Prof. Dr. İsmail Şahin/ USKAM Başkanı
Türkiye’nin önerdiği model, Etiyopya’nın stratejik ihtiyaçlarını karşılıklı yarar sağlayan ticari düzenlemeler ve Somali hükümetinin onayı çerçevesinde karşılamayı amaçlamaktadır. Bu yaklaşım, Somali’nin egemenlik hassasiyetlerini ve Etiyopya’nın stratejik gereksinimlerini eş zamanlı olarak gözeten nadir ve dengeli bir diplomatik model niteliği taşımaktadır. Bu sayede Türkiye, İsrail ve BAE gibi aktörlerin bölgedeki kırılganlıklardan faydalanarak kendi jeopolitik gündemlerini dayatmasının önüne geçmeye çalışmaktadır.
Prof. Dr. İsmail Şahin/ USKAM Başkanı
Türkiye’nin Afrika Boynuzu’ndaki varlığı, son yirmi yılda insani diplomasiden çok boyutlu bir stratejik ortaklığa evrilmiştir. Bölge; deniz ticaret rotaları, enerji güvenliği ve küresel askeri rekabetin kesişim noktası olması nedeniyle Ankara için hayati bir önem taşımaktadır. Türkiye, bölgedeki aktörlerle kurduğu ekonomik, askeri ve diplomatik bağlar sayesinde bugün Afrika Boynuzu’nda sadece bir gözlemci değil, denge kurucu bir aktör olarak konumlanmaktadır.
Türkiye-Somali ilişkileri
Türkiye ile Somali arasındaki ilişkilerde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2011 yılındaki tarihi ziyareti bir dönüm noktası olmuştur. Bu ziyaretin önemi, Türkiye’yi sömürge geçmişi olmayan güvenilir bir ortak olarak ön plana çıkarmasıdır. Zira Erdoğan’ın ziyareti ülkede büyük kıtlığın var olduğu bir sırada gerçekleşmiş ve bu süreçte Türkiye, Somali’ye yaklaşık 1 milyar dolar değerinde insani ve kalkınma yardımı ulaştırmıştır.
Türkiye, Somali’nin başkenti Mogadişu’da Somali Ulusal Ordusu’nu eğitmek amacıyla kendi sınırları dışındaki en büyük askeri tesisi olan TURKSOM (Somali Türk Görev Kuvveti Komutanlığı) eğitim merkezini kurmuştur. Eylül 2017’de açılan bu tesis, Somali Ulusal Ordusu’nun (SNA) askerlerini ve subaylarını eğiterek ülkenin profesyonel askeri gücünü inşa etmeyi hedeflemektedir. Tesiste görev yapan Türk askeri personeli, Somalili subaylara modern askeri yöntemlere ilişkin eğitimler vererek bir taraftan Somali’nin kendi güvenliğini bağımsız bir şekilde sağlayabilecek kapasiteye ulaşmasına diğer taraftan da Eş-Şebab terör örgütüyle mücadelesine stratejik bir destek sağlamaktadır. Bu nedenle TURKSOM, Somali’nin devlet kurumlarını yeniden inşa etme ve ulusal bütünlüğünü koruma çabalarında vazgeçilmez bir askeri dayanak noktası işlevi görmektedir.
Ayrıca 2024 yılında imzalanan anlaşmalar kapsamında Türkiye, Somali’nin münhasır ekonomik bölgesinde deniz güvenliğini sağlama ve hidrokarbon kaynaklarını arama konusunda kapsamlı yetkiler elde etmiştir. On yıllık anlaşma çerçevesinde Türkiye’ye, bölgedeki offshore petrol ve doğal gaz kaynaklarının yüzde 30’unu işletme hakkı tanınmıştır. Şubat 2026 itibarıyla Türkiye’nin derin deniz sondaj gemisi Çağrı Bey’in petrol arama faaliyetleri için Somali’ye doğru yola çıkması, enerji arama çalışmalarının saha operasyonu aşamasına geçtiğini göstermektedir. Bu gelişmeler, Türkiye’nin Afrika Boynuzu’ndaki bölgesel etkinliğini artırma ve enerji alanındaki küresel varlığını güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilmektedir.
