Vahyin bütün haberleri, insanlığın selameti için vazgeçilmezdir. Geçmişte inen ayetlere de son olarak indirilen Kur’an-ı Kerim ayetlerine de Furkan ismi verilmiştir. Furkan: “İnsanın rüştünü olgunluğa ulaştıran, ayırıcı bir akıl inşa eden, davranışlarını temsil ve tebliğe dönüştüren ayetlerin genel adıdır.”
Furkan Suresi’nde, insanlığın ihtiyacı olan güzel insanlardan bahseden ayetler bulunduğu gibi, güzel olana karşı çıkan iradelerden de söz edilir: “Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren Allah’ın…” (Furkan, 25/1) çağrısına teslim olmuş iradeler, “Rahman’ın kulları” olarak tanıtılır. Vahyin etkisini bütün hayatlarına yayan müminlerin güzel hâllerinden söz edilir.
İnsan, insandan etkilenir. Birçok karar alınırken bu durum zaten yaşanan bir hakikattir. Etki ettiklerimiz ve etkilendiklerimiz hayatın içinde sürekli devam eder.
İnsan: “Keşke falanları arkadaş edinmeseydim.” (Furkan, 25/28) dememek için yol arkadaşlarını ve dostlarını her zaman özenle seçmelidir. Bunun, dünyaya dair sonuçları olduğu gibi ahirette de sonuçları olacaktır.
İnsanın yaratılışı anlama sorunu devam etmekte; hakikati anlatan resûllere karşı itirazlar sürmektedir. Bazen geleni beğenmeyerek, bazen de getireni küçümseyerek alay konusu yapanlar, hakikatin nimetinden mahrum kalmaktadır.
Kendine ait sorularını sorunlarının temeli hâline getiren; çözüm öneren vahyi yok sayan insan aldanır. Bu, birikmiş yalanlarına yenilerini ekleyen zavallı bir iradedir. Muhtaç olduğu şeyi ziyan eden insan, acınacak bir hâle düşer. İnsanın en büyük ihtiyacı ilahî destektir. İlahi desteğin hazır olduğunu bilen, ilahi huzurda yaşadığını idrak eden insan Allah’a teslim olmalıdır.
Aslı unutan, sahtenin peşine düşer. Sahtenin bütün neticeleri de sahtedir. Zikri unutan insan, küfrü övmeye ve küfürle övünmeye başlar. İslam coğrafyasında küfrün simsarlığını yapar; ta ki sahte olandan vazgeçinceye kadar. Hayatın her alanında ölçüsü hakikat, çağrısı İslam olmayanların şeytanla dostluğu bitmez.
Vahyin sık sık hatırlattığı “kavuşma günü” haberini ciddiye almayanların ulaşacağı yol sadece sapkınlıktır. “İşte o gün gerçek egemenlik Rahmân’ındır ve o gün inkârcılar için çok zor bir gün olacaktır.” (Furkan, 25/26)
Büyüklenme Allah’ın ayetine karşı olunca, insan yaşayan bir leşe; görülmez bir hiçe ve ahirette ateşe dönüşür.
Risalet görevini aşkla yerine getiren elçiye dün itiraz edenlerin bahaneleri ile bugün itiraz edenlerin bahaneleri, özünde aynıdır. İslam’a ve müminlere olan kinlerini açık ya da gizli şekilde ortaya koyarlar.
“Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi.” (Furkan, 25/30) şikâyetinin muhatabı olmamak için müminler Kur’an-ı Kerim ile hemhâl olmalıdır. Vahiyle beraber olmak, vahiyle yürüyenlere yol arkadaşı olmaktır. İslam’ın temel kaynağını bir kenara bırakmanın acı sonuçlarını bireysel ve toplumsal olarak yaşamadan ölen yoktur. Kimisi hatasını fark eder, kitabına döner. Kimisi ise çıkış yollarını yanlışında arar.
İnsan, yanlışta öyle ısrar eder ki yoldan sapar da sapar. “Yoksa sen onların büyük çoğunluğunun gerçekten senin davetine kulak verdiklerini yahut doğru dürüst düşündüklerini mi sanıyorsun? Aksine onlar, başka değil, bir hayvan sürüsü gibidirler; hatta tuttukları yol bakımından daha da sapkındırlar.” (Furkan, 25/44)
Gözünü açmayan, her yeri karanlık sanır. Gözünü açan ise ışıkla kıymetlenir. İnsan da vahiyle kıymetlenir. Kıymetli kullarını birçok ayette öven Rahman, Furkan Suresi’nde onlardan şöyle bahseder:
Yürüyüşlerinde vakar, sözlerinde selamet, yollarında istikamet vardır. Yolları cahillerle kesiştiğinde veya cahiller onlara itiraz ettiğinde asaletlerini kaybetmezler. Onca yanlış tavra rağmen onlara “selam” diyerek kapıyı açık bırakırlar. Bilirler ki insan tek bir karardan ibaret değildir. Yarın danışacak birini ararlarsa, “kapı selam kadar açık” kalsın isterler.
Hâllerini her zaman gözden geçirme, her daim Allah’a arz etme gayreti içindedirler. Gelecek olan büyük günden korunmak için gecelerinde secde ve dua vardır. Rahman’a kul olmanın da bir nimet olduğunu bilerek şükreden dilleri ve bunu tasdik eden kalpleri vardır.
Helalinden edindiklerini helal yollarla paylaşırlar. Cimri olup kazandığına ezilmeye de haddi aşıp rızkı ziyan etmeye de rızaları yoktur.
Hayatlarından boş sözü de boş söze tanıklığı da çıkarırlar. Kıymeti olmayana kıymet vermezler. Hayatında kıymetsize zaman ayırmanın, kıymetli olana haksızlık olacağını bilirler.
Eş ve nesil isterken ne istediklerini de neden istediklerini de bilirler. Ailenin sıradan olmadığını ve sorumluluğunu bilerek nesillere talip olurlar. Hayatta en değerli şeyin İslam’a bağlılık olduğu duygusunu diri tutarlar.
Allah’a kulluğun ve yalvarışın insana kattığı değeri bilerek hayatını İslam ölçüsüyle şereflendirenlere Rahman’ın vereceği büyük ödül günü gelecektir.
“İşte bunlar, zorluklara katlanmalarının karşılığı olarak cennet konağıyla ödüllendirilecek, orada sağlık ve esenlik dilekleriyle karşılanacaklar. Orada sonsuzca yaşayacaklar. Ne güzel bir yerleşme ve kalma yeri!” (Furkan, 25/75–76)
Akıncılar Dergisi Türkiye'nin Güncel, Doğru ve Seviyeli Haber ve Bilgi Portalı