.Size “tababet yazısı” yazıyor değilim. Gaz bezinden de gazlı bezden de anlamam. Doktor yazarlarımız var: Onlar, size bunları anlatırlar.
Ben,şimdi sizlere en hakiki “gaz bezi”nden bahsedeceğim. Öyle bir bez ki bu, yaralarımız üzerinde evlerimize taşınmış ve yaraların sahibi olduğu bedenlerimizin dili, yaralarımızdan sökülen beze “gaz bezi” dedikleri için biz de ona “gaz bezi” veya “gazlı bez” demişiz.
Yaralı bedenimizin dili “Gaz bezi” derken, aslında bir başka şey söylemiş ama, biz onu, “gazlı bez” diye anlamışız ve ona o günden beridir “gaz bezi” veya “gazlı bez” demişiz.
Bu beze, “gaz bezi” dediğimiz günlerde, “gaz” denen şeyi bilmezdik.
Vakıa, düşmanlarımız bilirlerdi ve üzerimize attıkları bombalara, bizim bilmediğimiz gazları da yükleyerek atarlardı. Biz, o bombalara gaz bombası” demeyi de bilmezdik ama yaralarımızı sardığımız yara bezlerimize “gaz bezi” derdik.
O günlerden kalma, bir tanımımız daha vardır. Ona da “Modern Hemşirelik” deriz. Kurucusu olarak da Alman hastabakıcısı Nightingale diye bir isim biliriz. Sadece “Nightingale” de demeyiz..İllaki, “Florence” diye de başına bir başka “fosforlu isim” koyarız.
Sadece, Nightingale dersek olur ya “ne bu gaile” türünden çağrışımlar olur. Bu yüzden,illa da “Florence” deriz ve bu “Florence”i florans lambası kaabilinden çok parlak bir isim olarak zihnimize yansıtırız.
Aynı günlerden, Çanakkale’mizin,
Gazze’mizin “Hemşire”lerini hiç birimiz bilmeyiz Mesela: Safiye Hüseyin Hanımefendi’yi hangimiz biliriz?
Bilmeyiz….Çünküüü…Safiye Hüseyin gibi vatan evladı hemşirelerimiz “modern” değillerdir..Modern diyebileceğin şey florans lambası gibi olmalı; Alnında da, en afilisinden “Haç” olmalı… Eğer, alnında Hilal varsa, o, ancak, “haçlının gölgesinde ve liderliğinde” modern olur.Tek başına asla ve kat’a modern olamaz.
Modernlik, “hemşire” diye bir kelimeyi hiç üretmemiş ve üretememiş ama varsın olsun. “Dişi Hasta bakıcı”yı, “hemşire”ye üstad yapmayı beceren de, “hemşire” gibi “mukaddes” bir kelimeyi üreten bizim zihnimiz değil mi?
Zaten,Florence Nightingale’i de hiç bir zaman “dişi hasta bakıcı” olarak algılamadık. Ona da “hemşire” dedik…
Biz,öylesine safız ve öylesine kendinden geçmiş bir hafızaya sahibiz ki, Florence Nightingale isimli dişi hasta bakıcıya “hemşire” dediğimiz gibi, hiç bir hemşiremize de “dişi hastabakıcı” gözüyle bakmayız. Üstüne üstlük, yaramızı sarmaya gelen hemşirelerimizin ellerindeki bezlerin “Gazze”den dolayı “Gaz Bezi” olarak isimlenmiş olduğunu, bize birisi anlatsa ya..”Hadi oradan” demeyi, bilgiçliğimizin de esası sayarız.
Ama… Biliyor musunuz?… “Gaz Bezi” dediğimiz şey, aslında,tamı tamına “Gazze Bezi”dir…
Daha önceki “Ğazze Anadoludur” başlıklı yazımızda anlattığımız gibi, Ğazze-Berşeba hattında yaralı askerlerimize, Gazze’nin bezleri sarılmış ve askerlerimiz, yaralarını saran o beze, Anadolu’ya geldiklerinde “Gazze Bezi” dedikleri için, yaralarımıza şifa olsun diye sardığımız o bez; Gazze Bezi’nden, “gaz bezi”ne veya “gazlı bez”e ism-i hal olmuştur…
Bu yüzdendir ki,şimdilerde “Gazze neresi?” diye soru soranlarımız vardır. Çünkü, Ğazze, bunların kafasında “gaz” haline gelmiş ve o gaz da uçuvermiştir.
Kısacası: Gaz bezi veya gazlı bez dediğimiz bezin aslı, “Ğazze Bezi”dir ve o bez, bir vefa ve şifa olarak yaralarımız üstünde, Anadolu’muza, bir daha gitmemek üzere bize gelmiştir.
Bu halde,”Ğazze” bilinmeli ki, her bakımdan,yaralarımızın şifası ve koruyucusudur.
Modern değil ama: Tamı tamına “bizim”dir. Tıpkı,”Hemşire” gibi.
Aydın Aydın