Bununla birlikte günümüzde Mogadişu Limanı ve Mogadişu Uluslararası Havalimanı gibi kritik altyapılar, Türk firmaları tarafından işletilmektedir. Bu yatırımlar, Somali’nin dış dünyaya açılan kapılarının etkin biçimde işlemesini sağlayarak ticari gelirlerin artmasına katkıda bulunmaktadır. Ancak Türkiye’nin bu süreçteki yaklaşımı tek taraflı kazanç üzerine kurulu değildir. Ankara’yı Batılı ve diğer rakiplerinden ayıran temel unsur da bu anlayıştır. Nitekim Türkiye, Somali’de çok sayıda okul ve hastane inşa ederek ve binlerce öğrenciye burs sağlayarak ülkenin beşerî sermayesinin gelişimine kayda değer ölçüde katkıda bulunmuştur.
Türkiye-Etiyopya ilişkileri
Kıtanın sömürgeleştirilememiş tek devleti olan Etiyopya, uzun süredir Afrika siyasetinde ve güvenlik mimarisinde stratejik bir konuma sahiptir. Afrika Birliği ile Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu’nun merkezine ev sahipliği yapan Etiyopya, Afrika’nın en kalabalık ikinci ülkesi olarak Afrika Boynuzu’nun merkezinde yer almakta; ayrıca bölgede tüm ülkelerle kara sınırı bulunan tek devlet olma özelliğini taşımaktadır.
Merkezi bir coğrafi konuma, güçlü tarihsel ve kültürel bağlara ve uzun bir devlet geleneğine sahip olan Etiyopya, yaklaşık çeyrek asırdır sürdürdüğü görece siyasi istikrar, düzenli ekonomik büyüme ve öngörülebilir dış ve güvenlik politikaları sayesinde bölgesel rolünü ve ağırlığını önemli ölçüde artırmıştır.
Afrika kıtasının diplomasi başkenti olarak anılan Addis Ababa, Türkiye’nin Afrika politikasında merkezi bir konuma sahiptir. Sahra Altı Afrika’daki ilk Türk büyükelçiliğinin 1926 yılında Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da açılması, iki ülke arasındaki ilişkilerin sembolik ve tarihsel temelini oluşturmuştur. 2026 yılının bu tarihi bağın 100. yılına denk gelmesi, Türkiye–Etiyopya ilişkilerine ayrıca sembolik bir derinlik kazandırmaktadır. Bu köklü geçmişe atıfla Cumhurbaşkanı Erdoğan, Etiyopya’yı bir “kardeş ülke” olarak tanımlamaktadır. Etiyopya, aynı zamanda İslam kültürü açısından da istisnai bir öneme sahiptir. Afrika’daki ilk Müslüman yerleşim yeri kabul edilen Necaş’taki NecaşiTürbesi ve Camisi’nin, TİKA tarafından 2019 yılında restore edilmesi, iki toplum arasındaki kültürel ve manevi bağları daha da güçlendirmiştir.
130 milyona yaklaşan nüfusuyla, Türkiye için hem büyük bir pazar hem de siyasi bir ortak niteliğinde olan Etiyopya, Türk iş dünyası için Afrika’daki en güvenli ortaklardan biridir. Öyle ki günümüzde Türkiye, Etiyopya’daki en büyük ikinci yabancı yatırımcı konumundadır. 200’ün üzerinde Türk firması, yaklaşık 2,5 milyar dolarlık yatırım ile 20 binden fazla Etiyopyalıya istihdam sağlamaktadır. Ayrıca mevcut ticaret hacminin kısa vadede 1 milyar dolara çıkarılması hedeflenmektedir.
Erdoğan’ın Etiyopya ziyareti sırasında imzalanan enerji iş birliği anlaşması kapsamında Türkiye’nin elektrik üretimi, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve hidroelektrik santrali ekipmanları üretimi gibi alanlarda Etiyopya ile teknoloji ve tecrübe paylaşımı yapması planlanmaktadır. Ayrıca Türkiye’nin savunma sanayi ürünleri, özellikle SİHA’lar, Etiyopya’nın iç güvenlik sorunlarıyla mücadelesinde önemli bir kapasite artırıcı unsur olarak öne çıkmıştır.
