Cuma , 20 Şubat 2026
Son Dakika Haberler
Sessizliğin Derinliği

Sessizliğin Derinliği

İnsan, devlet, medeniyet ve kültürler sevgi, saygı ve toplumsal bir emeğin meyvesidir. Sevgi ve saygı insanları birbirine yaklaştırıp yakınlaştırır. Sevgi ve saygının olgunlaşıp kemale ermesi, yaratılış gayesinin anlam ve zirvesine erişmesidir.

İnsan, bu ağacının çiçeklerinden oluşan tomurcukların meyveye dönüşmesidir. Sevgiyle yoğrulup olgunlaşarak belirli bir zaman için de dünyaya çığlıklar içine müjdeler vererek gelen insanın çığlığı sessizliğin sesindeki derinliktir.

Devletler de, karşılıklı sevgi ve saygıyla yoğrulan, mayalanıp olgunlaşan, birbirine güvenen ve dayanarak sevgi- saygı bağıyla ayakta kalan toplumların eseridir. Burada da asıl birleştirici ve rol oynayan sevgi ve saygı, güven ve dayanışma ruhudur. O ruhtur insanı, aileyi, toplumu ve devletleri devlet yapan.

Güven ve dayanışma olgunlaştıkça sevgiye, oradan da bağlılık ve birlikteliğe, aşk ve muhabbete erişerek toplumsal varoluşun temelleri atılır. Bu dinamikler insanlar, toplumlar ve devletlerarası bağın ve bağlantının köprüsünü oluşturur.

İki farklı cinsi bir araya getirip aile yapan, aileleri bir araya getiren bu unsurlar, toplumları, toplumlar devletleri, devletler de daha büyük birleşik devletleri veya ümmet bağlamında birliktelikleri meydana getirirler.

Bunlar gönüllülük esasına dayanan, saygı ve sevgi bağıyla hayata geçirilen aile, toplum, devlet ve birliklerin ruhunu oluşturur. Zor ve zorbalıkla, gürültü ve gösteriş ile korku ve çıkar ile oluşan, oluşturulan birlikteliklerin bir derinliği yoktur.  Onu meydana getiren suni ve yüzeysel dinamikler ortadan kalkınca peş peşe arıza çıkar ve yok olmaya mahkûm olur.

Güzellikler sevgi ve muhabbetin, kötülükler düşmanlık ve nefretin beslendiği kaynaklardır.

Aile, toplum, devlet ve devletlerarası dayanışma ve birlikteliklerde başat rol oynayan derinlikler tepeden aşağı zirvelerden vadilere kadar kalpten kalbe, gönülden gönüle sessizce yayılarak o toplumun ruhunu oluşturur. Orada kök salan, büyüyen gelişen bir çocuk sevgi ve muhabbetle ete kemiğe bürünür. Milletler ve devletler de sevgi ve saygı ölçüleri içinde bir araya geldiğinde yeni bir dünya kurulur.

Kin, intikam ve nefretin bayraktarlığını yapan kibir ve gurur heykeli ABD, AB, Rusya gibi güç sarhoşu millet ve devletlerin zorbalık, işgal, istila ve sömürü ile bir araya getirdikleri korku imparatorlukları bir gün mutlaka yıkılmaya ve dağılmaya mahkûm olur.

Her zalim, otoriter ve azgın davranış, bir gün mutlaka karşı güçlü bir direniş ve başkaldırının kıvılcımını ateşler. İngiliz ve Fransız emperyalizminin 1. Dünya, Alman Faşizminin 2. Dünya savaşını ateşlediği ve yüz milyonlarca insanın kanına, canına, malına mal olduğu gibi.

Roma hukuk ve Yunan ahlakı temelleri üzerine kurulan batı medeniyetinin bugünkü bayraktarı ABD, zorbalıklar ve hukuk tanımaz şımarık davranışlarıyla dünyayı parmağında oynatarak sağa sola efelenmesi, ona buna kafa tutması, dünyayı sömürü alanı haline getirmesi için ülkeleri işgal, istila ve ölümle tehdit etmesi putperest Romalıların Hz. İsa’ yı çarmıha germesiyle eşdeğerlidir.

İşgal, İstila, sömürü ve katliamlar medeniyeti olarak batı Medeniyetinin lideri olan ABD ve onun vagonları olan Avrupa Birliği kendi içinde bile sevgi, saygı ve muhabbete susamış bir vahşet ve barbarlık içinde güçlülerin zayıfları ezdiği balondan bir devdir. Bir iğne ucu bile onun havası alır ve sonunu getirebilir. Tarih bu gibilerin örnekleriyle doludur.

Orta Asya Bozkırlarından kopup gelen bir fırtına gibi, Maveraünnehirde atlarını sulayan, İslam bayrağının altında Horasan ellerinde bir müddet dinlenip demlenen atalarımızın, yeni bir hamle ile Anadolu içlerinde ve Suriye vadilerinde yıldız gibi parlayan mütevazı ve sessiz yürüyüşleri bu topraklarda Selçuklu ve Osmanlı gibi iki büyük kadim bir medeniyeti oluşturdu.

Emperyalistlerin ve yerli münafıkların el ele vererek yıktıkları Osmanlı sadece bir devletin değildi. Aynı zamanda bir devin ve devrin, medeniyetin yıkılışıydı. Şimdi biz bu devin ve devrin, o kadim medeniyetin küllerinden yeniden doğan ve yükselen Anadolu Birliğini kurmanın sevdası ve aşkıyla Azerbaycan’dayız, Suriye’deyiz, Lübnan’dayız, Gazze’deyiz, Libya’dayız, Sudan’dayız, Somali’deyiz, Katarda ve Pakistan’dayız. Yakında bu sessiz yürüyüşümüze inci taneleri gibi İslam Coğrafyasındaki kardeşlerimiz birer dizilecekler.

Aynı sevda, aynı dava ve aynı aşkın bayrağı altında toplanan insanlar şenlenecek. Karadeniz ve Akdeniz ile İstanbul ve Çanakkale Boğazı, Süveyş Kanalı ve Babulmendep Kızıldeniz, Basra Körfezi ve Hint Okyanusu yeniden özgürlüğüne kavuşacak.

Endonezya, Malezya, Singapur ve Bangladeş dost ve düşmanlarını tanıyacak. Afrika’nın altın kalpli insanları uyanacak ve kendilerini esaret zincirlerine vuran ve köle pazarlarında öldüm fiyatına satan sömürgecilerden hesap soracak.

İslam ümmetinin sessiz ve derin yürüyüşü ölü ruhları ve cesetleri ayağa kaldıracak. İslam Coğrafyası bu sürüngen ve omurgasız duruştan sıyrılıp kopacak. Karabağ, Keşmir, Kıbrıs, Bosna, Suriye, Libya, Somali, Sudan, Filistin ve Gazze’deki yetimlerin hakları sorulacak. Balkanlar, Kafkaslar, Ortaasya, Afrika ve bütün dünyadaki mazlumların gasp edilen hakları birer birer, söke söke zalimlerden geri alınacak.

Türkiye bu ‘’Sessiz Yürüyüşün’’ işçisi, ustası ve baş mimarı olarak İslam dünyası ve mazlum coğrafyaların diriliş ruhunu üfleyen evliyası olacaktır, olmak zorundadır. Tarih ve coğrafyamız, İslami ve ahlaki sorumluluğumuz bize bu misyonu yüklemektedir.

Bize ne ABD’ nin sömürgeci Kapitalizminden, Avrupa’nın despot Faşizminden, Rusya’nın kan içen Sosyalizminden, Çin’in inkarcı ateizminden, Hindistan’ın ineği öküzü ve Budizm’inden… Ülkemizdeki azgın azınlıklara, yerli münafıklara, dönme fırıldaklara, kirli çakallara, leş kargalara ve akbabalara inat sürecek bu soylu yürüyüşümüz.

Birgün gelecek İslam’ın derin, kuşatıcı ve kucaklayıcı kalbi Türkiye’nin bu sessiz yürüyüşü, dünyadaki bütün kimsesizlerin kimsesi, mazlum coğrafyaların kısılan sesi olarak bir direniş, diriliş ve kıyama dönüşecektir Allah’ın izniyle.

Tek yol İslam! Gazze’ye Selam! Sessiz yürüyüşümüze devam… Vesselam!

Arif Altunbaş, Haber 7‘ den alıntı.

Not: Bu vesile ile tüm dost, kardeş, arkadaş, okuyucu ve Kanal 7 ailesinin Ramazanı Şeriflerini Kutlar, İslam âlemi ve tüm mazlum coğrafyaların kurtuluşuna vesile olmasını dilerim.

Yorum yap

Arif Altunbaş *

Tüm Yazıları →

Ayrıca Bakınız

İttifaklar ve müttefikler

İttifaklar ve müttefikler

ABD, İngiltere ve Fransa’nın başını çektiği ‘’NATO’’, ‘’Arap Birliği’’,’’ İbrahim Anlaşmaları’’ gibi uluslararası kuruluşlar, kurucu …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir