Pazar , 12 Nisan 2026
Son Dakika Haberler
KIYAMET: İÇİMİZDEKİ SES

KIYAMET: İÇİMİZDEKİ SES

Kıyamet Sûresi ölü gibi yaşayanları, dirilecekleri güne hazırlar. Zamanını günaha harcayanlara hesap zamanının yaklaştığını hatırlatır. Rahman’ın kuluna yeminle hatırlattığı büyük hakikat, diriliş günüdür. Dünya kıyamının ardından gelecek ahir kıyama kullarını hazırlıklı olma konusunda uyarmaktadır.

“İnsanı ölümden eceli korur.” denir. Allah’ın bildiği, günü gelince her canın bileceği ecel vakti, bir nefes içindedir. İlk nefes canı, son nefes ölümü içinde taşır.

Yaratılışın şaşmaz ölçülerinden biri, yaratılanın ihtiyacını bilmesidir. Bütün canlılar bunun sayesinde yaşama devam ederler. İnsan farklı olarak muhakeme gücü ile de donatılmıştır. İçine düştüğü her durumun etkisini az veya çok hisseder. Günahın sancısını da sevabın huzurunda tadar.

Kendini kınayan nefse yemin ederim!” (Kıyamet, 75/2)  

Nefsi levvame, her irade sahibinin yanlışı hissettiren yanıdır. Zulme direnen vicdanıdır. Hakka aykırı duruma itiraz eden yanıdır.  Fücura hevesli yanını terbiye etmenin çaresidir.

Dünyada ve ahirette suçlu insana, hakkı hatırlatıp batıl olumsuzluğunu gösteren basiretidir. Kınayan yanına önem vermeyenlerin ahirette, kendilerini kınamalarının önemi olmayacaktır.

İnsanın iç dünyasını dış dünyasına hazırlayan bilinç yönü, yanlışa düşene doğruyu gösteren değerler ile donatılmıştır.

En kıymetli ses vahyin yatağı vicdanın sesidir. Herkes uzaklaşsa uzaklaşmayan sestir. İnsanın Rahman’a kulluk etmekten mutlu olan yanını engellemek isteyen, günaha düşkün yanıdır.  Kötülüğün zilletinden koruyan, kınayan vicdanın uyanıklığı ile dizginlenir.

Ahirette her yönümüzle içimizin dışa şahitlik edeceğini bilmek, zorunlu olarak iç dünyamızı da İslam ile ıslah etmeyi gerektirir. Allah’ın dışında hiç kimse iç dünyamızdaki duruşumuzu bilemez. İyi ki bilinmiyor. Yoksa nice birliktelikler dağılır giderdi. Allah’ın bilmesi herkesin bilmesinden ötedir.

Rahman, onlarca ayet ile insandan, azgın yönünü, azgınlaşan sözünü ve eylemini görmesini ister. Görmek gözün işi değildir. Vicdanın işidir. Vicdan basiretini Kur’an-ı Kerim’den alır. Fıtratın yegâne gıdası olan vahyin en büyük hatırlatmalarından biri, kişinin içindeki dünyasını İslam etmesidir. Vicdan yangın alarmı gibi, yangına dönüşecek her yanlışta ses verir. Sesin üzerini örtmek veya bastırmak isteyenler geçici durumlar oluşturup ateşten uzaklaşacaklarını sanırlar. Oysa ateş, günahın düştü yerdedir.

İnsanın fıtratındaki uyaran yanı büyük nimettir. Evinin bir köşesinde çıkan yangını haber veren alarm, evin yanmasını engeller. Günahın etkisiyle alarm veren vicdan, ateşi küçükken söndürmeye yanlıştan vazgeçmeye katkı sağlar.

İnsanın en kıymetli yanı kendisine hesaba çekmesidir. Akıllı insan sorgulayan yanı için Allah’a şükreder.

İnsanın imtihanının bir parçası olan azgınlaşma temayülü, onu günah işlemeye, haram olana meyletmeye sürükler. Öyle ki sapkınlık adaları oluşturacak kadar, sapkınlıklara sürükler. Dışardan bakanlara insan gibi görünen, yaptıkları ile hayvanları dahi hayrete düşüren sapkınlar… Dünyada kendilerini söz sahibi kılmak için azgınlığın dibine vuran sapkınların tamamı, günah dolu hayat yaşamak için çalışırlar.

Çocuk yaşta kızlara, erkeklere korkunun ve zulmün en büyüğünü yaşatan sapkınlardan dünyayı korumak için insanlığın vicdanında tutarlı, kararlı birliktelik olmalıdır. Sapkınlık bir tercihtir. Dünyası da ahireti de cehennemdir. Sapkınlığı önleyecek yegâne güç hataları kınayan hakikate yönlendiren vicdandır.

Vicdandan yükselen asıl ses şudur: “Allah her şeyin hesabını soracaktır.”

Kıyamet günü yaşadığı hayatın her halinden hesaba çekileceği gün, hesapsız hayat yaşayan insanın feryadı, kendini kınaması boşunadır. Günahlarını işlemek için Allah’ın emirlerinden uzaklaşanlar, nankörlüğün ateşini içlerinde hissederler.

O gün insan, «Kaçacak yer neresi!» diyecektir.” (Kıyamet, 75/10)

Yaşarken Allah’a kaçmak yerine günaha koşmanın acı süreci, dünyada başlar, ahirette neticelenir. Vahyin kollarına sığınmak varken, sapkınlığın hazzına talip olmak felakettir.

Kaçacak yer yok. Dünya hayatında Allah’ın çağrısından kaçanlara zaman ve imkân verildi. Artık insan ahirettedir: “Sığınacak bir yer yoktur!” (Kıyamet, 75/11)

İnsan için huzurda hesap başlar. Geride bırakılan izlerin, önden gönderilen kazançların hesabı karşısına konulmuştur.

Müminlerin önüne, hayır adına harcanmış ömrün bereketleri konur.  Günahlar karşısında uyanık olan nefsin mutmain olmuş halinin ışığı yüzlere vurur.

Nankörlerin önüne çürümüş leşe dönüşen hayatların azabı düşer. Allah’a karşı asi olan nefsin hüsranı yüzleri karartır.

Dünya, cennetin kazanılacağı yerdir. Kıymetini bilip şahit kılmak ne güzeldir. Bastığı toprağı, aldığı havayı, içtiği suyu, öğrendiği bilgiyi… Hayatı, imana şahit kılmak ne güzeldir. Ahiretin haberleri, yaşayanlara düşünme fırsatı verir. Geriye dönüp bakmaları, zarar verdiği değerler varsa onları onarmaları ne güzeldir. İnsan gelecek olana hazırlık için gönderdiklerine bakmalı, ahirette ne işine yararsa onu çoğaltmalıdır.

Bir iyiliğin izini oluşturmak, bir yetimin duasında olmak, muhtaç olanın aklına gelmek ne güzeldir. Kaydedilen salih amellerin bizden önce ahirette bizi karşılaması ne güzeldir.

Güzellik emek ister. İnsan güzel dünyada, güzel yanını, vahyin ışığında aydınlık kılmak için kınayan nefse kulak vermelidir.

İşini doğru yapmayan, başkalarını kıskanan, bilinç yanını benlik haliyle ziyan eden insan, mazeret üretmeyi pek seven aceleci tavırları ile yüzleşeceği günde hesabın ağırlığını hisseder. Her irade, işlerin dünyadaki gibi dönmediğini, her işin Allah’a döneceğini anlar ve bilir.

O gün, hakikati yalan saymanın, gerçeğe sırt dönmenin, zilleti her nankörü kuşatır. Başıboş yaratılmışçasına yaşayanların oluşturduğu tüm ateş çemberleri kendi başlarına dönecektir.

Ölümden sonraki dirilişi inkâr edenler, bizzat yalanlarının şahitliğinde dirileceklerdir. Oysa ölüm çok yakındır ve hazırlık için Allah’ın emrine sığınmak yeterlidir. “Ölüm var, hesabınızı cennete gidecek şekilde ayarlayın.” diyen ayetlere vicdanımızda yer açmamız gerekir:

O dökülen meniden ibaret az bir su değil miydi?”

Ve bir embriyoya dönüştükten sonra O yaratıp biçim verdi?”

Ondan da iki eşi, yani erkek ve dişiyi var etmişti.”

Peki, bütün bunları yapan, ölüleri diriltemez mi?” (Kıyamet,75/37-40)

Yorum yap

Mustafa Kolcu *

Tüm Yazıları →
Mustafa Kolcu

Ayrıca Bakınız

YALANIN GÜNLÜĞÜ

YALANIN GÜNLÜĞÜ

Rasulüllah (sav)’in Uyarısı Rasulüllah (sav), şu hadisi ile yalana dair tehlikeyi açıkça ifade etmiştir: “Sizi …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir