Böyle
Manevi bir havayı ancak kutsal beldelerimizde duyabilirsiniz.
Kurban Bayramı’na daha arefe gününden başlanmış,
Gençler
Sokak ve meydanlarda sabaha kadar davullar çalarak ilahiler okumuş teşrik tekbirleri getirmişti.
Bizler manzarayı şaşkınlık içinde hayret ve sevinçle karşılarken,
Asıl sürprizin
Sabahleyin kılınacak bayram namazında olduğunu bilmiyorduk.
BAYRAM NAMAZI
HAVAALININDA KILINIYOR
Bayram namazına yetişmek için erken kalkıp yola düştük.
Camileri geçiyor ama hala yürüyoruz.
Merakla Açeli gençlere nereye gittiğimizi soruyoruz:
– Namaza!
Diyorlar ama kaç tane cami geçtik hala yürüyoruz. Meğerse namazı askeri havaalanında kılacaktık.
ÇOCUKLAR VE KADINLAR
Bu arada
Bizimle yürüyen o kadar çok kişi var ki, sanki miting alanına yürüyen kortej gibi bir hal almışız.
Daha hava aydınlanmadan
Çoluk-çocuk ailece el ele tutuşmuş sel gibi hava meydanına doğru yol alıyordu.
ASKERİ HAVAALANI
Nihayet
Namaz kılacağımız askeri havaalanına geldik.
Alanın büyüklüğünü söylemeye gerek yok. Adı üstünde havaalanı…
Ancak
Manzara o kadar etkileyici ki; kelimeler boğazımızda yumruk haline gelmiş konuşamıyor, gözlerimiz yaş dolmuştu.
SAF SAF MELEKLER GİBİ
Gördüğümüz manzara bugünkü gibi gözlerimin önünde:
Türkiye’den giden bizler hariç kadın-çocuk-erkek herkes beyaz giyinmişti.
En önde erkekler çok uzun bir saf tutmuş,
Çok daha gerilerde hanım ve çocuklar da aynı şekilde saf tutmuş namaz öncesi vaazı dinliyorlardı.
HATİP
Vaiz de
Bu manzara karşısında adeta cezbeye kapılmış.. etkileyici
Ama tane tane o kadar güzel hitap ediyor ki, bir kelime Endonezca bilmediğim halde konuşmalarını neredeyse ben bile anlıyordum.
Manzara sadece bizi değil onu da etkilemişti.
NEDEN BU KADAR ETKİLENDİM
Arkadaşlarla bu olayı 2006 yılının Ocak ayında yaşadık.
Bir yıl önce (26.12.2004) Tsunami felaketi olmuş Endonezya’nın Açe eyaleti çok etkilenmiş
Ve yaklaşık 1 yıl geçtiği halde yaralar hala sarılmamıştı.
Bunun üzerine
Başta İstanbul B. Şehir Belediyesi olmak üzere İHH ve diğer hayır kurumları yardım için gitmiştik.
O sırada
Akparti iktidar ama 28 Şubat’ın meşum rüzgârı bütün hızıyla esiyor, Erdoğan liderliğindeki hükumete çelme takarak icraatlarını engelliyordu.
O zamanlar
Ahmet Necdet Sezer cumhurbaşkanı, Atatürkçü baskı grupları da bilhassa askeriyede çok etkin oldukları için Başbakan Erdoğan bile başörtüsü zulmünden dolayı çocuklarını burada okutamıyor, yurtdışına göndermek zorunda kalıyordu.
Eşi Emine Hanım da
Milli gün ve bayramlarda başörtülü olduğu için kendisine refakat edemiyordu.
BAŞÖRTÜLÜ KADIN POLİS
Biz böyle bir ortamdan
Aktarmalı olarak uçtuğumuz Malezya’da uçak değiştirdiğimizde başörtülü polis ve diğer görevlileri gördükçe hayretten hayrete düşüyor; bu sevinçle Malezyalı bir hanım polisten fotoğrafını çekmek için ricada bulunmuştuk.
ASKERİYE
Şimdi ise müminler
Bayram namazını kılmak için askeri birliğin havaalanını kullanıyor, vaiz efendi ateşli bir konuşma yapıyor
Ve rütbeli askerler de vakar için de dinliyordu.
Heyecanımız neticesinde
Gözlerimize dolan yaşlar bundandı…
Allah cc
Milletimize tekrar o günleri göstermesin.
Allah cc
Cumhurbaşkanımızdan ebeden razı olsun. Bu aziz milleti madden ve manen çok ileri seviyelere taşıdı. Yaptıklarını anlatmaya kelimeler kâfi gelmiyor.
Bu vesileyle,
Kurban Bayramınızı
Tebrik eder, daha güzel günler görmemizi Cenab-ı Hakk’tan niyaz ederim.
27.05.2026
Akıncılar Dergisi Türkiye'nin Güncel, Doğru ve Seviyeli Haber ve Bilgi Portalı