İran tarihini tahlile tabi tutar isek Med’ler,Hehamenişler ve Sasaniler olarak İslam öncesi üç başlıkta inceleyebiliriz!..
Yalnız bizi ilgilendiren M.Ö.330 ve M.Ö.550 arası 220 yıl hüküm sürmüş olan Hehameniş döneminin Kral Xerxes’in-huşayarşah- Şah’lığında vukubulan ve bazı rivayetlerde 77.000 ve bazı rivayetlerde ise 400.000 ile 800.000 arasında insanın canlı canlı hendeklerde yakılarak tarihin ilk holokost yani soykırım katliamının Yahudi bir kadın olan Ester ve amcası Mordohay tarafından Babil sürgünü akabinde Şah’ın Ester’e tutulması ve onu elde etme adına bu kadar İran’lı Zertüşt’ün yakılarak öldürülmesine ferman çıkarmasına vesile olmuştur!..
Bu soykırım,Yahudi tarihinde “PURİM” bayramı olarak halen de kutlanmaktadır.Hatta İranlılar ve uzakdoğu halklarının da çoğu bu bayramı “Nevruz(!)” adı altında kutlamaktadırlar.Dünyanın hiçbir yerinde insanlar toplu katliama uğradıkları bir günü bayram olarak kutlamadıkları gibi böyle bir günü hüsran ve mazlumiyetin nişanesi olarak müstekbirlere karşı bir hareket ve intikam günü olarak değerlendirilmeli!..Fakat bu durum İran’da “katiline aşık olma(!)”ya dönüşmüştür.
Ester ve Mordohay’ın kabirleri bir türbeye dönüştürülerek Hamedan şehrinde İsrail’den sonra en mühim hac(!) ziyaretgâhı olarak turizme hizmet etmektedir!. Ortadoğuda İran İsrail’den sonra en çok Yahudinin ikamet ettiği ikinci ülkedir. Hatta peygamberimizin hadislerinde kıyamet alametlerinden sayılan “deccal”e İsfahan’ın Taylesan yahudilerinden 70.000 kişinin tabi olacağı rivayet edilmektedir!..
Osmanlı’nın son dönemlerinde Cemaleddin Efğani adındaki Bahai de Hamedan’lı olması oranın bu hareketin de merkezi olduğuna delalet ettiği düşüncesini sevk etmektedir. Çünkü Bahailik ve Masonizm ilişkileri ve Bahailiğin bugün İsrail’in Hayfa şehrinde merkez oluşturması ve “Masonluğun da Siyonizmin kölelik mezhebi(!)” oluşu da öyle sıradan bir şey değildir!…
Kur’anda Allah’ın lanetine uğramış tek kavim bu imansızlardır. Hz.Davud, Yakub, Musa, Süleyman gibi peygamberler yahudileri her ne kadar ıslaha yönlendirilmek isteseler de Allah’ın verdiği nimetlere o derecede nankörlükte bulunmuşlardır. Yani her ne kadar nimet verilmişse o kadar kıymetini bilmediler. Hz.Musa’nn Kızıl denizi yararak firavunun şerrinden kurtarmasını karşılık Allaha isyan ettiler ve buzağıya taptılar, Hz.Zekeriyya’yı bıçkı ile ikiye ayırdılar ve Hz.Yahya aleyhisselam’ın başını kestiler.
Bu lanetli kavim tüm bu alçaklıkları yetmezmiş gibi kendilerini “Allah’ın cocukları (!)” olduklarını iddia ettiler.
Alıntı.
Akıncılar Dergisi Türkiye'nin Güncel, Doğru ve Seviyeli Haber ve Bilgi Portalı