İslam dini, insanın hem Allah’a karşı kulluk görevini hem de topluma karşı sorumluluklarını en güzel şekilde yerine getirmesini öğütler. Bu bağlamda “ihsan” kavramı, dinin en yüksek ahlaki ve manevi mertebelerinden biri olarak öne çıkar. İhsan, sadece ibadetlerde değil, hayatın her alanında insanın davranışlarını Allah’ın onu gördüğüne ve izlediğine inanarak şekillendirmesinin ölçüdür.
Hz. Peygamber’in Cibril Hadis’inde ifade ettiği üzere ihsan, “Allah’ı görüyormuş gibi kulluk etmektir; her ne kadar sen O’nu görmüyorsan da O seni görmektedir.” Bu tanım, ihsanın özünde Allah’ın sürekli gözetimi altında olma bilinci bulunduğunu ortaya koyar. İhsan, iman ve ibadetin ötesinde, kalbin derinliklerinde Allah’a bağlılık ve samimiyetin en üst seviyesi ve zirvesidir.
İhsan sahibi bir insan:
İbadetlerinde samimidir; gösteriş ve riyadan uzak, her eylem ve söylemini yalnızca Allah rızası için yapar.
Üstün bir ahlak sahibidir; doğruluk, adalet, merhamet ve sabır gibi erdemleri hayatına taşır.
Toplumsal ilişkilerinde örnek bir insandır; barış ve huzurun tarafında insanlara iyilik yapar, kimseye zarar vermez, hakkı gözetir,
Çalışma ve üretiminde titiz ve Hakkı gözetir; işini en güzel şekilde yapmayı Allah’a kulluğun bir parçası olarak görür.
İdeal İnsan Modeli olarak insan:
İnsan, sadece bireysel ibadetlerle değil, tüm yaşamıyla Allah’a kulluk eder. Bu nedenle ideal insandır. Buna göre;
Kalbi temiz, niyeti halis, dili ve yolu doğru olmalıdır.
Topluma faydalı, çevresine güven veren, adaletli bir birey olmalıdır.
Kendi nefsini terbiye eden, sabır ve şükürle hayatını sürdüren bir kul olmalıdır.
İhsan, İslam’ın ruhunu yansıtan en yüce kavramlardan biridir. İhsan sahibi insan, Allah’ın huzurunda daima bilinçli, toplum içinde ise örnek bir şahsiyet olarak yaşar ve öne çıkar. Böylece hem dünya hayatında huzura kavuşur, hem de ahirette Allah’ın rızasına uygun yaşamış bir kul olarak muamele görür.
İhsan, sadece bir kavram değil, insanın kalbinde sürekli canlı tutması gereken örnek bir farkındalıktır. Allah’ın her an bizi gördüğünü bilmek, hayatın her alanında sorumluluk bilinciyle hareket etmek, insanın hem kendisine hem de çevresine karşı dürüst, adil ve merhametli olmasını sağlar.
İhsan sahibi bir insan, kalbini sürekli arındırmaya çalışır. Niyetlerini sorgular, gösterişten uzak durur, yaptığı her işte Allah’ın rızasını gözetir. Bu, insanın içsel huzurunu artırır ve onu daha dengeli bir kişiliğe dönüştürür.
İhsan, bireysel bir bilinç hâli olmakla birlikte toplumsal ilişkilerde de kendini göstererek; Hakkı gözeten, adaletten sapmayan, güven veren, iyilik yapmayı bir görev değil, bir hayat tarzı olarak kabul eden bir insan tipi ortaya çıkarır.
O, işini en güzel şekilde yapmayı Allah’a sunulan bir ibadet olduğuna inanır.
İslami anlayışa göre ideal insan, hem kalbiyle hem davranışlarıyla Allah’a bağlıdır. O, sabırlı, şükreden, merhametli, adaletli ve güvenilir bir kişi ve kişiliktir. Böyle bir insan, hem kendi iç dünyasında huzuru bulur hem de toplumda örnek bir şahsiyet hâline gelerek âleme örnek olur.
İslam’ın özünü yansıtan bir yaşam biçimi olarak ihsan sahibi insan, Allah’ın huzurunda bilinçli, toplum içinde ise güvenilir ve faydalı bir birey olarak yaşayandır. Bu davranış insana hem dünya hayatında huzur, hem de ahirette Allah’ın rızasını kazandırır.
Mübarek Ramazanı Şerifin hürmetine Rabbim bizleri ve İslam ümmetini Muhsinlerden eylesin ve Sıratı Müstakimden, kendi yolunda yaşamaktan ve mücadele etmekten ayırmasın!
Selam ve dualarımla…
Akıncılar Dergisi Türkiye'nin Güncel, Doğru ve Seviyeli Haber ve Bilgi Portalı