettiniz.
Tehdit ettiniz.
Sizin gibi düşünmeyen Kürtlere hayat hakkı tanımadınız.
Çünkü yıllarca Kürtler adına konuşma hakkını yalnızca kendinizde gördünüz.
Biz ne diyorduk?
Silahla olmaz!
Dağla olmaz!
Kardeşi kardeşe öldürterek olmaz!
Kürt’ün geleceği de Türk’ün geleceği de bu ülkenin birliğindedir.
Bugün, bunca yıl ve bunca acıdan sonra gelinen noktada yine siyasetten, demokrasiden, kardeşlikten ve silahların susmasından bahsediliyor.
İyi de Abdullah Efendi…
Neden 40 yıl önce değil?
Neden binlerce insan öldükten sonra?
Neden annelerin gözyaşları kuruduktan sonra?
Neden köyler boşaldıktan, aileler dağıldıktan, ülkenin milyarlarca doları terörle mücadeleye harcandıktan sonra?
Hiç yalnız kaldığında kendine şu soruyu sordun mu:
“Ben nerede hata yaptım?”
Dağda ölen Kürt gencini düşündün mü?
Şehit olan askerin annesini düşündün mü?
Şehit edilen öğretmeni, polisi, Askeri,korucuyu düşündün mü?
Evladının yolunu gözlerken ölen anneleri düşündün mü?
Bugün silah gerçekten susacaksa, terör gerçekten bitecekse, Türk ile Kürt yeniden birbirine daha güçlü sarılacaksa elbette bundan memnun oluruz.
Çünkü biz bunu zaten yıllardır söylüyoruz.
Ama barışmak, geçmişi unutmak değildir.
Kürt ırkçılığı da Türk ırkçılığı da bu ülkeye kötülük yaptı. Biri diğerini besledi. İki taraftaki fanatikler konuştu, Anadolu’nun gariban çocukları öldü.
Onlar slogan attı, anneler ağladı.
Onlar ideoloji üretti, gençler toprağa girdi.
Keşke bizi o gün dinleseydiniz.
Kürt kazanırdı.
Türk kazanırdı.
Türkiye kazanırdı.
Bugün ben “Biz haklı çıktık.” diye sevinemiyorum.
Çünkü ortada sevinecek bir şey yok.
Mezarlar var.
Yetimler var.
Gözü yaşlı anneler var.
Parçalanmış aileler var.
Ve kaybedilmiş koskoca yıllar var.
Ben sana söyleyecek başka söz bulamıyorum Abdullah Efendi.
Ben sadece ölen gençlere ağlıyorum.
Şehitlerimize üzülüyorum.
Kandırılıp dağlarda hayatını kaybeden Kürt gençlerine üzülüyorum.
Evladını beklerken ömrünü tüketen annelere üzülüyorum.
Ve en çok da ülkeme, kaybettiğimiz yıllara üzülüyorum.
Keşke 40 yıl önce anlayabilseydiniz:
Silahın kazananı olmaz.
Kardeş kavgasının galibi olmaz.
Türk’ün de Kürt’ün de başka vatanı yok.
Şimdi yapılacak iş bellidir:
Silahı, terörü ve kardeş kavgasını tarihe gömmek.
Ve bir daha hiçbir annenin evladının tabutuna sarılmayacağı bir Türkiye’yi hep birlikte kurmak.
Çünkü artık bu toprakların kana değil, kardeşliğe ihtiyacı
var.
Bu topraklar artık yeni mezarlar değil, yeni umutlar istiyor.
Umarım anlarsın,
Evdila Efendi
Akıncılar Dergisi Türkiye'nin Güncel, Doğru ve Seviyeli Haber ve Bilgi Portalı