Türkiye’nin Somaliland politikası
Türkiye, Somali’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü uluslararası hukukun temel bir ilkesi ve kırmızı çizgisi olarak görmektedir. Somaliland’ın tek taraflı bağımsızlık ilanını veya İsrail gibi devletler tarafından tanınmasını, Somali’nin egemenliğine yönelik bir siyasi saldırganlık ve uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendirmektedir.
Türkiye, bir egemen devlet içindeki bölgenin merkezi hükümetin onayı olmadan tanınmasının, Afrika genelinde “Pandora’nın kutusunu açacak” tehlikeli bir emsal teşkil edebileceğinden endişe etmektedir. Bu durumun, kıtadaki diğer ayrılıkçı hareketleri cesaretlendirerek bölgesel bir istikrarsızlık zinciri başlatabileceği öngörülmektedir. Ayrıca Türkiye’nin Somali’deki milyarlarca dolarlık yatırımı ve geniş kapsamlı askeri varlığı ve denizlerdeki hidrokarbon arama faaliyetleri, Somali’nin parçalanmasıyla ciddi kayıplara maruz kalabilir.
Bununla birlikte Ankara, Etiyopya’nın denize erişim arayışınıda makul karşılamaktadır. Nihayetinde Etiyopya’nın denize erişim talebi, Eritre’nin 1993 yılındaki bağımsızlığından bu yana bölgedeki en büyük gerilim kaynaklarından biri haline gelmiştir. Etiyopya günümüzde dış ticaretinin yaklaşık yüzde 90’ını Cibuti Limanı üzerinden yürütmektedir. Bu manzara,Addis Ababa için hem yüksek maliyetli bir ekonomik yük hem de tek bir koridora dayalı stratejik bir bağımlılık anlamına geldiğinden, Somaliland’ın kıyısındaki Berbera Limanı hayati bir alternatif olarak görülmektedir.
Etiyopya, Somaliland üzerinden geçen ve Addis Ababa’yı Berbera’ya bağlayan Berbera Koridoru gibi altyapı projeleri aracılığıyla bölgesel ekonomik entegrasyonu güçlendirmeyi ve alternatif lojistik hatlar oluşturmayı hedeflemektedir. Bu çerçevede Ocak 2024’te Somaliland ile Etiyopya arasında imzalanan mutabakat zaptı, Somaliland’ın bağımsızlığının resmen tanınması vaadi karşılığında Etiyopya’ya Kızıldeniz kıyısında askeri ve ticari kullanım amacıyla 50 yıllığına 20 kilometrelik bir sahil şeridinin kiralanması imkânını tanımıştır. Söz konusu adım, Etiyopya’nın 1990’larda lağvettiği deniz kuvvetlerini yeniden inşa etmesine ve bölgede yarı-egemen bir deniz gücü niteliği kazanmasına zemin hazırlayabilecek stratejik bir hamle olarak nitelendirilmiştir.
Türkiye’nin Etiyopya’nın denize erişim arayışına destek vermesinin temelinde, bölgedeki stratejik denge kurucu rolü, ekonomik ortaklıkları ve çatışmayı önleme vizyonu yatmaktadır. Türkiye, bu desteği Etiyopya’nın ihtiyacını kabul ederek ancak bu ihtiyacın Somali’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü çerçevesinde çözülmesi gerektiğini savunarak şekillendirmektedir.
Bu doğrultuda Türkiye, “Ankara Süreci” üzerinden arabuluculuk yaparak her iki tarafı da tatmin edecek diplomatik bir çıkış yolu sunmuştur. Türkiye’nin önerdiği model, Etiyopya’nın stratejik ihtiyaçlarını karşılıklı yarar sağlayan ticari düzenlemeler ve Somali hükümetinin onayı çerçevesinde karşılamayı amaçlamaktadır. Bu yaklaşım, Somali’nin egemenlik hassasiyetlerini ve Etiyopya’nın stratejik gereksinimlerini eş zamanlı olarak gözeten nadir ve dengeli bir diplomatik model niteliği taşımaktadır. Bu sayede Türkiye, İsrail ve BAE gibi aktörlerin bölgedeki kırılganlıklardan faydalanarak kendi jeopolitik gündemlerini dayatmasının önüne geçmeye çalışmaktadır.
Akıncılar Dergisi Türkiye'nin Güncel, Doğru ve Seviyeli Haber ve Bilgi Portalı