Siyonist ahlaksızlık ve namussuzluk bataklığının organizatörü ve seks köleliği pazarı kurbanlarının patronu Epstein’ın hikâyesi tutuklu bulunduğu New York Manhattan Metropoliten Merkez Hapishanesi’nde 10 Ağustos 2019’da son buldu.
Bu adi ve iğrenç hikâyenin yankıları adam mezarda iken bile hala devam ediyor. Hikâyede rol alan aktörler Epstein’ dan daha meşhur. Bu köle pazarında pazarlanan kurbanların yaşları ise 12-18 yaş arası ülkesinde kaçırılan kız çocukları.
Servetinin kirli para” olduğu yönündeki suçlamaları reddeden Epstein, ‘’Bu paraların gelir düzeyi düşük ülkelerde bazı hastalıkların tedavisine yönelik çalışmalarda kullandığını’’ söyleyerek kendini aklamaya çalışmış.
Hastalık saçan bu pis ilişkiler ve güya hastalıkların tedavisinde kullanılan bu kirli paralar çelişkisi batılı ünlülerin bulaştığı 1. Sınıf cinsel saldırganlık örneğini teşkil etmesine rağmen, nedense batı medyası bu ve buna benzer olayları günlük olaylar gibi geçiştirmekte ve körebe oynamakta oldukça becerikli.
Eğer böyle bir skandal bir Müslüman ülkede olmuş olsaydı, bu konu her gün batı medyasının gündeminde manşetlerden düşmezdi. Bunları yapanlar, yaptıranlar, seyredip bakanlar, bakmayanlar, bu işle asla ilişkisi olmayan insanlar da dâhil olmak üzere o toplum yalan ve iftira yağmuruna tutulurdu.
Batı toplumunun bu tutum ve davranışları sadece cinsel olaylar konusunda değil siyasi, askeri, sosyal, kültürel, dini vs. gibi her konuda kendilerini ilgilendirince kör, sağır ve dilsiz, başkaları ve özellikle Müslümanlar olunca; saldırgan sokak köpekleri gibi çemkiren bir kimliğe bürünürdü.
Sadece batılılar değil bizdeki insan hakları savunucuları, çağdaş kadın dernekleri, hak hukuk lafını ağızlarından düşürmeyen batı özentisi içindeki gözü yumuk aynı koroya bodoslamaya atlarlar, def ve dümbelek çalıp taksim meydanındaki heykele siyah çelenk koyarlar ortalığı kırıp dökerlerdi.
12-18 yaş altındaki kız çocuklarına cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein’ ın ölüm nedeni intihar mıydı, yoksa bu suçların aklanması için istihbarat örgütlerince yapılan bir temizlik miydi konusunu anlamak için Epstein davasında sanık olan insanların İngiltere Kralı III. Charles’ın kardeşi ve Kraliçe II. Elizabeth ve Prens Philip’in üçüncü çocukları ve ikinci oğlu olan eski Prens Andrew, şimdiki ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimlerin bu hikâyede suçlu olduğu bilinmeli.
Yahudi kökenli Epstein’en müşteri listesinin içinde aralarında hükümet yetkilileri, daha birçok ünlüler ve iş insanları da var. Bu yüzden Epstein’en hapishanede öldürülüp intihar süsü verildiği söyleniyor.
Trump, ‘’Gazze’ yi alacağım ve orayı dünyaca meşhur bir Turizm merkezi yapacağım. Masraflarını da Araplara ödeteceğim’’ derken, Gazze’yi yeni bir Epstein Adası benzeri seks ve kumar turizmi merkezi yapmak istediği şimdi daha iyi anlaşılıyor. Petrol’ ün sarhoş edip kurdurttuğu zengin Arap müşterileri hem finansör, hem de soyulmaya hazır müşteri. Paradan başka hiçbir kutsal, insani değer ve hukuk tanımayan Trump için bu oldukça karlı bir iş.
Böylece petrol zengini Araplarının çılgınca eğlenmek için dünyanın uzak ülkelerine gitmelerine ihtiyaçta kalmayacaktı. Putin ‘’ABD’nin insan eti yiyerek karnını doyurduğunu’’ söylemesi boşuna söylenmiş bir laf değil. Dünyayı tek elinde yönetmek isteyen Siyonistlerin bir tuzağı olan bu bataklık, uçkur düşkünü devlet yöneticileri ve insanlar için bir fare kapanı durumunda. Siyonistlerin tuzağına düşen herkes için Epstein benzeri dosyalar yeri ve zamanı gelince birer tehdit ve şantaj unsuru olarak kullanılması önceden böyle hazırlanıyor.
Siyonistler ve Trump gibileri amaçlarına ulaşmak için her şey mubahtır. Uluslararası yasalar, etik kurallar, ahlaki değerler, insan hakları gibi bütün insanlığı ilgilendiren hususların onların yanında hiçbir kıymeti yok.
Batı medeniyetinin değer ölçüsü güç ve güçlü veya güçlünün yanında olmaktır. Onlara göre zaten güçsüzün yaşama hakkı yoktur. Batıdaki kanunlar ve hukuk güçlünün yanında güçsüzün karşısındadır. Batı hukuku ve kültürünün hâkim olduğu uygulamalarda gördüğümüz gerçek, gücün ve güçlünün her türlü kutsalın ve hukukun, ahlak ve maneviyatın üzerinde tek hâkim etken ve otorite olduğudur.
Siz ey batılılaşma ve batı medeniyeti adına ülkemde yakıp yıkmadık eser, tahrif etmedik din, dil, tarih, kültür, coğrafya ve medeniyet değerleri bırakmayan Jön Türk ve İttihatçı ahmaklar, yozlaşma ve yabancılaşmanın bayraktarları yerli Münafıklar, yüzümüze dost olan, arkamızdan düşmanla bir olup mezarımızı kazan mürtetler, adlarına milli ve ebedi şef denilen sahte kahramanlar ve onların izinden giden omurgasız sürüngenler. Batılılaşmak, çağdaşlaşmak, medenileşmek dediğiniz şey bu kadar şerefsiz, alçak, namussuz, ahlaksız ve hukuksuz bir yaşam tarzı olduğunu daha anlayamadınız mı? Batılıların yoksul ülkelerden kaçırdıkları küçük kız çocuklarını seks kölesi olarak kullanacak kadar vahşi ve barbar ı, öykündüğünüz ve tapındığınız batının bu kadar alçak olduğunu hiç duymadınız mı?
Bu haliyle dünyada hak ve hukuk, ahlak ve evrensel değerler iflas etmiş durumdadır. Bugün insanlığın su, hava ve gıda gibi en çok ihtiyaç duyduğu şey; adalet ve ahlaki değerler üzerinde kurulması gereken yeni bir dünya nizamı ve sistemidir.
Bu nizamı kurmaya beşeri olanın eli, dili ve yüreği yetmez. Bu adil ve ahlaki sistem ancak Allahın ebedi ve ezeli iradesi istikametinde inşa edilebilir. İnsanlık ancak vahyin aydınlığında İslami nizam ve sistemle barış ve huzura erebilir.
Akıncılar Dergisi Türkiye'nin Güncel, Doğru ve Seviyeli Haber ve Bilgi Portalı