Mustafa Ataman
Yaşanan son olaylardan sonra okullarda güvenlik amacı ile polisiye tedbirler almaya çalışılıyor. Bu tedbirler geleceğin karartılması anlamı taşıyor.
Acil eylem olarak Polisiye tedbirler alınabilir bu durama nasıl gelindi. Bunların çok iyi incelenmesi gerekir.
Kişilik oluşumunda etken basamaklardan biri olan okullarda eğimin- öğretimin adım adım bitiş hikayesini yaşadıklarımla anlatayım.
1- 1990 yılların başı bir sınıfta çok basit konu anlatım. Örnek soru çözdükten sonra, öğrencilere soru sorup çözmelerini istedim. Sınıfın iyileri arasındaki iki kızımız soru ile ilgilenmeyip sohbet ediyorlardı, yanlarına gidip.
“ Neden ilgilenmiyorsunuz anlamadınız mı”? diye sorduğumda “ Bizim tercih edeceğimiz alanda kimya etkisiz bu nedenle anlamak istemedik” cevabını aldım.
2- 90 yılların sonları müdür yardımcısı odasına girdim. Bir veli ile Mdr yardımcısı arkadaş tartışıyor. Veli baskın arkadaş suskun. Konu; arkadaş gece 9 da evinden kalkıp yatakhane sıcak mı, sıcak su akıyor mu …. diye kontrole geliyor. Öğrenci camı açıp küfür edip kapatıyor. Velinin ifadesi arkadaş sadece bir şamar atıyor, arkadaşta kızarak ittirdiğini söylüyor.
Arkadaş ve veli benzer olaydan idareci bir arkadaşın idari görevden alınıp sürgün edildiğini biliyor.
3- 2010 yılları öncesi, başarı seviyesine göre sınıf oluşturduğumuz okulda başarı seviyesi en düşük sınıfı yazılı yapıyorum. Kalem oynatan yok. “Gençler yazılı iptal, haftaya benzer sorularla yeniden yazılı olacaksınız” dedim, kağıtları toplayıp tahtaya geçip soruları cevapladım. Ertesi hafta topladığım yazılı kâğıdını tekrar kendilerine geri verdim. Yani yazılıya bir hafta mola verdik.
Başarı %20 li rakam. Dönem sonu bu sınıfta başarı oranı %50’nin altında diye okul müdürü il milli eğitim müdüründen, ben okul müdüründen ikaz ediliyorum. Yönetmelikte Başarı %50’nin alanında olamazmış.
4- 2010 yıllar, Talim terbiyede görevli bir arkadaşım “ müfredat değişikliği yaptık incelermisin” diye aradı. İncelemem sonucunda; konuların öğrenci seviyesinin çok üzerinde ve konuların yerinin hatalı olduğunu ( çarpım tablosundan önce çarpmanın koyulduğunu gibi) gördüm. Arkadaşa dönüp ancak bu kadar saçmalanır dedim. Cevap, başımızda bir prof var sözümüz geçmedi. Profun kimya Bilgisine saygımız var, Ama lise öğrencisinin neyi ne kadar anlayacağı konusu onu aşar. Bu müfredat sadece 4 yıl uygulanabildi.
5- 9. sınıf bir öğrencinin kimyadan 3 yazılısı toplamı 50 etmiyor. Diğer fen dersleride benzer durumda. Öğrenciyi çağırdım, fen tercih etmezse sınıf geçebileceğini söyledim, arkasından hangi bölümü tercih edeceğini sordum. Özel üniversitede mühendislik okuyacağını bu nedenle fen seçmesi gerektiğini söyledi. Fen seçmemesi için hak ettiği notu verdik. Ancak sınıf geçme yönetmeliğine göre not ortalaması 50’nin üzerinde olduğu için sınıf geçti ve fen bölümünü seçti. 10. sınıftan da aynı şekilde 11. sınıfa geçti yine fen bölümünde karşımıza çıktı.
Bu benim yaşadıklarım. Binlerce öğretmenin benzeri olayları yaşadıklarından eminim.
38 yıl öğretmenlik yaptım. Bir defa olsun eğitim öğretim nasıl olmalı diye bana ( öğretmenlere) sorulmadı. Eğitim öğretim bitiyor diye bağırdık, Sesimize kulak verilmedi. Öğrenciye sorulmadı, Okuldaki idareciye sorulmadı, sanayideki ustaya sorulmadı, veliye sorulmadı yani sahada olan hiç bir kimseye sorulmadı.
Birilerinin taassubu masa işgal edenlerin hazırladığı eğitim öğretim bu kadar olur.
Eğitim için çıkış yolu aradığımız zamanda belki birileri duyar da Masa başındakilere değil sahadakilere sorar diye içimi döküp acizane fikrimi paylaştım.
Bütün dostlara selam sevgi ve saygılar.
Akıncılar Dergisi Türkiye'nin Güncel, Doğru ve Seviyeli Haber ve Bilgi Portalı