Kore’ye işgalci komünistlerle çarpışmaya giden Türk Tugayı Singapur Limanı’na uğruyor. Müslüman Singapurlular geminin direğinde Türk bayrağını görünce sevinçten çılgına dönmüş ve müftü efendi o hızla gemiye, askerlerimize ziyarete gelmiştir.
Der ki: “Bizler istiklâlimize sahip değiliz, bu yüzden Cuma Namazı kılamıyoruz. Bugün Cumadır. Bu bayrağın gölgesinde namaz kılmak isteriz.”
İstek karşılık görüyor, binlerce Müslüman limana toplanıyor. Bir mehmetçik gemi direğine tırmanıp ezan okuyor ve askerimiz güvertede, Singapurlular limanda, unutulmaz bir toplu namaz kılıyorlar.
Hikâye bitmedi. Birliğimizden Yarbay Natık Poyrazoğlu, müftü efendiye iade-i ziyârette bulunuyor. Sohbet esnasında sigarasını tablada söndürürken şaşırtıcı bir olay daha yaşanıyor. Müftü, hemen o söndürülmüş sigarayı alıp koynuna koyuyor. Çünkü o zamanlar subay sigaralarının dip kısmına
Ay-Yıldız basılıyordu.
Müftü diyor ki:
“Kumandan! Bu bayrak alelâde bir bayrak değildir. Biz bu Ay-Yıldız’ın ifâde ettiği mânâ ile benliğimizi koruyoruz.”
Bunun üzerine kumandan, hemen bir Türk Bayrağı getirterek müftülüğe armağan ediyor.
Türkiye nere, Singapur nere? Binlerce kilometre uzakta, Ay-Yıldız’ın her iki tarafa bağışladığı haysiyete, güvene, özleme bakınız O, sınırlar ötesi bir mıknatıs, saygıdeğer bir sembol; müjdeleyici, toparlayıcı, cesaretlendirici bir rüzgârdır.
Demek, unutulmuş coğrafyalarda hâlà bizleri özleyen, bekleyen birileri var.
Doğrulsak mı ki, hatırlasak mı ki?
(Gürbüz Azak-Bir yazar Bir Ömür kitabından alınmıştır)