Süleyman Kökten
Kalp bir nazargâh-ı ilâhî olarak, bir mümin için aynı zamanda doğru bilgiyi yanlış olandan ayırt etme yeridir. “Heyetler yılı” olarak bilinen hicretin dokuzuncu yılında Arap yarımadasının çeşitli bölgelerindeki kabilelerin Medine”ye akın ettiği bir zamanda Esedoğulları”ndan Vâbisa b. Ma”bed”in, “İyilik ne demektir?” sorusuna Allah Resûlü”nün üç parmağını birleştirip Vâbisa”nın göğsüne vurarak verdiği cevap, bugün de kulaklarımızda yankılanmaktadır:
“Sen fetvayı kendinden iste, sen fetvayı kalbinden iste, ey Vâbisa! İyilik, içinin huzurlu, gönlünün rahat olduğu şeydir. Kötülük ise insanlar sana “yapmanı” söyleseler bile içini tırmalayan, gönlüne rahatsızlık veren şeydir.” 33
Allah Resûlü doğruyu yanlıştan ayırt etme yeri olarak kalbi görürken, kalpte bulunan imandan dolayı, müminin kalbinde oluşmuş bir mekanizmaya dikkat çekmektedir: “Üç şey var ki Müslüman kalbi bunlar karşısında aldanmaz: Allah için ihlâsla amel etmek, yöneticilere karşı samimi olmak ve İslâm toplumu ile beraber hareket etmektir.” 34
Kalp, kötülüklere karşı mücadelenin verildiği yerdir. Nitekim meşhur bir hadiste son direnç noktasının kalp olduğu, en azından kalbi kötülüğe teslim etmemenin gerekliliği şöyle ifade edilmektedir: “Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse kalben karşı koysun. Bu da imanın asgarî gereğidir.” 35 Doğruya ulaşmada da kalbin vereceği hükme bakılması tavsiye edilmektedir. Çünkü doğruluk kalbin mutmain olmasıdır.36
Kalp, ilâhî ışığın yansıması veya nurun tecellisi sayesinde kişinin hidayete erdiği bir yer olarak Hakk”ın aynası kabul edilmiştir. Abdullah b. Abbâs tarafından nakledilen Allah Resûlü”nün, “Allah”ım! Kalbimde nur, gözümde nur, kulağımda nur, sağımda nur, solumda nur, üstümde nur, altımda nur,
Gerek inançsızlık gerekse işlenen günahlar insanı mânevî güzelliklerden feyz alamayacak şekilde nefsin ve şeytanın oyuncağı hâline getirebilmektedir. Bu durum kalbin akıl, basiret ve duygu yönlerini kaybederek mânâsızlaşmasına yol açmaktadır. Nihayet kalp işlenen günahların ağırlığı altında paslanma (rayn), sapma (zeyğ), hastalanma (maraz), katılık (kasvet), perdelenme (gulf), körleşme (“amâ), mühürlenme (hatm), kilitlenme (kufl) gibi Kur”an ve hadislerin haber verdiği bir dizi mânevî hastalığa maruz kalmaktadır.
Nitekim Sevgili Peygamberimizin bir hadisinde, “Kul bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta oluşur. Bundan vazgeçip tevbeve istiğfar ettiği zaman kalbi parlatılır. Günaha devam ederse siyah nokta artırılır ve sonunda tüm kalbini kaplar. Allah”ın, (Kitabı”nda) “Hayır hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları, kalplerini paslandırmıştır.” 38 diye anlattığı “pas” işte budur.” 39 buyrulmaktadır.
Allah Resûlü, kalbin hastalıkları üzerinde çok fazla durmaktadır. Pek çok hadiste, insanlar bencillik, haset, kibir, başkalarına tepeden bakmak (ucb), sûizanda bulunmak, kin beslemek (hıkd), insanların başına gelen musibetten zevk almak (şematet), dostlara darılıp onları yüzüstü bırakmak (hecr), sözde durmamak (gadr), dünyaya karşı gözü doymamak (tûl-i emel) gibi kötü duygulara karşı uyarılmıştır.
Allah Resûlü bir başka hadisinde, “Kulun Allah yolunda yuttuğu toz ile cehennem ateşi onun karnında asla birleşmez. Bencillik ve iman da aynı kalpte birleşmez.” 40 buyurarak Allah”ın rızasına uygun işlerin cehennem ateşine engel olduğunu, buna mukabil, çoğu defa tezahürü başkalarına haset etmek olan bencilliğin imanla bağdaşmayan bir nitelik olduğunu vurgulamıştır.41 Allah Resûlü bencilliğin kapı araladığı diğer pek çok kötü özellikten de bahsetmiştir.
Nezaketsiz ve küstah kimselerin42 ve kalbinde zerre kadar kibir bulunanların cennete giremeyeceği,43 acıma duygusunun sadece günahkâr bedhahların kalbinden çekilip alınmış olduğu,44 bir Müslüman”ın, kardeşini küçük görmesinin ona şer olarak yeteceği45 gibi sözlerle pek çok konuda Allah Resûlü”nün uyarısı vardır.
Hadislerle İslâm Cilt 3 Sayfa 65
Akıncılar Dergisi Türkiye'nin Güncel, Doğru ve Seviyeli Haber ve Bilgi Portalı