Sarıkamış faciası diye bilinen faciadan sağ çıkan ve bir bakıma Ruslar tarafından kurtarılan askerlere Rus komutan sorar.
Der ki… “-Üstünüzdeki bu kıyafetler ile o dağların aşılamayacağını hiç düşünmediniz mi? “
Askerlerimizin hepsi aynı cevabı verir.
Derler ki “-Biz aldığımız emri sorgulamayız. “
Aldığı emri sorgulamamak melek tabiatıdır. Şeytanı şeytan eden bazılarının dediği gibi kıyas veya hemen herkesin tekrar ettiği ben demesi falan değil aldığı emri sorgulamış olmasıdır.
Düşmanın bütün hedefi, müslüman milletimizin bu melek tabiatını güya sorgulama, güya eleştiri hakkı ve güya hakikati aramak diye bozmak ve bozguna uğratmaktır.
…
Mesnevi de bu emir meselesinin hikayesi şu şekildedir.
Sultan Mahmut… Yani Gazneli Mahmut o gün için en kıymetli mucevherini ve bir de bir çekici bir demir zemin üstüne koyar ve vezirlerine sırasıyla o çekiç ile mücevheri kırmalarını emreder.
Vezirler sırasıyla gelirler… Çekici alırlar fakat “Böyle kıymetli bir mücevher kırılır mi sultanım” deyip geri çekilirler.
Sıra Ayaz’a geldiğinde (Bu arada bir torunumun adı da Ayaz Alp) Ayaz, çekici alır ve bir vuruşta mücevheri tuz buz eder.
Bütün vezirler ona çıkışırlar… Bre aptal öyle kıymetli bir mücevher kırılır mi derler.
Ayaz’ın cevabı nettir. “Hiçbir mücevher Sultan’ın emrinden daha kıymetli değildir”
Mesele bu kadar basittir.
Din konusunda islamın, dedelerimizden bize gelen kitaplarda yazan bilgileri “sorgulamak lazım ” Diyenleri var ya elinizin tersiyle bile değil, doğrudan ayaklarınızın tersi ile itin ve atın.
Akıncılar Dergisi Türkiye'nin Güncel, Doğru ve Seviyeli Haber ve Bilgi Portalı