Perşembe , 3 Nisan 2025
Son Dakika Haberler
Akide İmanın Çekirdeğidir

Akide İmanın Çekirdeğidir

İman’ın ilk şartının namaz, zekât ya da oruç değil de şehadet olmasının bir nedeni vardır: Allah’tan başka ibadete layık ilah olmadığına ve Muhammed’in (s.a.v.) O’nun elçisi olduğuna şahitlik etmek. Bu beyanın kökleri İslam akidesine, inanç sistemimize ve dünya görüşümüze dayanır. Bu sadece soyut ya da entelektüel bir mesele değildir; yaratıcıyla olan ilişkimizi ve nihayetinde hayatımızı nasıl yaşadığımızı doğrudan ilgilendirir.

Diğer bir deyişle, ibadetimiz, ahlakımız, sosyal ilişkilerimiz, hatta zihniyetimiz bu temele dayanır. Eğer akide temeli sağlam değilse, İslami bütün yapı sarsılır ve hatta çökebilir.

“Akide” terimi, Arapça “akada” kökünden gelir. Sıkıca bağlamak veya sabitlemek anlamında kullanılır. İnancın sıradan bir şey olmadığını, kalpte derinden kök salmış bir gerçek olduğunu yansıtır. Bu sadece ağzımızdan çıkan bir söz değil, aynı zamanda kalp ve gönül ile onayladığımız bir meseledir.

Allah’a, meleklerine, kitaplarına, elçilerine, ahiret gününe ve kadere iman, sevgi, sadakat, korku, umut ve Allah’a teslimiyet gibi unsurları da kapsar.

Akidenin özünde tevhid, yani Allah’ın mutlak birliği vardır. Buna şunlar dahildir:

Tevhîd-i Rubûbiyyet (O’nun Rabliği): Her şeyin yaratıcısı, sürdürücüsü ve denetleyicisi yalnızca Allah’tır.

Tevhîd-i Ulûhiyyet (O’na ibadet edilmesi hakkı): Allah’tan başka hiç kimse ibadetimizin muhatabı değildir; yalnızca O’na inanır, iman eder ve ibadet ederiz.

Tevhîdü’l-Esmâ’ ve’s-Sıfât (O’nun isimleri ve sıfatları): Allah’ın kendisini tarif ettiği özellikleri bozmadan, inkâr veya kıyas yapmaksızın kabul etmek.

Kur’an, Mekke’de inen ilk ayetlerde Allah’ın kim olduğu, ahiretin ne anlama geldiği ve imanın ne ifade ettiğine odaklanmıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ilk Müslüman topluluğunu inşa ederken öncelikle akide temelleri üzerine yapılaşmayı sağlamıştır. Namaz ve diğer ibadetlerin farziyeti ise daha sonra gelmiştir. Hicap da aynı şekilde… Ancak Müslüman olmanın ilk adımı iman ile başlar ve iman akidenin ilk basamağıdır.

Akidenin en güzel yönlerinden biri, Allah’ın isim ve sıfatlarını anlamaktır. O, Rahman’dır (çok merhametlidir), Adl’dir (çok adaletlidir), Latif’tir (lütfuyla ince davranandır) ve Kahhar’dır (kudretiyle en güçlü olandır).

Allah’ın isimlerini ve sıfatlarını anlamak ve onaylamak, imanın bir parçasıdır. İman etmekle, O’nun kendisi hakkında söylediklerini kabul ederiz ve inanan bireyler olarak kendi sınırlarımızı tanırız.

Manevi karmaşa, ahlaki görecelik ve kimlik krizleriyle dolu bir çağda, net ve doğru bir inanç, karanlık ve dalgalı bir denizdeki gemilere rehberlik eden bir deniz feneri gibidir. İnanç olmadan yön ve amaç bulmak imkânsızdır. Aksi takdirde, insanlar şu durumlara düşer:

-Batıl inançlara ve putlara tapınmak,

-İslam’la çelişen ideolojilere körü körüne inanmak,

-Allah’a teslimiyetten uzak bir dini anlayış geliştirmek.

Akidenin Temelleri

Zorlukta ve kolaylıkta yalnızca Allah’a güven!

-O’nu her şeyden çok sev ve her şeyi O’ndan bekle!

-Sana zor gelse bile O’nun emir ve yasaklarına uy!

-Egona meydan oku, vahye teslim ol!

-İslam’la çelişen şüpheli inançlardan, eylem ve söylemlerden uzak dur!

“Allah’a güveniyorum” demek kolaydır. Ancak gerçek akide, hayat zorlaştığında ortaya çıkar; kayıplar, acılar ve kafa karışıklıklarıyla karşılaşıldığında. Musa (a.s.) deniz ile Firavun’un ordusu arasında köşeye sıkıştığında tepkisi netti: “Şüphesiz Rabbim benimle beraberdir ve bana yol gösterecektir.” İşte sağlam iman böyle bir şeydir.

Ayrıca belirtmek gerekir ki İslam, insanlardan akıllarını terk etmelerini istemez; aksine, düşünmeye ve tefekküre çağırır. Ancak aynı zamanda aklın bir sınırı olduğunu öğretir. Gayb hakkında, Allah’ın doğasıyla ilgili, aklın ötesine geçen konular vardır. İnsanların akıllarını vahyin üzerine çıkarması ve ilahi meseleleri insan mantığıyla yargılamaya çalışması tehlikeli bir durumdur.

İslam tarihinde pek çok grup arasında Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat, her zaman orta yolu tutmuş, Allah ve Resulü’nün söylediklerini tasdik etmiş, inkâr veya abartı gibi aşırılıklardan kaçınmıştır.

İslam, akideye dayalı bir akıl ve fikir dinidir. Dinde ne saf akılcılığa ne de kör mistisizme yer vardır. İnanç akidelerimize göre “aklı olmayanın dini de yoktur.” İslami akide Kur’an ve Sünnet’e dayanır. Bu iki kaynak, akidenin temel referanslarıdır.

Son olarak, Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Benim yürüdüğüm yola ve bu yolda beni takip eden ashabım benim yolumdadır,” diyerek şu uyarıyı yapmıştır: “Sizden hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.” (Ali İmran; 104). Akide bir okul dersinden daha fazlasıdır. Sadece sınıfta çalıştığınız veya internette tartıştığınız bir husus değildir. Kolaylık ve acı içinde, yaşam boyunca kalbinizde taşıdığınız imandır. Eğer akideniz sağlamsa, hayatınızın bir anlamı vardır. İbadetiniz daha fazla anlam kazanır ve ruhunuz huzur bulur.

Fatih Altunbaş

Yorum yap

Fatih Altunbaş *

Tüm Yazıları →
Fatih Altunbaş

Ayrıca Bakınız

America First – Önce ABD    (-I-)

America First – Önce ABD (-I-)

Donald Trump, 20 Ocak 2025’te yemin ederek göreve başlarken İncil’i sıkıca kavradı. Bir dönem siyasi …

DERGİDEKİ DİĞER YAZILAR



Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir